Dijital İtaat Rejimi: Türkiye'de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması Raporu Analizi
Özet
İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) tarafından hazırlanan "Dijital İtaat Rejimi" başlıklı rapor, Türkiye'de 5651 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla sosyal ağ sağlayıcıları (SAS) üzerinde kurulan yasal çerçevenin, platformları bir "itaat rejimine" tabi kıldığını ve şeffaflık iddialarının bir "yanılsamadan" ibaret olduğunu öne sürmektedir.
Raporun temel tezi, temsilci atama zorunluluğu, yüksek sermaye şartları, kademeli ve ağır yaptırımlar (para cezaları, reklam yasağı, internet trafiği bant genişliğinin daraltılması) gibi araçlarla platformların, devletin içerik kaldırma ve kullanıcı verisi taleplerine yüksek oranda uymaya zorlandığıdır.
Bu rejim sonucunda, TikTok (%91,8) ve Meta gibi büyük platformların Türkiye'den gelen taleplere uyum oranları oldukça yükselmiştir. Ancak bu uyum, ifade özgürlüğü ve temel haklar pahasına gerçekleşmektedir.
Yasal bir zorunluluk olan şeffaflık raporları ise platformların çoğu tarafından eksik, yüzeysel ve kanunun gerektirdiği ayrıntıdan yoksun bir şekilde yayımlanmaktadır.
Bu durum, kamu denetimini imkansızlaştırarak mevcut düzenlemeyi bir denetim mekanizmasından ziyade bir kontrol ve baskı aracına dönüştürmektedir.
Rapor, bu yasal çerçevenin platformları devletin sansür aygıtının bir parçası haline getirdiğini ve kurumsal bir dijital tahakküm inşa ettiğini vurgulamaktadır.
1. Raporun Künyesi ve Metodolojisi
Rapor Adı: Dijital İtaat Rejimi: Türkiye'de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması
Yazarlar: Prof. Dr. Yaman Akdeniz & Uzman Araştırmacı Ozan Güven
Yayımcı: İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD)
Yayım Tarihi: Ocak 2026
ISBN: 978-625-99747-7-4
Kapsam: Rapor, 29.07.2020 tarihli 7253 sayılı Kanun ve 13.10.2022 tarihli 7418 sayılı Kanun ile 5651 sayılı Kanun’a eklenen düzenlemeler çerçevesinde, Türkiye'de günlük erişimi bir milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcılarının (SAS) hukuki sorumluluklarını, yükümlülüklerini ve bu yükümlülüklere uyum düzeylerini incelemektedir.
İncelenen Platformlar: X (eski adıyla Twitter), Meta (Facebook & Instagram), YouTube, TikTok, LinkedIn, Pinterest, Dailymotion, VKontakte ve yerel bir aktör olan Ekşi Sözlük.
Odak Noktası: Rapor, platformların yasal prosedürlere şeklen tamamıyla uymadıklarını, devletin yoğunlaşan sansür politikaları karşısında ifade özgürlüğünü savunan yaklaşımları sorgulamaktadır.
2. Yasal Çerçeve: Sosyal Ağ Sağlayıcılarının Yükümlülükleri
5651 sayılı Kanun'a yapılan eklemelerle, Türkiye'de faaliyet gösteren ve günlük erişimi bir milyonu aşan yurt içi ve yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıları için kapsamlı bir yükümlülükler rejimi oluşturulmuştur.
A. Temsilci Atama Zorunluluğu ve Yaptırımlar
Yasanın en temel unsurlarından biri, yurt dışı kaynaklı SAS'lerin Türkiye'de yetkili bir temsilci belirlemesidir. Bu yükümlülüğe uymayanlara yönelik kademeli bir yaptırım süreci öngörülmüştür:
Birinci Aşama: Bildirimden itibaren 30 gün içinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen SAS'ye 10 milyon Türk lirası idari para cezası (Kasım 2020).
İkinci Aşama: Cezaya rağmen 30 gün daha yükümlülüğünü yerine getirmeyen SAS'ye ek olarak 30 milyon Türk lirası idari para cezası (Aralık 2020).
Üçüncü Aşama: İkinci cezaya rağmen yükümlülüğünü yerine getirmeyen SAS'ye yönelik reklam yasağı (Ocak 2021).
Dördüncü Aşama: Reklam yasağı kararından itibaren üç ay içinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen SAS'nin internet trafiği bant genişliğinin %50 oranında daraltılması (Nisan 2021).
Beşinci Aşama: Başvurunun devamı halinde bant genişliğinin %90'a kadar daraltılması (Mayıs 2021).
Bu süreç sonucunda VKontakte, YouTube, TikTok, Dailymotion, Periscope, Pinterest, Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformlar Türkiye'de temsilci atamıştır.
B. Temsilcilik Yapısında Sıkılaştırma: Sermaye Şirketi Olma Zorunluluğu
01.04.2023 tarihinde yayımlanan "Sosyal Ağ Sağlayıcısı Hakkında Usul ve Esaslar" ile temsilcilik yapısı daha da ağırlaştırılmıştır. Yeni düzenlemeye göre temsilcilerin:
Türkiye'de kurulmuş bir sermaye şirketi olması,
Sermayesinin en az 100 Milyon Türk Lirası tutarında olması,
Şirket unvanında platform adını içermesi gibi koşullar getirilmiştir.
Bu "kurumsal sıkılaştırma ve yerelleştirme stratejisi", rapor tarafından platformların faaliyetlerinin doğrudan denetlenebilir hale getirilmesine yönelik "kuruluşlanmış politik bir baskı aracı" olarak nitelendirilmektedir.
Tablo: Platformların Sermaye Şirketi Uyum Değerlendirmesi
Platform | Unvanda Platform Adı & Kuruluş İli | Şirket Paylarının SAS'a Ait Olması | Açıkça SAS'ın Parçası Olması | 100 Milyon TL Sermaye | SAS'ın Tam Yetkili ve Sorumlu Olması |
Meta (Facebook & Instagram) | Karşılamıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor |
Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılamıyor | |
Google (YouTube) | Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor |
TikTok | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor |
X (eski adıyla Twitter) | Karşılamıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor | Karşılıyor |
Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılamıyor | Karşılıyor | Karşılıyor |
Kaynak: Rapor, Tablo 1
Tabloya göre Meta ve Google (YouTube) gibi platformlar unvan şartını, LinkedIn ise koşulların hiçbirini karşılamamaktadır.
C. Diğer Temel Yükümlülükler
Kullanıcı Başvurularına Cevap Verme: Kullanıcıların başvurularına 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz yanıt verme zorunluluğu.
İçerik Kaldırma ve Erişimi Engelleme: Hâkimlik kararıyla bildirilen içeriği 24 saat içinde çıkarma veya erişime engelleme zorunluluğu. Aksi halde doğacak tazminattan sorumlu tutulma riski.
Adli Makamlara Bilgi Verme: TCK'da yer alan belirli suçlara (çocukların cinsel istismarı, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, devlet sırlarına karşı suçlar vb.) ilişkin soruşturmalarda savcılık veya mahkeme talebiyle kullanıcı bilgilerini verme yükümlülüğü.
Şeffaflık Raporları: Altı ayda bir, içerik kaldırma/engelleme başvurularına ilişkin istatistiksel ve kategorik verileri içeren raporları BTK'ya sunma ve kendi sitesinde yayımlama yükümlülüğü.
Veri Yerelleştirme: Türkiye'deki kullanıcıların verilerinin Türkiye'de tutulmasına yönelik tedbirler alma yükümlülüğü.
Çocuklara Özgü Hizmetler: Çocuklara yönelik riskleri azaltıcı, yaşlarına uygun, gizlilik ilkelerini gözeten ayrı hizmet sunma yükümlülüğü.
3. "Şeffaflık Yanılsaması": Raporların Analizi
Raporun temel argümanlarından biri, yasal bir zorunluluk olan şeffaflık raporlarının pratikte bir denetim aracı olmaktan çok uzak olduğudur. Platformların yayımladığı raporlar, "şeffaflık yanılsaması" yaratmaktadır.
A. Raporlardaki Genel Eksiklikler
Eksik Veri: Platformların çoğu, Kanun'un Ek Madde 4/3 hükmü uyarınca sunmaları gereken istatistiksel ve kategorik verileri raporlarına dahil etmemektedir. Özellikle 9. Madde (kişilik hakları) ve 9/A Maddesi (özel hayatın gizliliği) kapsamındaki başvurulara dair veriler ayrıştırılmamaktadır.
Yüzeysel Bilgilendirme: Raporlar, kamuyu aydınlatmaktan ziyade yasal bir zorunluluğu yerine getirme amacı taşımaktadır. Algoritmik sistemler, reklam politikaları, başlık etiketleri gibi konularda ya hiç bilgi verilmemekte ya da çok sınırlı bilgi sunulmaktadır.
Denetimsizlik: BTK tarafından yayımlanan Usul ve Esaslar, rapor içeriklerini daha da geniş tanımlamasına rağmen, bu raporlara uyum konusunda etkin bir denetim yapılmamaktadır.
B. Platform Bazında Değerlendirmeler
X (Twitter): 2021'den bu yana düzenli olarak Türkçe rapor yayımlasa da bu raporlarda 9. ve 9/A maddelerine ilişkin istatistikler ve kategorik veriler bulunmamaktadır. Bu durum, raporların yasal yükümlülükleri yerine getirmekten uzak olduğunu göstermektedir.
Meta (Facebook & Instagram): Düzenli olarak rapor yayımlamakta ancak verileri "kümeleme" politikası ile sunmaktadır. Bu, hangi ihlal türünün daha yaygın olduğunun ve platformun hangi taleplere daha fazla olumlu yanıt verdiğinin analizini engellemektedir.
LinkedIn: Raporlama konusunda en zayıf platformlardan biridir. 2025'in ilk yarısına kadar yalnızca tek bir dönem için rapor yayımlamış olması, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesine yönelik ilgisizliğini ortaya koymaktadır.
VKontakte: Raporlama yükümlülüğünü sistematik olarak ihlal etmektedir.
4. "Dijital İtaat Rejimi"nin Sonuçları
Rapor, mevcut yasal çerçevenin ve yaptırım tehditlerinin platformları Türkiye makamlarının taleplerine yüksek oranda uymaya zorlayarak bir "itaat rejimi" yarattığını savunmaktadır.
A. Yüksek Uyum Oranları ve Sansür
TikTok: Raporda, 2024'ün ilk yarısında Türkiye'den gelen içerik kaldırma ve erişim engelleme taleplerine %91,8 oranında olumlu yanıt vererek en "itaatkâr" platformlardan biri olduğu belirtilmektedir.
Meta: Türkiye'den gelen kullanıcı verisi taleplerine uyum oranı yıllar içinde önemli ölçüde artmıştır. 2021'de %59 olan uyum, 2024'ün ikinci yarısında %82'ye yükselmiştir. Bu artış, yerel temsilcilik ve bant daraltma yaptırımları sonrası "Yüksek Uyum ve İtaat" politikasına geçişin bir göstergesidir.
Google: Daha önce Türkiye'deki standart yasal süreçlere karşı "sıfır çekme" politikasını benimseyen Google, 2022'den sonra bu politikadan vazgeçmiş ve "Acil Durum İfşa Talepleri" gibi konularda veri paylaşmaya başlamıştır.
Muhalif Seslerin Susturulması: Bu uyum, genellikle muhalif gazetecilerin, sivil toplum örgütlerinin, aktivistlerin ve siyasetçilerin (örneğin Ekrem İmamoğlu) hesaplarına yönelik erişim engelleme ve içerik kaldırma kararlarının uygulanmasıyla sonuçlanmaktadır. Platformlar, yasal düzenlemelerin baskısı altında sistematik bir sansür aracı haline gelmektedir.
B. Hukuki ve Anayasal Sorunlar
Hukuki Güvencelerin Zayıflaması: Rapor, Anayasa Mahkemesi'nin 2021 yılında verdiği Keskin Kalem Yayıncılık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesini ifade özgürlüğünü ihlal ettiği yönündeki tespitine rağmen, yasa koyucunun bu kararı görmezden gelerek düzenlemeleri daha da sertleştirdiğini vurgulamaktadır.
BTK'nın Geniş Yetkileri: BTK'ya tanınan; platformların algoritmalarını, ticari sırlarını ve veri işleme mekanizmalarını yerinde denetleme yetkisi, orantısız bir müdahale riski taşımaktadır. Bu yetkiler, "şeffaflık ve hesap verebilirlikten ziyade keyfi müdahaleye" zemin hazırlamaktadır.
Keyfiyet Riski: Özellikle "can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan içerikler", "başlık etiketleri" ve "kriz planı" gibi kavramların muğlaklığı, platformlar üzerinde bir "otosansür" baskısı yaratmakta ve keyfi uygulamalara kapı aralamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder