Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2026-04-23

Fruktooligosakkaritler (FOS) ve Galaktooligosakkaritler (GOS): Biyokimyasal Mimari, Endüstriyel Paradigmalar ve Klinik Etkiler

Fruktooligosakkaritler (FOS) ve Galaktooligosakkaritler (GOS): Biyokimyasal Mimari, Endüstriyel Paradigmalar ve Klinik Etkiler

Bu brifing belgesi, fruktooligosakkaritlerin (FOS) ve galaktooligosakkaritlerin (GOS) yapısal özelliklerini, üretim yöntemlerini, doğal kaynaklarını ve insan sağlığı üzerindeki sistemik etkilerini inceleyen kapsamlı bir sentez sunmaktadır.

Özet

Fruktooligosakkaritler (FOS) ve galaktooligosakkaritler (GOS), prebiyotik sınıflandırmasının katı kriterlerini karşılayan, en güçlü şekilde çalışılmış sindirilemeyen karbonhidratlardır (NDC). 

Bu bileşikler, üst gastrointestinal sistemde sindirime direnç göstererek kolona bozulmadan ulaşır ve burada başta Bifidobacterium ve Lactobacillus olmak üzere faydalı mikrobiyal taksonlar tarafından seçici olarak fermente edilirler. 

Bu süreç; kısa zincirli yağ asitlerinin (SCFA) üretimini tetikleyerek bağırsak bariyeri fonksiyonundan sistemik bağışıklığa, kemik sağlığından metabolik parametrelere kadar geniş bir yelpazede fizyolojik faydalar sağlar. 

Özellikle bebek beslenmesinde human sütü oligosakkaritlerini (HMO) taklit eden 9:1 oranındaki scGOS/lcFOS karışımı, klinik olarak en başarılı uygulamalardan biridir.


1. Biyokimyasal Mimari ve Yapısal Çeşitlilik

Prebiyotiklerin işlevselliği; monomerik birimlerin türü, polimerizasyon derecesi (DP) ve glikozidik bağların stereokimyası tarafından belirlenir.

1.1. Fruktooligosakkaritler (FOS)

  • Yapı: \beta-(2,1) glikozidik bağlarıyla bağlı D-fruktoz birimlerinden oluşan lineer polimerlerdir.

  • Sınıflandırma:

    • GFn serisi: Sükrozdan sentezlenen, terminal bir glikoz birimi içeren yapılar (1-kestoz, nistoz vb.).

    • Fn serisi: Tamamen fruktoz birimlerinden oluşan yapılar.

  • Sindirilebilirlik: İnsan sindirim enzimleri \alpha-bağlarını parçalamak üzere optimize edilmiştir, ancak \beta-fruktozidik bağlarını koparacak spesifikliğe sahip değildir. Bu durum, FOS'un yaklaşık %96 oranında kolona ulaşmasını sağlar.

1.2. Galaktooligosakkaritler (GOS)

  • Yapı: Genellikle terminal bir glikoz kalıntısı ile biten galaktoz birimleri zinciridir. DP aralığı 2 ile 8 arasındadır.

  • Çeşitlilik: GOS, FOS'a kıyasla daha heterojen bir yapıya sahiptir. \beta-(1,3), \beta-(1,4) ve \beta-(1,6) bağları içerebilir.

  • Aileler:

    • \beta-GOS: Laktoz türevi olup \beta-bağları ile karakterize edilir.

    • \alpha-GOS (Raffinose ailesi - RFO): Sükrozla ilişkili, \alpha-(1,6) bağları içeren yapılardır.


2. Endüstriyel Üretim ve Sürdürülebilirlik

FOS ve GOS ticari olarak iki ana yolla üretilmektedir: enzimatik sentez ve doğal polisakkaritlerin hidrolizi.

2.1. Üretim Yöntemleri

  • FOS Sentezi: Aspergillus niger gibi mantar kaynaklı fruktoziltransferaz (FTF) enzimleri kullanılarak sükrozdan elde edilir.

  • GOS Sentezi: Temel olarak \beta-galaktosidaz enzimlerinin transgalaktosilasyon aktivitesiyle laktozdan üretilir. Kimyasal olarak asit katalizli hidroliz yoluyla peynir altı suyu permeatından da %96 verimle elde edilebilir.

2.2. Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) Karşılaştırması

LCA Aşaması

Enzimatik Sentez (FOS/GOS)

Ekstraksiyon/Hidroliz (Yacon/Nohut)

Ana Girdi

Sükroz / Laktoz

Bitkisel Biyokütle

İşleme Yoğunluğu

Yüksek (Biyoreaktör)

Orta (Santrifüj, Ekstraksiyon)

Saflaştırma

Kapsamlı (Adsorpsiyon)

Orta (Dondurarak Kurutma)

Enerji Talebi

Belirgin (Isıl İnaktivasyon)

Belirgin (Dondurma/Kurutma)

Su Ayak İzi

Önemli (Substrat Hazırlığı)

Yüksek (Temizlik/Ekstraksiyon)


3. Doğal Kaynaklar ve Diyetsel Entegrasyon

Endüstriyel takviyelerin yanı sıra, prebiyotikler birçok doğal gıdada bulunur.

3.1. FOS ve GOS İçeren Temel Gıdalar

  • FOS Kaynakları: Soğan, sarımsak, pırasa, yer elması, kuşkonmaz, buğday kepeği, çavdar ve muz. Buğday ürünleri, genel popülasyon için ana FOS kaynağıdır.

  • GOS Kaynakları: Baklagiller (soya, nohut, maş fasulyesi) ve memeli sütü. Baklagiller özellikle \alpha-GOS (rafinoz ve stakiyoz) açısından zengindir.


4. Gastrointestinal Etkiler ve Mikrobiyal Dinamikler

4.1. Sindirim Direnci ve Bölgesel Fermantasyon

  • İnce Bağırsak: FOS, DP oranına bakılmaksızın %95'in üzerinde direnç gösterir. GOS'ta ise DP2 fraksiyonu (dimerler) yapıya bağlı olarak kısmen hidrolize olabilirken, DP \ge 3 fraksiyonu yüksek dirençlidir.

  • Kolon Bölgeleri:

    • Proksimal Kolon: FOS gibi kısa zincirli ve çözünür prebiyotikler burada hızla fermente edilerek pH'ı düşürür (5.4–5.9).

    • Distal Kolon: Karmaşık bağlara sahip GOS yapıları, fermantasyonun bu segmentlere kadar uzanmasını sağlar; bu da kolorektal patojenlere karşı koruma sağlar.

4.2. Bifidojenik Etki ve Çapraz Beslenme

Prebiyotikler, Bifidobacterium türlerinin büyümesini seçici olarak uyarır. Bu bakteriler oligosakkaritleri parçalayarak asetat ve laktat üretir. Bu yan ürünler, bütirat üreten Faecalibacterium prausnitzii gibi ikincil fermenterler için enerji kaynağı olur (mikrobiyal çapraz beslenme).


5. Klinik Başarılar ve Sistemik Etkiler

5.1. Bebek Beslenmesinde Devrim: scGOS/lcFOS (9:1)

Anne sütündeki HMO çeşitliliğini taklit etmek için geliştirilen bu karışım şu sonuçları vermiştir:

  • Anne sütüyle beslenen bebeklerdekine benzer bir Bifidobacterium baskın mikrobiyotası sağlar.

  • Dışkı su içeriğini artırarak kabızlığı azaltır.

  • Enfeksiyon insidansını düşürür ve alerjik duyarlılaşmayı azaltabilir.

5.2. Kemik Sağlığı ve Mineral Metabolizması

Prebiyotik fermantasyonu, kalsiyum (Ca^{2+}) ve magnezyum (Mg^{2+}) emilimini üç mekanizma ile artırır:

  1. Lüminal Asitlenme: SCFA üretimi pH'ı düşürerek minerallerin çözünürlüğünü artırır.

  2. Yüzey Alanı Artışı: Çekum duvarı ağırlığını ve mukoza kalınlığını artırarak taşıma alanını genişletir.

  3. Taşıyıcı Proteinlerin Düzenlenmesi: Vitamin D reseptörlerinin ve kalsiyum bağlayıcı proteinlerin ekspresyonunu uyarır.

5.3. Bağışıklık Modülasyonu ve Patojen Engelleme (Tuzak Mekanizması)

GOS, yapısal olarak bağırsak yüzeyindeki glikanlara benzer. E. coli ve Salmonella gibi patojenler, bağırsak duvarı yerine bu GOS moleküllerine bağlanır ("tuzak reseptör") ve vücuttan atılır.


6. Güvenlik, Tolerans ve Dozaj Rehberi

Prebiyotikler genellikle güvenli kabul edilse de, hızlı fermantasyon gaz ve şişkinliğe neden olabilir.

6.1. Dozaj Önerileri

Doz Aralığı

Popülasyon

Yan Etkiler

Öneri

4 - 6 g/gün

Yetişkinler

Yok/Minimal

Temel mikrobiyota desteği

10 - 15 g/gün

Yetişkinler

Hafif gaz, şişkinlik

Kademeli giriş önerilir

> 20 g/gün

Yetişkinler

Kramplar, yumuşak dışkı

Dozu gün içine bölün

< 7.2 g/L

Bebekler

Yok/Yumuşak dışkı

Mamalarda standart dahil etme

Not: Bağırsak mikrobiyotası zamanla yüksek dozlara uyum sağlayabilir; 20 g/gün dozunda başlangıçta görülen semptomların tedavi devam ettikçe azaldığı gözlemlenmiştir.


2025-12-04

Besinsel yağlar ile kalın bağırsak (kolorektal) kanseri arasındaki ilişki

Besinsel yağlar ile kalın bağırsak (kolorektal) kanseri arasındaki ilişki tek bir faktöre indirgenemez; hem yağın türü, hem pişirme yöntemi, hem de toplam beslenme düzeni rol oynar. 

Aşağıda mekanizmaları ve mevcut bilimsel görüşleri net şekilde özetlenmiştir. 


🌿 1. Yağın Türüne Göre Risk

a) Doymuş yağlar (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.)

  • Doymuş yağ tüketiminin fazla olduğu diyetler, bağırsak mikrobiyotasında kanser gelişimini destekleyen değişikliklere yol açabilir.
  • Bazı büyük epidemiyolojik çalışmalar, yüksek doymuş yağ tüketimi ile kolorektal kanser arasında ılımlı düzeyde artmış risk bildiriyor.

b) Trans yağlar (eski tip margarinler, bazı endüstriyel ürünler)

  • Trans yağlar bağırsak inflamasyonunu artırır, insülin direncine neden olur ve oksidatif stresi yükseltir.
  • Trans yağ tüketenlerde kolorektal kanser riskinin belirgin şekilde arttığını gösteren çalışmalar vardır.

c) Çoklu doymamış yağlar (omega-6 ağırlıklı: ayçiçeği, mısır özü, soya yağı)

  • Tek başına “omega-6 zararlıdır” demek doğru değildir.
  • Sorun, çok yüksek ısıda bu yağlarla kızartma yapıldığında ortaya çıkan toksik maddelerdir (akrolein, aldehitler, lipid peroksitleri).

d) Zeytinyağı (özellikle sızma)

  • Antioksidan ve antiinflamatuar bileşikler içerir.
  • Akdeniz tipi beslenmede zeytinyağı tüketiminin kolorektal kanser riskini azalttığı gösterilmiştir.

🔥 2. Pişirme Yönteminin Etkisi

Yağın kendisinden daha önemli olan bir diğer faktör pişirme sıcaklığı ve yöntemidir.

a) Kızartma

  • Çok yüksek ısıda kızartma sırasında:
    • Heterosiklik aminler (HCA)
    • Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH)
    • Okside lipidler
      oluşur.
  • Bu maddeler kolorektal kanser için karsinojeniktir.

b) Yağın tekrar tekrar kullanılması

  • Fast-food zincirlerinde yaygın olan bu yöntemle yağ oksitlenir ve toksik bileşikler birikir.
  • Bu maddeler bağırsak hücrelerinde DNA hasarına neden olur.

c) Izgara ve mangalda et + yağ kombinasyonu

  • Etin yağının alevle temas etmesi PAH oluşumunu artırır.
  • Bu, özellikle kızarmış/yanmış yüzeylerde yoğunlaşır.

🧬 3. Mekanizmalar: Neden Risk Artıyor?

  1. Lipid oksidasyon ürünleri
    Yüksek ısıda yağlar parçalanır ve DNA hasarı yapan bileşikler üretir.

  2. Bağırsak mikrobiyotasının bozulması
    Yüksek yağlı diyet bağırsakta inflamatuar bakterileri artırabilir.

  3. Safra asidi üretimi
    Çok yağlı beslenme safra asitlerini artırır; metabolitleri kolorektal kanser riskini yükseltir.

  4. İnsülin direnci ve obezite
    Yüksek yağlı diyetler bu mekanizmalar üzerinden dolaylı olarak riski artırabilir.


🥗 4. Hangi Yağlar Daha Güvenli?

  • Soğuk tüketim veya düşük sıcaklıkta kullanım:

    • Sızma zeytinyağı
    • Avokado yağı
  • Yüksek ısıya daha dayanıklı (ama aşırı ısıtılmamalı):

    • Rafine zeytinyağı
    • Ayçiçeği yağı (yüksek oleik formu)
  • Kızartma yerine tercih edilmesi önerilen yöntemler:

    • Haşlama
    • Buharda pişirme
    • Fırınlama
    • Sote (düşük-orta ısı)

✔️ Sonuç

“Yağ = Kanser” gibi bir basit ilişki yoktur.
Risk; yağın türü, miktarı, pişirme sıcaklığı ve genel beslenme düzeniyle birlikte değerlendirilir.

  • Kızartma + yüksek ısı + yağın tekrar kullanımından uzak durmak en kritik noktadır.
  • Sızma zeytinyağı ağırlıklı, sebzesi bol bir beslenme modelinin kolorektal kanser için koruyucu olduğu güçlü bir bilimsel bulgudur.

2025-08-04

Kısıtlayıcı Diyetler, Aralıklı Oruç ve Depresyon

Kısıtlayıcı Diyetler, Aralıklı Oruç ve Depresyon: Bilimsel Bulguların Işığında Bir Değerlendirme

Giriş

Beslenme, fiziksel sağlığın olduğu kadar ruh sağlığının da temel belirleyicilerinden biridir. Özellikle son yıllarda popülerlik kazanan kısıtlayıcı diyetler ve aralıklı oruç uygulamaları, kilo kontrolü ve metabolik sağlık açısından öne çıkarken, bu yaklaşımların bireylerin ruh sağlığı üzerindeki etkileri bilim dünyasında ciddi bir araştırma konusu haline gelmiştir.

Bu yazı, yakın zamanda yayımlanan çok merkezli gözlemsel çalışmalar ile sistematik derlemelere dayanarak, kısıtlayıcı diyetler ve aralıklı orucun depresyon riski üzerindeki etkilerini  değerlendirmektedir.


Kısıtlayıcı Diyetler ve Depresyon İlişkisi

Tanım: Kısıtlayıcı diyetler, genellikle kalori, makro- veya mikrobesinlerin sınırlandırıldığı beslenme rejimlerini kapsar. Bunlar arasında kalori kısıtlaması, yağ/şeker/tuz kısıtlaması ve tıbbi gerekçeli sınırlamalar (örneğin ketojenik diyet, DASH, diyabetik diyet) yer alır.

Kilit Bulgular:
2025 yılında BMJ Nutrition, Prevention & Health dergisinde yayımlanan geniş katılımlı bir çalışmada, ABD NHANES verileri kullanılarak 28.525 yetişkinin yeme alışkanlıkları ve depresyon belirtileri analiz edilmiştir. Bulgular dikkat çekicidir:

  • Kalori kısıtlayıcı diyet yapan bireylerin depresyon skorları, diyet yapmayanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksektir.
  • Bu fark özellikle erkeklerde ve VKİ’si yüksek bireylerde daha belirgin hale gelmiştir.
  • Somatik belirtiler (yorgunluk, iştah kaybı, uyku bozuklukları) ve bilişsel-duygusal şikayetler bu gruplarda daha yaygındır.
  • Olası mekanizmalar arasında besin eksiklikleri (özellikle omega-3, B12, D vitamini), kilo döngüsü, hipoglisemiye bağlı ruh hali dalgalanmaları ve diyetin sosyal izolasyon yaratması sayılabilir.

İstatistiksel Veriler:

Gözlem Grubu PHQ-9 Skor Farkı p-Değeri Etki Yönü
Kalori Kısıtlayıcı Diyet +0.29 puan 0.016 Depresyon artışı
Yüksek VKİ’li bireylerde +0.46 puan 0.040 Belirgin artış
Erkeklerde somatik puan farkı +0.50 puan 0.005 Ciddi artış

Aralıklı Oruç ve Ruh Sağlığı: Karmaşık ve Çelişkili Bir Tablo

Tanım: Aralıklı oruç (intermittent fasting, IF), yemek yeme zamanlarının sistematik şekilde sınırlandığı, genellikle 16:8, 5:2 gibi modellerle uygulanan bir beslenme rejimidir. Kalori alımı dolaylı olarak azalır.

Mevcut Literatür:

  • Bazı çalışmalar, aralıklı orucun beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) artışını tetikleyerek zihinsel berraklığı artırabileceğini ve depresyon semptomlarını hafifletebileceğini belirtmiştir.
  • 2021 tarihli bir meta-analiz, orucun stres ve anksiyeteyi azaltabileceğini, ancak depresyon semptomları üzerindeki etkinin daha sınırlı ve değişken olduğunu vurgulamıştır.
  • Buna karşın, bazı kısa süreli insan deneylerinde oruç uygulamasının anksiyete, öfke ve sinirlilik düzeylerinde artışa neden olabildiği bildirilmiştir.

Kritik Noktalar:

  • Bulgular oldukça heterojen olup, uygulanan oruç modeli (süre, şiddet, sıklık), bireyin fizyolojik ve psikolojik özellikleri ve önceden var olan yeme bozuklukları gibi faktörler sonuçları büyük ölçüde etkilemektedir.
  • Oruç uygulamalarının depresyona yatkın, geçmişte yeme bozukluğu yaşamış ya da anksiyöz yapıya sahip bireylerde potansiyel risk taşıdığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Sağlıklı Beslenme Modelleri ve Koruyucu Etkiler

Ruh sağlığı üzerindeki en olumlu etkilerin, sağlıklı ve dengeli beslenme modellerinden geldiği birçok çalışmayla gösterilmiştir. Özellikle Akdeniz diyeti, depresyonu önleyici etkileriyle ön plana çıkar:

Diyet Modeli Ruh Sağlığına Etkisi Mekanizma
Akdeniz Diyeti Depresyon riskini azaltır Antioksidanlar, omega-3, lif, polifenoller
DASH Diyeti Anksiyeteyi azaltabilir Tuz sınırlaması, dengeli makrobesin profili
İşlenmiş Gıdalar Zengin Diyet Depresyon riskini artırır Enflamasyon, insülin direnci, bağırsak mikrobiyotası bozulması

Beslenme kalitesi ile beyin sağlığı arasındaki ilişkiyi açıklayan üç temel biyolojik mekanizma bulunmaktadır:

  1. Nörotransmitter sentezinde gerekli mikronutrientlerin (örneğin B6, B12, folat) eksikliği
  2. Enflamasyonun artışı ve sitokin düzeylerinin yükselmesi
  3. Bağırsak-beyin ekseni üzerinden mikrobiyota dengesizliğinin nöropsikiyatrik etkileri

Uzman Görüşü

Prof. Sumantra Ray (NNEdPro Global Institute):

"Bu bulgular, düşük B12, düşük omega-3 ve genel kalori kısıtlaması gibi faktörlerin ruh hali üzerinde dikkat çekici etkileri olabileceğini göstermektedir. Ancak bu tür çalışmalar nedenselliği kanıtlamaz; daha fazla randomize, kontrollü çalışmaya ihtiyaç vardır."


Sonuç ve Klinik Öneriler

  • Kısıtlayıcı diyetler, depresyon riskini artırabilir. Bu risk, erkeklerde, VKİ’si yüksek bireylerde ve daha katı kalori kısıtlaması uygulayanlarda daha yüksek olabilir.
  • Aralıklı oruç, her bireyde farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle ruh sağlığı hassas bireylerde dikkatle planlanmalıdır.
  • Sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir beslenme modelleri, ruh sağlığının korunmasında en etkili yaklaşımlar arasında yer alır.
  • Bireyselleştirilmiş beslenme danışmanlığı ruh sağlığı açısından da kritik önemdedir. Her birey, metabolik durumu ve psikolojik profili göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.

Kaynaklar

  1. BMJ Nutrition, Prevention & Health. Restrictive diets and depressive symptoms: cross-sectional analysis of NHANES 2007–2018 data. https://nutrition.bmj.com/content/early/2025/05/28/bmjnph-2025-001167
  2. Mohammadkhan Beigi et al. Intermittent Fasting and Depression: A Systematic Review. PMC10647529
  3. Safarpour et al. Fasting Interventions for Stress, Anxiety and Depression: Meta-Analysis. PMC8624477


2025-01-28

Homeostatik Açlık, Hedonik Açlık ve Mikrobiyota Tabanlı Açlık.

Üç farklı türde açlık.

Homeostatik Açlık, Hedonik Açlık ve Mikrobiyota Tabanlı Açlık

A. Homeostatik Açlık
- Bu bölüm, vücudun enerji ihtiyaçlarına dayalı olarak açlığı düzenleyen fizyolojik mekanizmaları açıklıyor.
- Anahtar unsurlar:
  - Vücut Kompozisyonu: Yağsız dokular ve yağ hücreleri açlık sinyallerini etkiler.
  - Enerji Dengesi: Enerji alımı, enerji harcaması ve egzersiz enerji homeostazını sürdürmek için dengelenir.
  - Gastrointestinal Sistem: Glikoz homeostazı ve hormonlar (GLP-1, PYY, CCK) açlığı inhibe ederken, ghrelin açlığı uyarır.
  - Beyin: Beyindeki homeostatik açlık merkezi, vücuttan gelen sinyalleri entegre ederek gıda alımını ve tokluk hissini düzenler.

B. Hedonik Açlık
- Bu bölüm, fizyolojik açlık olmaksızın lezzetli yiyecekleri yeme arzusunu yönlendiren psikolojik ve duyusal açlık yönlerini odaklanıyor.
- Anahtar unsurlar:
  - Açlık Tetikleyicileri: Duyular, alışkanlıklar, psikoloji ve duygular hedonik açlığa katkıda bulunur.
  - Beyin: Beyindeki hedonik açlık merkezi, kontrolsüz yeme dürtülerini tetikler.
  - Vücut Kompozisyonu: Hedonik açlık vücut kompozisyonu (BMI) ile ilişkili değildir.

C. Mikrobiyota Tabanlı Açlık
- Bu bölüm, bağırsak mikrobiyotası aracılığıyla açlığın nasıl etkilenebileceğini açıklar.
- Anahtar unsurlar:
  - Vücut Kompozisyonu: Yağ hücreleri leptin salgılayarak açlığı inhibe eder.
  - Mikrobiyota: Mikrobiyota, hormonlar, peptidomimetikler ve metabolitler üzerindeki doğrudan etkiler yoluyla açlığı etkileyebilir.
  - Gastrointestinal Sistem: Homeostatik açlığa benzer şekilde, gastrointestinal sistem açlığı inhibe eden hormonlar (GLP-1, PYY, CCK) ve açlığı uyaran hormonlar (ghrelin) içerir.
  - Beyin: Beyindeki mikrobiyota-tabanlı açlık merkezi, mikrobiyotadan gelen sinyalleri entegre ederek açlığı düzenler.

Bu mekanizmaları anlamak, açlığı yönetmek ve genel sağlığı iyileştirmek için stratejiler geliştirmeye yardımcı olabilir.

2015-01-25

Yağ + karbohidrat...

Yağ, karbohidrat ile bir araya gelince herbirinin tek başına verdiği zarardan çok daha fazlasını veriyor. Yağ + karbohidrat beraber beyinin zevk merkezlerini, her birinin tek başına uydardığından daha fazla uyarıyor. 

Dolayısıyla ayarımız kaçıyor. 

Kendine dur deme noktamız bozuluyor. 

Ölümcül lezzetin sırrı, ideal kötülük oranına eşit: 

%50 Yağ - %50 Karbohidrat.

Örnekleri:

  • Bal + Tereyağı
  • Bal kaymak
  • Baklava
  • Beşamel sos
  • Beurre manié
  • Börek çeşitleri
  • Cheesecake
  • Çiğ börek
  • Çikolata çeşitleri
  • Donat
  • Dondurma
  • Helva (Un, İrmik)
  • Kekler
  • Kremalı sos
  • Kremalı bisküviler
  • Krep çeşitleri
  • Kurabiyeler
  • Lokma
  • Muhlama / Mıhlama / Kuymak
  • Pasta çeşitleri
  • Patates cipsi
  • Patates kızartma
  • Patates püresi
  • Pişi
  • Poğaça
  • Roux
  • Sufle
  • Tereyağlı ekmek
  • Yağda kızarmış ekmek
  • Tahin + Pekmez
  • Yağlı makarna
  • Yağlı pilav
  • Yağlı yemekler + şekerli içecekler


Nereden mı çıktı? Aşağıdaki belgeselden....


BBC.Horizon.Sugar.v.Fat.H264.1280x720.AAC.RMAC paylaşan: i-teach-U

 Yağ + karbohidrat kombinasyonu ödül etkisi