eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2025-11-26

Politecnico di Milano, Dünya Çapında Disiplinlerarası Bilim Sıralamasında 15. Sıraya Yükseldi

Politecnico di Milano, Dünya Çapında Disiplinlerarası Bilim Sıralamasında 15. Sıraya Yükseldi

Times Higher Education (THE), Schmidt Science Fellows iş birliğiyle ilk kez 2025’te yayımladığı ve 2026 için güncellediği Interdisciplinary Science Rankings (ISR) listesinde Politecnico di Milano (Polimi), dünya genelinde 15. sıraya yükseldi. Geçen yıl 30. sırada yer alan üniversite, böylece 15 basamak birden tırmanarak dikkat çekici bir başarıya imza attı.

2026 sıralamasında 94 ülkeden toplam 1.267 üniversite analiz edildi ve 911 kurum listeye girmeye hak kazandı. Polimi bu listede:

  • Avrupa’da 3.
  • İtalya’da 1.
  • Dünya genelinde 15. oldu.

Disiplinlerarası Araştırma Neden Önem Kazandı?

Günümüzün en karmaşık küresel sorunları (iklim değişikliği, yapay zeka etiği, sürdürülebilir şehirler, pandemi sonrası sağlık sistemleri, enerji dönüşümü vb.) tek bir disiplinin sınırları içinde çözülemez. Bu nedenle disiplinlerarası (interdisciplinary) yaklaşım, bilim dünyasında artık bir “lüks” değil, bir zorunluluk haline geldi.

THE de bu yeni gerçekliği fark ederek ISR’yi tasarladı. 2026 versiyonunda önemli bir genişleme yapıldı: Daha önce yalnızca birden fazla STEM (Science, Technology, Engineering, Mathematics) alanını kapsayan projeler değerlendirilirken, bu yıl sosyal bilimler, eğitim, psikoloji, hukuk, ekonomi ve klinik-sağlık alanlarının bilimsel disiplinlerle entegrasyonu da puanlamaya dahil edildi.


Polimi’nin Başarısının Arkasındaki Üç Temel Güç

THE’nin analizine göre Politecnico di Milano’nun sıçramasının ardında üç yapısal ve stratejik unsur öne çıkıyor:

  1. Güçlü departmanlararası altyapı
    Farklı bölümlerden araştırmacıların bir araya gelmesini kolaylaştıran laboratuvarlar, ortak proje platformları ve esnek idari yapılar.

  2. Net bir bilimsel vizyon
    Lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde disiplinlerarası dersler, çift ana dal programları ve entegre projeler teşvik ediliyor. Öğrenciler daha ilk yıllardan birden fazla disiplini birleştirme kültürüyle tanışıyor.

  3. Disiplinlerarası konular için yüksek fon çekme kapasitesi
    Avrupa Birliği Horizon projelerinden ulusal fonlara, özel sektör iş birliklerine kadar Polimi, sınır ötesi araştırmalara kaynak bulma konusunda rakiplerinden çok daha başarılı. Bu da uluslararası fon veren kuruluşların Polimi modeline güven duyduğunun açık bir göstergesi.

Beyaz Kitapta Özel Olarak Vurgulanan Doktora Modeli

THE’nin sıralamayla birlikte yayımladığı resmi beyaz kitapta (sayfa 41), Polimi’nin en çarpıcı örneklerinden biri olarak şirketlerle ortak yürütülen doktora programları gösteriliyor. Bu programlarda:

  • Doktora öğrencileri hem akademik bir danışman hem de bir şirketten endüstriyel danışman tarafından eş zamanlı olarak yönlendiriliyor.
  • Tez konuları baştan sona disiplinlerarası tasarlanıyor (örneğin: makine mühendisliği + yapay zeka + etik, mimarlık + veri bilimi + sosyal bilimler).
  • Bu yapı, araştırmanın hem akademik derinlik hem de gerçek dünya uygulanabilirliği kazanmasını sağlıyor.

Sonuç: 15. Sıra Bir Tesadüf Değil, Bir Modelin Tescili

Politecnico di Milano’nun 30.’luktan 15.’liğe yükselişi, yalnızca sayısal bir sıçrama değil; üniversitenin uzun yıllardır inşa ettiği disiplinlerarası kültürün, altyapısının ve vizyonunun uluslararası arenada tescillenmesidir.

Bu başarı, aynı zamanda İtalya’nın araştırma ve inovasyon ekosistemindeki liderliğini de pekiştiriyor. Polimi, artık sadece mühendislik ve mimarlıkta değil, geleceğin bilimini şekillendiren disiplinlerarası yaklaşımlarda da küresel bir referans noktası haline gelmiştir.

Tebrikler Politecnico di Milano! 🇮🇹🚀

https://www.polimi.it/en/the-politecnico/news/news-detail/interdisciplinary-science-rankings-2026-polimi-sale-al-15-posto-a-livello-mondiale

2025-08-23

Geleceğin Eğitimi ve Meslek Seçimi: Henüz Var Olmayan Kariyerlere Hazırlık

Geleceğin Eğitimi ve Meslek Seçimi: Henüz Var Olmayan Kariyerlere Hazırlık

Günümüz dünyasında, teknolojinin ve toplumun hızla değişmesi, geleceğin iş dünyasını öngörmeyi zorlaştırıyor. Harvard Üniversitesi’nde Öğrenme Teknolojileri alanında Timothy Eworth Profesörü olan Chris Deed’nin kendi kariyer yolculuğu, bu değişimlerin etkisini açıkça ortaya koyuyor.

1967’de Fortran programlama dili üzerine aldığı tek bir dersi sevmemesi, onu teknoloji alanından sekiz yıl boyunca uzaklaştırsa da, 1970’lerin ortasında Apple’ın mikro bilgisayarları piyasaya sürmesiyle kariyeri yeniden şekillendi. 

Bilim eğitimciliğinden teknolojiyi öğretme ve öğrenme süreçlerini tasarlayan ve inceleyen bir uzmana dönüşen Deed, bu dönüşümün, pek çok yetişkinin mevcut rollerine akademik geçmişlerinin tam olarak hazırlık sağlamadığı bir gerçeklik olduğunu vurguluyor. 

Bu durum, çocuklarımız ve gençlerimiz için daha da belirgin; onlar, yalnızca birden fazla iş değil, henüz var olmayan kariyerlerle dolu bir dünyaya adım atıyorlar. Peki, eğitimciler olarak, henüz var olmayan kariyerlere nasıl hazırlık yapabiliriz? Bu soruya yanıt ararken, eğitim sistemlerinin ve bireylerin nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair kapsamlı bir bakış sunabiliriz.

21. Yüzyıl İçin Eğitim: Bilgi ve Becerilerin Yeniden Tanımlanması

Ulusal Araştırma Konseyi’nin (National Research Council) 2012’de yayımladığı Education for Life and Work in the 21st Century raporu, geleceğin iş dünyasında başarılı olmak için gerekli 19 bilgi ve beceri türünü üç ana kategoride tanımlıyor:

  1. Bilişsel Beceriler: Eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi zihinsel yetkinlikler. Geleneksel eğitim sistemleri genellikle bu becerilere odaklanır ve öğrencilerin bilgi birikimini artırmayı hedefler.

  2. Kişisel (İçsel) Beceriler: Esneklik, öz disiplin, öz-yeterlik (kendine inanma) ve çalışma etiği gibi bireysel özellikler. Bu beceriler, bireyin kendi motivasyonunu sürdürmesi ve değişen koşullara uyum sağlaması için kritik önemdedir.

  3. Kişilerarası Beceriler: İşbirliği yapma, grup problemlerini çözme ve etkili iletişim kurma gibi sosyal yetkinlikler. Günümüzün iş dünyasında, farklı disiplinlerden ve kültürlerden insanlarla çalışabilme becerisi giderek daha fazla önem kazanıyor.

Raporda vurgulanan önemli bir nokta, mezuniyetten on yıl sonra bireyin başarısında bilişsel becerilerin yanı sıra kişisel ve kişilerarası becerilerin de en az eşit derecede etkili olduğudur. Bu, eğitimin yalnızca akademik bilgi aktarmaktan ibaret olamayacağını gösteriyor.

Öğrencilerin, esneklik, motivasyon ve sosyal adalet gibi değerleri içselleştirmesi, onların hem iş hem de yaşamda etkili olmalarını sağlayacaktır.

Eğitimde Yeni Bir Yaklaşım: Bağlantılı Öğrenme

Chris Deed, öğrencilerin yalnızca sınıf ortamında değil, yaşamın farklı alanlarında öğrenmesi gerektiğini savunuyor. Geleneksel sınıf eğitimi, genellikle bilişsel becerilere odaklanırken, kişisel ve kişilerarası becerilerin gelişimi için daha geniş bir çerçeve gerekiyor. Deed, eğitimi üç bağlamda ele alıyor:

  1. Sınıf Ortamı: Resmi eğitimin temelini oluşturur. Dersler, ödevler ve sınavlar, öğrencilerin temel bilgi ve becerileri edinmesini sağlar. Ancak, yalnızca sınıf içi öğrenme, 21. yüzyılın karmaşık taleplerini karşılamak için yeterli değildir.

  2. Yaşam Boyu Öğrenme (Lifewide Learning): Bu, evde, toplumda, stajlarda veya mentorluk programlarında gerçekleşen öğrenmeyi kapsar. Gerçek dünya deneyimleri, öğrencilerin teorik bilgiyi pratikte uygulamalarını sağlar. Örneğin, bir stajyer olarak çalışmak, bir öğrencinin iş etiğini ve problem çözme becerilerini geliştirebilir.

  3. Sosyal Öğrenme Toplulukları: Yüz yüze veya dijital platformlarda (sosyal medya, oyunlar veya çevrimiçi forumlar) gerçekleşen öğrenme deneyimleri. Bu topluluklar, bireylerin birbirlerinden öğrenmesini ve farklı bakış açılarını keşfetmesini sağlar.

Bu üç bağlamın bir arada kullanılması, “bağlantılı öğrenme” (connected learning) olarak tanımlanıyor. 2010 yılında ABD Ulusal Eğitim Teknolojisi Planı’nda ortaya konan bu kavram, öğrenmenin sınıfın ötesine taşınmasını ve bireyin tüm yaşamına yayılmasını hedefliyor. 

Öğrencilerin, gerçek dünya sorunlarıyla yüzleşerek, farklı insanlarla etkileşim kurarak ve teknolojiyi etkin bir şekilde kullanarak öğrenmeleri gerekiyor.

Henüz Var Olmayan Kariyerlere Hazırlık: Temel İlkeler

Geleceğin belirsizliği, öğrencilerin esnek, motive ve çok yönlü bireyler olarak yetişmesini zorunlu kılıyor. Henüz var olmayan kariyerlere hazırlık yapmak için şu temel ilkeler öne çıkıyor:

  1. Esneklik: Hızla değişen bir dünyada, bireylerin yeni teknolojilere, iş modellerine ve toplumsal koşullara uyum sağlaması gerekiyor. Eğitim, öğrencilerin değişime açık olmalarını ve belirsizlikle başa çıkmalarını öğretmelidir.

  2. Motivasyon ve Öz-Yeterlik: Öğrencilerin öğrenmeye olan tutkularını sürdürmeleri ve kendilerine inanmaları kritik önemdedir. Öz-yeterlik, bireyin zorluklar karşısında pes etmeden devam etme yeteneğini destekler. Eğitimciler, öğrencilerin başarısızlık korkusunu yenmelerine yardımcı olmalı ve onlara “yapabilirim” inancını aşılamalıdır.

  3. Azim ve Dayanıklılık: Geleceğin iş dünyasında, bireylerin karşılaştıkları zorluklara karşı dirençli olmaları gerekiyor. Eğitim, öğrencilerin sınırlarını zorlamayı öğrenmelerini ve başarısızlıkları bir öğrenme fırsatı olarak görmelerini sağlamalıdır.

  4. Çeşitliliğe Saygı ve Sosyal Adalet: Küreselleşen dünyada, farklı kültürlerden ve geçmişlerden insanlarla çalışmak kaçınılmazdır. Eğitim, öğrencilerin çeşitliliği takdir etmelerini ve herkesin başarısına katkıda bulunma sorumluluğunu hissetmelerini sağlamalıdır.

  5. Büyük Fikirleri Anlama: Eğitim, yalnızca küçük detaylar veya müfredat standartları üzerine değil, büyük fikirlerin anlaşılmasına odaklanmalıdır. Bu fikirler, zamanla değişse de bireylerin yeni bilgiyi anlamlandırması için bir temel sağlar.

Pratik Öneriler: Eğitim Sistemleri ve Bireyler İçin

Eğitim sistemlerinin ve bireylerin, henüz var olmayan kariyerlere hazırlık yapması için bazı pratik adımlar atılabilir:

  • Eğitim Sistemleri İçin:

    • Disiplinlerarası Eğitim: Öğrencilerin yalnızca tek bir alana odaklanmak yerine, farklı disiplinleri birleştiren projeler üzerinde çalışmaları teşvik edilmelidir. Örneğin, teknoloji ve sanatı birleştiren projeler, yaratıcı düşünmeyi güçlendirebilir.
    • Gerçek Dünya Deneyimleri: Stajlar, mentorluk programları ve topluluk projeleri, öğrencilerin kişisel ve kişilerarası becerilerini geliştirmelerine olanak tanır.
    • Teknoloji Entegrasyonu: Eğitimde yapay zeka, sanal gerçeklik ve diğer teknolojilerin kullanımı, öğrencilerin geleceğin araçlarına aşina olmalarını sağlar.
  • Bireyler İçin:

    • Sürekli Öğrenme: Bireyler, öğrenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmeli ve yeni beceriler edinmek için çevrimiçi kurslar, seminerler veya topluluk etkinliklerinden faydalanmalıdır.
    • Ağ Kurma: Farklı sektörlerden insanlarla bağlantı kurmak, yeni fırsatlar keşfetmeyi ve farklı bakış açıları kazanmayı sağlar.
    • Kendi Kendine Yansıma: Bireyler, güçlü ve zayıf yönlerini düzenli olarak değerlendirmeli, hedeflerini gözden geçirmeli ve esnek bir kariyer planı oluşturmalıdır.

Sonuç

Geleceğin eğitimi, yalnızca akademik bilgiye odaklanmaktan çok daha fazlasını gerektiriyor. Henüz var olmayan kariyerlere hazırlık yapmak, esneklik, motivasyon, azim, çeşitliliğe saygı ve büyük fikirleri anlama gibi temel ilkeleri merkeze almayı zorunlu kılıyor. 

Eğitimciler, sınıf içi öğrenmeyi yaşam boyu öğrenme ve sosyal öğrenme topluluklarıyla birleştirerek öğrencileri 21. yüzyılın karmaşık dünyasına hazırlayabilir. Bireyler ise öğrenmeye açık bir zihniyet geliştirerek ve gerçek dünya deneyimlerinden faydalanarak kendi yollarını çizebilirler. 

Chris Deed’nin de vurguladığı gibi, geleceğin sürprizlerine hazır olmak için eğitimi bir yolculuk olarak görmek ve bu yolculuğu tüm yaşamımıza yaymak, hem bireysel hem de toplumsal başarıyı mümkün kılacaktır.

2025-07-04

Alternatif Bir Eğitim Hayali

Aileye Olan Sadakati Bırak ve Sisteme Sadakati Öğren: Eğitimle Aşılanan Uyumun Anatomisi

Giriş: Sadakatin Yön Değişimi

Tarih boyunca insanlar, önce aileye, sonra topluluğa ve nihayetinde daha büyük sistemlere—devlet, millet, ideoloji, kurum—sadakat göstermeye yönlendirildi. Ancak modern çağda bu sadakatin yönü önemli ölçüde değişti. Artık bireyden beklenen şey, aile bağlarını ikinci plana atarak sisteme uyum göstermesi, sistemin işleyişine sadakatle bağlanmasıdır. Bu dönüşüm rastlantısal değil; özellikle eğitim sistemi eliyle planlı ve sistematik bir biçimde gerçekleştirilir.


Aile: Doğal Bağ, Duygusal Sadakat

Aile, bireyin ilk temas ettiği sosyal yapı, duygusal gelişimin merkezi ve doğal sadakatin ilk yöneldiği yerdi. Bu bağ, doğrudan bir zorunlulukla değil, sevgi, ihtiyaç, bakım ve korunma gibi duygusal dinamiklerle şekillenir. Aileye duyulan sadakat genellikle karşılıksızdır, şarta bağlı değildir.

Ancak sistem açısından bu sadakat tehlikeli olabilir:

  • Aileler sorgulayıcı olabilir.
  • Kendi değerlerini aktarır, bu da sistemin istediği tek tipleştirmenin önünde engel olabilir.
  • Aile içindeki dayanışma, otoriteye boyun eğmeyi zorlaştırabilir.

Bu yüzden sistem, aileye olan sadakati törpülemek ve onun yerine kendi otoritesini koymak ister.


Eğitim: Sadakatin Yeniden Kodlandığı Mekanizma

Okullar yalnızca bilgi veren değil; değerler, normlar ve sadakat biçimleri inşa eden kurumlardır. Sistem, eğitimi bir araç olarak kullanarak sadakati kendi lehine yeniden şekillendirir:

1. Otoriteye Koşulsuz İtaat

Çocuklara genellikle sorgulamadan kurallara uymaları öğretilir. Öğretmenin dediği doğrudur. Not, ödül-ceza sistemi, bireyin sistemin onayına ne kadar bağımlı olduğunu erken yaşta pekiştirir.

2. Başarı Tanımının Kurumsallaşması

Okul, başarıyı aile içinde sevilmek ya da ait olmak üzerinden değil; sistemin belirlediği ölçütler (notlar, sınavlar, belgeler) üzerinden tanımlar. Bu, bireyin ailesel değerlerden uzaklaşıp sistemin belirlediği değerlere yönelmesini sağlar.

3. Aidiyetin Yeniden Tanımlanması

Aidiyet artık aileye değil; sınıfa, kuruma, ulusa ya da gelecekte çalışılacak şirkete yöneltilir. Marşlar, törenler, üniformalar; bireyin kime bağlı olması gerektiğini kodlar.

4. Aileden Bağımsızlık Değil, Sisteme Bağımlılık

Birey, okulda "özgürleştiğini" zanneder; ailesinden uzaklaştıkça özgürleştiğini düşünür. Ancak bu özgürlük, yerini sisteme olan görünmez bir bağımlılığa bırakır.


Sadakatin Yönü: Seçim mi, Programlama mı?

Geleneksel toplumlarda sadakat bir seçim değil, doğuştan gelen bir zorunluluktu. Modern sistemde ise bireye sadakatin seçilmiş olduğu izlenimi verilir. Oysa sistem, bu seçimi manipüle eder. İnsanlar hangi bayrağı seveceğini, hangi kuruma sadakat göstereceğini seçtiğini sanır; ama bu yönelimler çoğu zaman küçük yaşlardan itibaren eğitimin ve medyanın yönlendirmesiyle belirlenmiştir.


Aileyi Aşmak mı, Aileyi Ezmek mi?

Elbette, bireyin büyümesi, ailesinden farklı düşünmesi gerekir. Ancak sistemin amacı bireyin özgürleşmesi değil, kendi yapısına sorunsuz entegre olmasıdır. Aileyi aşmak; daha büyük bir insanlık duygusuna, bireysel düşünceye ulaşmak için yapılırsa değerlidir. Ancak aileyi bırakmak, sırf sisteme daha kolay uyum sağlasın diye yapılıyorsa bu, özün kaybı anlamına gelir.


Sonuç: Uyum, Sadakat ve Bireyin Kaybı

Sisteme sadakat, modern toplumun işleyişi için elzem görülür. Ancak bu sadakat, bireyin kendi sesini kaybetmesi pahasına kazanılır. Eğitim sistemi, bireyin ailesine olan sadakatini zayıflatarak kendi değerlerini yerleştirir. Ama bu değerler çoğu zaman sorgulanmaz, tartışılmaz, bireyin özünden çok sistemin ihtiyaçlarını yansıtır.

Bu nedenle şu soruyu sormak gerekir:
Sisteme sadakat gösterirken, gerçekten kime hizmet ediyoruz?
Ve:
Sadakat, sevgiyle mi kurulur, korkuyla mı öğretilir?


Ek Not: Alternatif Bir Eğitim Hayali

Bireyi aileye körü körüne değil, sevgiyle bağlayan; sisteme sorgulamadan değil, bilinçle uyum sağlayan; hem ailesine hem topluma hem de kendine sadık kalabilen çok yönlü insanlar yetiştiren bir eğitim mümkün müdür?

Eğer mümkünse, belki de asıl öğrenmemiz gereken şey: kör sadakat değil; bilinçli bağlılık ve özgür uyumdur.



2025-05-25

Montessori eğitim sistemi nedir?

Montessori eğitim sistemi, Dr. Maria Montessori tarafından geliştirilen, çocuğun bireysel gelişimine odaklanan bir eğitim yaklaşımıdır. Temel prensipleri şunlardır:
  1. Çocuğun Merkezde Olması: Her çocuğun kendi hızında ve ilgi alanlarına göre öğrenmesi teşvik edilir. Öğretmen rehber konumundadır, direktif vermek yerine çocuğun keşfetmesine olanak tanır.
  2. Hazırlanmış Çevre: Sınıflar, çocukların bağımsız bir şekilde öğrenmesini sağlayacak şekilde düzenlenir. Materyaller, çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine uygun, dokunsal ve görsel olarak zengin olacak şekilde tasarlanmıştır.
  3. Özgürlük ve Disiplin: Çocuklara seçim özgürlüğü verilir, ancak bu özgürlük sorumlulukla dengelenir. Çocuklar, kendi etkinliklerini seçer ve görevlerini tamamlamayı öğrenir.
  4. Karma Yaş Grupları: Sınıflarda genellikle 3-6, 6-9 gibi farklı yaş grupları bir arada bulunur. Bu, büyük çocukların küçükleri desteklemesini, küçüklerin ise büyüklerden öğrenmesini sağlar.
  5. Pratik Yaşam Becerileri: Eğitim, günlük yaşam becerilerini (yemek hazırlama, temizlik, düzen) öğretmeyi içerir. Bu, çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırır.
  6. Akademik ve Sosyal Gelişim: Matematik, dil, bilim gibi akademik alanlar, somut materyallerle öğretilir. Aynı zamanda sosyal beceriler, empati ve iş birliği vurgulanır.
Avantajları:
  • Çocuğun bireysel potansiyelini ortaya çıkarır.
  • Yaratıcılığı ve problem çözme becerilerini geliştirir.
  • Bağımsız düşünceyi teşvik eder.
Dezavantajları:
  • Yapılandırılmış bir müfredat isteyen aileler için esnek gelebilir.
  • Bazı durumlarda, geleneksel okullara geçişte uyum zorluğu yaşanabilir.
  • Kaliteli Montessori okulları pahalı olabilir.
Montessori, çocuğun doğal merakını ve öğrenme sevgisini destekleyen bir sistemdir. Ancak her çocuk ve aile için uygunluğu farklılık gösterebilir. Daha fazla bilgi için Türkiye’deki Montessori okulları veya eğitim materyalleri üzerine araştırma yapabilirsiniz.

2025-05-23

Trump yönetimi, Harvard'ın uluslararası öğrenci kaydetme yetisini sonlandırdı

Ana Hatlar:
  • Trump yönetimi, Harvard'ın uluslararası öğrenci kaydetme yetisini sonlandırdı, bu karar tartışmalı ve karmaşık sonuçlar doğurabilir.
  • Sebepler arasında Harvard'ın DHS kayıt talebine uymaması ve şiddeti, antisemitizmi teşvik etme iddiaları yer alıyor; bu iddialar tartışmalı.
  • Olası sonuçlar, mevcut öğrencilerin transferi veya ülkeden ayrılmasını ve ABD'nin yükseköğretimdeki itibarını etkileyebilir.
  • Itiraz: Harvard kararı "yasadışı" olarak nitelendirirken, sosyal medyada destekleyici ve eleştirel tepkiler var.

Nedenler ve Sonuçlar: Detaylı İnceleme
Olayın Arka Planı
22 Mayıs 2025 tarihinde, Trump yönetimi, Harvard Üniversitesi'nin uluslararası öğrencileri kaydetme yeteneğini sonlandırdı. Bu karar, yönetim ile üniversite arasında süregelen gerginliklerin bir parçası olarak alındı. Harvard, kararı "yasadışı" olarak nitelendirerek uluslararası öğrencilerini desteklemeye devam etme taahhüdünde bulundu. Bu olay, eğitim politikaları ve akademik özgürlük açısından önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Kararın Sebepleri
Trump yönetiminin bu kararını almasının birkaç temel sebebi var:
  • DHS Kayıt Talebine Uymama: DHS, Harvard'dan uluslararası öğrencilerin disiplin kayıtlarını talep etti, ancak üniversite bu talebi reddetti.
  • Şiddet ve Antisemitizm İddiaları: Yönetim, Harvard'ı kampüste şiddeti ve antisemitizmi teşvik etmekle suçladı ve Çin Komünist Partisi ile işbirliği yaptığını iddia etti. Bu iddialar tartışmalı ve doğrulanması gerekiyor.
  • Ayrıcalık Görüşü: DHS Bakanı Kristi Noem, yabancı öğrencileri kaydetmenin bir hak değil, ayrıcalık olduğunu belirtti ve bu ayrıcalığın kötüye kullanıldığında geri alınabileceğini savundu.
Bu sebepler, yönetim ile Harvard arasında daha geniş bir çatışmanın parçası, özellikle de üniversitenin istihdam, kabul ve öğretim uygulamaları konusunda yönetimle uyuşmazlığı göz önüne alındığında.

Kısa Vadeli Sonuçlar
Kararın doğrudan etkileri şunlar:
  • Mevcut uluslararası öğrenciler, başka üniversitelere transfer olmak zorunda kalacak veya ülkeyi terk etmek zorunda kalacak.
  • Harvard, 2025-2026 akademik yılı için yeni uluslararası öğrenci kaydedemeyecek. Bu, üniversitenin öğrenci vücudunun yaklaşık %27'sini etkileyen önemli bir değişiklik.
Bu durum, özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencileri gibi uzun vadeli programlara katılan öğrenciler için ciddi zorluklar yaratabilir.

Geniş Kapsamlı İmplikasyonlar
Bu kararın daha geniş etkileri olabilir:
  • Diğer Üniversiteler: Eğer Harvard gibi prestijli bir üniversitenin uluslararası öğrenci kaydetme yeteneği sonlandırılırsa, diğer üniversiteler de benzer yaptırımlarla karşılaşabilir. Bu, yönetimin taleplerine uymayan kurumlar için bir uyarı olabilir.
  • ABD'nin İtibarı: Uluslararası öğrenciler, kampüs hayatına çeşitlilik ve zenginlik katar ve birçok üniversitenin finansal kaynağıdır. Bu tür kısıtlamalar, ABD'yi yükseköğretim için çekici bir destinasyon olarak algılamayı azaltabilir.
  • Akademik Özgürlük: Bu karar, akademik özgürlük ve uluslararası işbirliği üzerinde soğutucu bir etki yaratabilir, üniversiteleri dış politikaya daha fazla uymaya zorlayabilir.
Bu etkiler, uzun vadede ABD'nin küresel eğitim liderliği üzerinde olumsuz bir iz bırakabilir.

Tepkiler ve Tartışmalar
  • Harvard'ın Yanıtı: Üniversite, kararı "yasadışı" olarak nitelendirerek uluslararası öğrencilerini desteklemeye devam etme taahhüdünde bulundu ve etkilenen öğrencilere rehberlik ve destek sağlamak için çalışıyor.
  • Sosyal Medya Tepkileri: X platformunda, bu karara dair karışık tepkiler var. Bazı kullanıcılar, yönetimin eylemlerini destekleyerek Harvard'ın sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini savundu (örneğin, RodDMartin). Diğerleri ise kararı otoriter ve politik olarak motive edilmiş bir hareket olarak eleştirdi (örneğin, vividpulsar).
Bu tepkiler, konunun ne kadar kutuplaştırıcı olduğunu gösteriyor ve farklı paydaşlar arasında derin görüş ayrılıklarını yansıtıyor.

Araştırma notu: Detaylı Analiz ve Kapsamlı İnceleme

Bu bölüm, Trump yönetiminin Harvard'ın uluslararası öğrenci kaydetme yetisini sonlandırma kararının tüm yönlerini detaylı bir şekilde ele alır. 22 Mayıs 2025 tarihinde alınan bu karar, eğitim politikaları, göç ve akademik özgürlük açısından önemli bir gelişmedir. Aşağıda, sebepler, sonuçlar ve ilgili tartışmalar sistematik bir şekilde incelenmiştir.

Olayın Kronolojisi ve Arka Planı
22 Mayıs 2025 tarihinde, Trump yönetimi, Harvard Üniversitesi'nin Student and Exchange Visitor Program (SEVP) sertifikasını iptal ederek, üniversitenin uluslararası öğrencileri kaydetme yeteneğini sonlandırdı. Bu karar, DHS Bakanı Kristi Noem tarafından duyuruldu ve Harvard'a, taleplerine uyması için 72 saatlik bir süre tanındı. Noem, kararın Harvard'ın "şiddeti, antisemitizmi teşvik etme ve Çin Komünist Partisi ile işbirliği yapma" gibi iddialara dayandığını belirtti . Harvard ise bu kararı "yasadışı" olarak nitelendirerek, uluslararası öğrencilerinin üniversiteye katkısını vurguladı ve destek taahhüdünde bulundu .
Bu olay, daha geniş bir bağlamda, Trump yönetiminin elit üniversitelerle olan çatışmalarının bir parçası. Örneğin, daha önce Harvard'a federal hibelerde 2,2 milyar dolarlık kesinti yapılmıştı ve vergi muafiyeti durumu tartışılmıştı . Bu, yönetim ile üniversite arasındaki süregelen gerginliklerin bir devamı olarak görülüyor.

Kararın Sebepleri: Detaylı İnceleme
Kararın arkasındaki sebepler, hem idari hem de politik boyutlar içeriyor:
  1. DHS Kayıt Talebine Uymama: DHS, Nisan 2025'te Harvard'dan uluslararası öğrencilerin disiplin kayıtlarını, özellikle protesto faaliyetlerine katılanların kayıtlarını talep etti. Harvard, bu talebi gizlilik ve akademik özgürlük gerekçeleriyle reddetti .
  2. Şiddet ve Antisemitizm İddiaları: Noem, Harvard'ı kampüste şiddeti ve antisemitizmi teşvik etmekle suçladı. Bu iddialar, özellikle kampüsteki protesto hareketleriyle ilişkilendirildi, ancak bu suçlamaların doğruluğu tartışmalı .
  3. Çin Komünist Partisi ile İşbirliği İddiası: Yönetim, Harvard'ın Çin ile akademik işbirliklerini ulusal güvenlik açısından tehdit olarak gördüğünü belirtti. Bu, özellikle Çinli öğrencilerin (2024-2025 akademik yılında toplam 1.016 öğrenci) yüksek sayısıyla ilişkilendirildi .
  4. Ayrıcalık Görüşü: Noem, yabancı öğrencilerin kaydedilmesinin bir hak değil, ayrıcalık olduğunu ve bu ayrıcalığın kötüye kullanıldığında geri alınabileceğini savundu. Bu, üniversitelerin finansal kazançlarını (yüksek öğrenim ücretleri) eleştiren bir söylemle desteklendi .
Bu sebepler, yönetim ile Harvard arasında ideolojik ve politik bir çatışmayı yansıtıyor. X platformunda, bazı kullanıcılar bu kararın ulusal güvenliği koruma çabası olduğunu savundu (örneğin, DC_Draino), diğerleri ise akademik özgürlüğe bir saldırı olarak gördü (örneğin, allenanalysis).
Hemen Sonuçlar: Tabloyla Detaylandırma
Kararın doğrudan etkileri, hem öğrenciler hem de üniversite açısından önemli:
Etkilenen Grup
Sonuç
Mevcut Uluslararası Öğrenciler
Başka üniversitelere transfer olmalı veya ülkeyi terk etmeli.
Yeni Uluslararası Öğrenciler
2025-2026 akademik yılı için Harvard'a kayıt yapamayacak.
Üniversite Finansmanı
Uluslararası öğrencilerden gelen yüksek öğrenim ücretlerinde kayıp yaşanacak.
Uluslararası öğrenciler, Harvard'da toplam öğrenci gövdesinin %27'sini oluşturuyor ve bu oran, özellikle Çin, Kanada, Hindistan gibi ülkelerden gelen öğrencilerle yüksek . Bu durum, özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencileri için ciddi zorluklar yaratabilir, çünkü bu öğrenciler genellikle uzun vadeli programlara katılıyor.

Geniş Kapsamlı İmplikasyonlar: Uzun Vadeli Etkiler
Bu kararın daha geniş etkileri, ABD'nin yükseköğretim ekosistemi üzerinde derin olabilir:
  1. Diğer Üniversiteler Üzerindeki Etki: Eğer Harvard gibi bir kurum bu yaptırımlarla karşı karşıyaysa, diğer üniversiteler de benzer baskılarla karşılaşabilir. Noem, bu kararın "tüm üniversiteler için bir uyarı" olduğunu belirtti . Bu, özellikle diğer Ivy League okulları için bir tehdit oluşturabilir.
  2. ABD'nin Yükseköğretimdeki İtibarı: Uluslararası öğrenciler, ABD üniversitelerine hem kültürel hem de finansal katkı sağlıyor. Bu tür kısıtlamalar, potansiyel öğrencilerin diğer ülkelere (örneğin Kanada veya Avustralya) yönelmesine neden olabilir, bu da ABD'nin küresel eğitim liderliğini zedeleyebilir .
  3. Akademik Özgürlük ve Uluslararası İşbirliği: Bu karar, üniversiteleri dış politikaya daha fazla uymaya zorlayabilir ve akademik özgürlük üzerinde soğutucu bir etki yaratabilir. Profesör grupları, bu kararın "uluslararası öğrenciler ve akademisyenlere yönelik bir saldırı" olduğunu belirtti .
Bu etkiler, uzun vadede ABD'nin bilimsel araştırma ve inovasyon kapasitesini de etkileyebilir, özellikle uluslararası işbirliklerine dayanan projelerde.

Tepkiler ve Tartışmalar: Sosyal Medya ve Akademik Çevreler
  • Harvard'ın Yanıtı: Üniversite, kararı "yasadışı" olarak nitelendirerek uluslararası öğrencilerinin önemini vurguladı. "Uluslararası öğrenciler, Harvard topluluğunun temel bir parçasıdır ve bu karar, hem üniversite hem de ülke için ciddi zararlar doğurabilir" dedi . Ayrıca, etkilenen öğrencilere rehberlik ve destek sağlamak için çalışıyor.
  • Sosyal Medya Tepkileri: X platformunda, bu karara dair kutuplaşmış tepkiler var. Örneğin, RodDMartin gibi kullanıcılar, kararı Harvard'ın sorumluluklarını yerine getirmemesi olarak gördü ve destekledi, "DHS, Harvard'a ders veriyor" dedi. Öte yandan, vividpulsar gibi kullanıcılar, "Bu, otoriter bir hareket, akademik özgürlüğe saldırı" yorumunda bulundu. capitolhunters ise, kararın özellikle PhD öğrencilerini etkileyeceğini ve araştırma kapasitesini zedeleyeceğini belirtti.
Bu tepkiler, konunun ne kadar tartışmalı olduğunu ve farklı paydaşlar arasında derin görüş ayrılıklarını yansıtıyor.

Sonuç ve Gelecek Perspektifleri
Trump yönetiminin Harvard'ın uluslararası öğrenci kaydetme yeteneğini sonlandırma kararı, eğitim ve göç politikalarında önemli bir dönüm noktasıdır. Bu karar, hem Harvard hem de ABD'deki diğer üniversiteler için potansiyel olarak büyük etkilere sahip olabilir. Ayrıca, akademik özgürlük ve uluslararası eğitim işbirliği üzerinde uzun vadeli etkileri olabilir. Bu olay, yükseköğretim kurumları ile federal hükümet arasındaki ilişkinin geleceği açısından dikkatle takip edilmelidir. 23 Mayıs 2025 itibarıyla, kararın hukuki sonuçları ve olası geri dönüşler henüz belirsiz, ancak tartışmalar devam ediyor.

Kaynaklar
  • Trump administration halts Harvard’s ability to enroll international students The Guardian
  • Trump Administration Says It Is Halting Harvard’s Ability to Enroll International Students The New York Times
  • Trump administration blocks Harvard from enrolling foreign students, threatens broader crackdown Reuters
  • Trump administration bars Harvard from enrolling foreign students AP News
  • Trump Admin Revokes Harvard’s Authorization To Enroll International Students The Harvard Crimson
  • Trump administration blocks Harvard's ability to enroll international students NBC News
  • Harvard University barred from enrolling international students by Trump administration CNN
  • Trump administration revokes Harvard's ability to enroll international students NPR
  • Trump administration ends Harvard's ability to enrol international students BBC News
  • Trump administration ends Harvard’s ability to enroll foreign students POLITICO
  • DHS threatens to revoke Harvard’s eligibility to host foreign students amid broader battle over universities’ autonomy TheLeoTerrell on X
  • So, Harvard stands up for academic freedom, and the Trump administration responds by freezing $2.2 billion in federal grants vividpulsar on X
  • A new attack on Harvard, another attempt to impose government control capitolhunters on X
  • ESCALATION: DHS THREATENS TO STRIP HARVARD OF FOREIGN STUDENT PRIVILEGES RodDMartin on X
  • BREAKING: DHS is now threatening to strip Harvard of its ability to host international students allenanalysis on X
  • The U.S. Department of Homeland Security said Harvard University will lose its ability to enroll foreign students idreesali114 on X
  • The Trump administration has threatened to withdraw Harvard University’s ability to host international students PopBase on X
  • Trump admin now threatening to revoke Harvard’s ability to enroll foreign students DC_Draino on X

2025-04-25

Zor Şeyleri Öğrenme Sanatı: Bilimsel Öğrenme Teknikleri Üzerine

Zor Şeyleri Öğrenme Sanatı: Bilimsel Öğrenme Teknikleri Üzerine Ayrıntılı Bir İnceleme

Öğrenme, insan hayatının temel taşlarından biridir ve özellikle zor veya karmaşık konuları öğrenmek, doğru yöntemlerle çok daha etkili hale getirilebilir. Son yıllarda, bilişsel bilimler ve eğitim alanındaki araştırmalar, öğrenme süreçlerini optimize etmek için bir dizi pratik teknik ortaya koymuştur. 

Bu yazıda, bilimsel temellere dayanan altı temel öğrenme tekniğini ayrıntılı bir şekilde göreceksiniz: aralıklı tekrar, iç içe çalışma, geri çağırma pratiği, ayrıntılandırma, somut örnekler ve çift kodlama.

Bu teknikler, zor konuları öğrenirken hem daha verimli hem de daha kalıcı sonuçlar elde etmenizi sağlayabilir.


1. Aralıklı Tekrar (Spaced Practice)
Nedir? Aralıklı tekrar, aynı bilgiyi belirli aralıklarla, zaman içinde dağıtılmış bir şekilde tekrar etmeyi içerir. 

Bu yöntem, bilgiyi tek bir oturumda yoğun bir şekilde tekrar etmek yerine, öğrenmeyi zamana yayarak uzun süreli belleğe yerleşmesini sağlar.

Nasıl Çalışır? Araştırmalar, bilgiyi kısa vadeli bellekten uzun vadeli belleğe aktarmak için zamana yayılan tekrarların çok daha etkili olduğunu göstermektedir. Örneğin, bir konuyu bir saat boyunca aralıksız çalışmak yerine, aynı konuyu bir hafta boyunca her gün 10 dakika çalışmak, bilgiyi daha kalıcı hale getirir. Bunun nedeni, beynin bilgiyi işlemek ve pekiştirmek için zamana ihtiyaç duymasıdır.
Pratik Uygulama:
  • Çalışma planınızı oluştururken, konuları haftalık veya günlük olarak küçük parçalara bölün.
  • Her bir konuyu tekrar etmeden önce bir süre bekleyin (örneğin, bir gün veya bir hafta).
  • Tekrarları planlarken, unutma eğrisini dikkate alın: İlk tekrarlar daha sık, sonraki tekrarlar daha seyrek olmalıdır.
Örnek: Yabancı dil öğreniyorsanız, yeni kelimeleri öğrendikten hemen sonra değil, bir gün, üç gün ve bir hafta sonra tekrar edin. Bu, kelimelerin uzun süreli belleğinize yerleşmesine yardımcı olur.


2. İç İçe Çalışma (Interleaving)
Nedir? İç içe çalışma, farklı konular veya problem türlerini tek bir çalışma oturumunda karışık bir şekilde ele almayı ifade eder. 

Bu, aynı tür problemleri arka arkaya çözmek yerine, farklı becerileri veya konuları bir arada çalışmayı içerir.

Nasıl Çalışır? İç içe çalışma, beynin farklı bilgi parçaları arasında bağlantı kurmasını ve problem çözme becerilerini geliştirmesini sağlar. Örneğin, matematik çalışırken sadece tek bir problem türüne odaklanmak yerine, farklı problem türlerini karışık bir şekilde çözmek, hangi yöntemin ne zaman kullanılacağını öğrenmenizi sağlar. Bu yöntem, öğrenilen bilgilerin esnek bir şekilde uygulanmasına olanak tanır.

Pratik Uygulama:
  • Çalışma oturumlarınızda farklı konuları veya problem türlerini karıştırın.
  • Örneğin, bir matematik oturumunda hem cebir, hem geometri, hem de olasılık problemleri çözün.
  • Konular arasında geçiş yaparken zorlanıyorsanız, bu normaldir; bu süreç öğrenmeyi daha derinleştirir.
Örnek: Fizik çalışırken, sadece mekanik problemleri çözmek yerine, mekanik, termodinamik ve elektromanyetizma sorularını karışık bir şekilde çözün. Bu, farklı kavramları ayırt etme yeteneğinizi güçlendirir.


3. Geri Çağırma Pratiği (Retrieval Practice)
Nedir? Geri çağırma pratiği, bilgiyi hatırlamaya çalışarak öğrenmeyi güçlendirme yöntemidir. 

Bu teknik, genellikle testler veya sınavlar aracılığıyla uygulanır, ancak sadece değerlendirme amaçlı değil, öğrenmeyi pekiştirme amaçlı da kullanılır.

Nasıl Çalışır? Bilgiyi aktif bir şekilde hatırlamaya çalışmak, beynin o bilgiyi daha güçlü bir şekilde kodlamasını sağlar. Örneğin, bir konuyu okuduktan sonra kitabı kapatıp öğrendiklerinizi kendi kelimelerinizle açıklamaya çalışmak, bilgiyi uzun süreli belleğe aktarır. Bu yöntem, pasif tekrar (örneğin, sadece notları okumak) yerine aktif bir öğrenme süreci sunar.

Pratik Uygulama:
  • Çalışma oturumlarınızın sonunda, öğrendiklerinizi hatırlamaya çalışın. Örneğin, bir kağıda ana noktaları yazın veya bir arkadaşınıza açıklayın.
  • Kendinizi test edin: Flash kartlar, quiz uygulamaları veya geçmiş sınav soruları kullanabilirsiniz.
  • Hatalar yapmaktan korkmayın; yanlış cevaplar, öğrenme sürecinin bir parçasıdır.
Örnek: Tarih çalışıyorsanız, bir dönemi okuduktan sonra kitabı kapatıp önemli olayları ve tarihleri hatırlamaya çalışın. Ardından, eksik veya yanlış hatırladığınız noktaları gözden geçirin.


4. Ayrıntılandırma (Elaboration)
Nedir? Ayrıntılandırma, yeni bilgiyi mevcut bilgilere bağlayarak öğrenmeyi derinleştirme yöntemidir. 

Bu teknik, öğrenilen kavramları daha anlamlı hale getirir ve unutmayı zorlaştırır.

Nasıl Çalışır? Yeni bir bilgi öğrendiğinizde, bunu zaten bildiğiniz bir şeyle ilişkilendirmek, beyninizin bilgiyi daha iyi organize etmesini sağlar. Örneğin, bir kavramı kendi kelimelerinizle açıklamak, onunla ilgili sorular sormak veya günlük hayattan örneklerle ilişkilendirmek, ayrıntılandırmanın temel yollarıdır.

Pratik Uygulama:
  • Yeni bir kavram öğrendiğinizde, bunu mevcut bilginizle nasıl ilişkilendirebileceğinizi düşünün.
  • “Bu neden önemli?”, “Bu başka nelerle bağlantılı?” gibi sorular sorun.
  • Öğrendiğiniz konuyu birine öğretmeye çalışın; bu, bilgiyi daha derinlemesine anlamanızı sağlar.
Örnek: Kimya dersinde mol kavramını öğreniyorsanız, bunu mutfakta yemek yaparken kullandığınız ölçü birimleriyle ilişkilendirebilirsiniz. Örneğin, bir tarifteki “bir bardak un” ifadesini, kimyadaki “bir mol madde” kavramına benzeterek daha kolay anlayabilirsiniz.


5. Somut Örnekler (Concrete Examples)
Nedir? Somut örnekler, soyut veya karmaşık kavramları anlamayı kolaylaştırmak için gerçek hayattan veya somut durumlardan örnekler kullanmayı içerir.

Nasıl Çalışır? Soyut kavramlar genellikle anlaşılması zor olabilir, ancak bunları somut örneklerle desteklemek, hem anlaşılmasını hem de hatırlanmasını kolaylaştırır. Somut örnekler, bilgiyi daha görsel ve bağlamsal hale getirir. Ayrıca, görsel örnekler (resimler veya diyagramlar) kelimelere kıyasla daha kolay hatırlanır.

Pratik Uygulama:
  • Soyut bir kavram öğrendiğinizde, bunu günlük hayattan bir örnekle ilişkilendirin.
  • Ders kitaplarında veya çevrimiçi kaynaklarda somut örnekler arayın.
  • Kendi örneklerinizi yaratın; bu, konuyu daha kişisel ve anlamlı hale getirir.
Örnek: İktisatta “talep esnekliği” kavramını öğreniyorsanız, bunu bir market örneğiyle açıklayın: “Eğer yumurtaların fiyatı artarsa, insanlar daha az yumurta alır, ama tuzun fiyatı artsa bile insanlar tuz almaya devam eder, çünkü tuzun alternatifi yoktur.” Bu somut örnek, soyut bir kavramı daha anlaşılır kılar.


6. Çift Kodlama (Dual Coding)
Nedir? Çift kodlama, bilgiyi hem görsel hem de sözel formatta sunarak öğrenmeyi güçlendirme yöntemidir. 

Bu teknik, beynin birden fazla temsil biçimini kullanmasını sağlayarak öğrenmeyi daha etkili hale getirir.

Nasıl Çalışır? İnsan beyni, bilgiyi hem görsel (resimler, diyagramlar) hem de sözel (kelimeler, açıklamalar) olarak işlediğinde, bu bilgiyi daha iyi hatırlar. Örneğin, bir kavramı sadece okumak yerine, aynı zamanda bir diyagramla görselleştirmek, öğrenmeyi güçlendirir. Bu yöntem, otomatik imgeleme süreçlerini de harekete geçirir.

Pratik Uygulama:
  • Çalışırken, metinleri diyagramlar, çizimler veya zihin haritalarıyla destekleyin.
  • Not alırken, kelimelerin yanı sıra semboller, şekiller veya basit çizimler kullanın.
  • Videolar, infografikler veya görsel özetler gibi görsel kaynaklardan faydalanın.
Örnek: Biyolojide hücre yapısını öğreniyorsanız, sadece hücre bölümlerinin tanımını okumak yerine, bir hücre diyagramı çizin ve her bir organeli renkli kalemlerle işaretleyin. Bu, hem görsel hem de sözel belleğinizi harekete geçirir.


Bu Teknikleri Birlikte Kullanma
Bu altı teknik, ayrı ayrı kullanıldığında bile etkili olsa da, bir arada kullanıldıklarında öğrenme sürecini daha da güçlendirir. Örneğin:
  • Aralıklı tekrar ve geri çağırma pratiğini birleştirerek, belirli aralıklarla kendinizi test edebilirsiniz.
  • İç içe çalışma ve somut örnekleri kullanarak, farklı konuları karışık bir şekilde çalışırken her biri için gerçek hayattan örnekler oluşturabilirsiniz.
  • Ayrıntılandırma ve çift kodlamayı birleştirerek, yeni bir kavramı mevcut bilginizle ilişkilendirirken aynı zamanda görsel bir temsil oluşturabilirsiniz.

Sonuç
Zor şeyleri öğrenmek, doğru tekniklerle çok daha kolay ve etkili hale gelebilir. Aralıklı tekrar, iç içe çalışma, geri çağırma pratiği, ayrıntılandırma, somut örnekler ve çift kodlama, bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemlerdir ve her biri öğrenme sürecini farklı bir açıdan destekler. 

Bu teknikleri düzenli bir şekilde uygulayarak, karmaşık konuları daha iyi anlayabilir, uzun süre hatırlayabilir ve öğrendiklerinizi gerçek hayatta uygulayabilirsiniz. Önemli olan, sabırlı olmak ve bu yöntemleri kendi öğrenme tarzınıza uyarlamaktır. Unutmayın: Öğrenme bir süreçtir ve her adımda daha iyi bir öğrenici olma fırsatınız vardır.

2025-02-16

Prof. Dr. M. Orhan Öztürk'ün Sorma-Bilme Dürtüsü ve Girişim Duygusu Nasıl Yok Ediliyor? başlıklı kitabı

Prof. Dr. M. Orhan Öztürk'ün Sorma-Bilme Dürtüsü ve Girişim Duygusu Nasıl Yok Ediliyor? başlıklı kitabı, bireylerin merak ve girişimcilik duygularının nasıl bastırıldığına dair psikolojik, toplumsal ve eğitimsel bir analiz sunmaktadır.

  1. Sorma-Bilme Dürtüsü ve Kökenleri: İnsanların doğuştan gelen bir merak ve bilme arzusuna sahip olduğu, bunun çocukluk döneminde özellikle belirginleştiği ve bilişsel gelişimde kritik bir rol oynadığı vurgulanır. Çocukların özellikle 3-5 yaş arasında sorma ve keşfetme eğilimleri yüksek olur, ancak çevresel faktörler bu dürtüyü bastırabilir.

  2. Toplumda Sorma-Bilme Dürtüsünün Bastırılması: Osmanlı ve modern Türkiye'de bilim ve merak eksikliğinin tarihsel nedenleri ele alınır. Geleneksel eğitim sistemlerinin ezberciliği teşvik ettiği, çocuklara sorgulamanın öğretilmediği, bilimsel merakın zayıflatıldığı vurgulanır.

  3. Girişim Duygusunun Gelişimi ve Engellenmesi: Çocukluk döneminde bireyin bağımsızlık kazanması için girişim duygusunun desteklenmesi gerekir. Ancak, aile baskısı, otoriter eğitim ve toplumsal korkular bu duygunun gelişimini engeller. Özellikle cezalandırılma korkusu, ayıplanma ve aşırı kontrol, girişimciliği köreltir.

  4. Sünnet Geleneği ve Psikolojik Etkileri: Yazar, erkek çocukların sünnet edilme sürecinin psikanalitik açıdan girişim duygusunu ve cinsel kimlik gelişimini nasıl etkileyebileceğini tartışır. Sünnetin çocuklarda iğdiş edilme korkusuna yol açabileceği ve bunun uzun vadede kişilik gelişimi üzerinde etkili olabileceği ifade edilir.

  5. Eğitim ve Merak Duygusunun Bastırılması: Türkiye’de eğitim sisteminin ezberci ve sorgulamayı teşvik etmeyen yapısı eleştirilir. Öğrencilerin sorgulama yerine bilgi aktarmaya ve ezberlemeye yönlendirildiği belirtilir. Bilimsel araştırmalara ilginin az olmasının kökenleri bu sistemde aranır.

  6. Çözüm Önerileri: Yazar, çocuk eğitiminde merakı teşvik eden yöntemler geliştirilmesi gerektiğini, sivil toplum kuruluşlarının bu konuda sorumluluk almasını, dini eğitimin ve ibadetin Türkçeleştirilmesi gerektiğini ve sünnet yaşı ile ilgili bilimsel araştırmaların artırılmasını önerir.

Sonuç olarak, kitap, bireylerin özgür düşünebilmesi ve bilimsel meraka sahip olabilmesi için çocukluk dönemindeki eğitim ve toplumsal yapının önemini vurgulamakta, Türkiye’deki mevcut sistemin bu gelişimi nasıl engellediğini ele almaktadır.

2025-02-13

Öğrenme Mühendisliği (Learning Engineering): Geleceğin Eğitimi İçin Yeni Bir Yaklaşım

Öğrenme Mühendisliği (Learning Engineering): Geleceğin Eğitimi İçin Yeni Bir Yaklaşım

1. Öğrenme Mühendisliği Nedir?

Öğrenme mühendisliği (Learning Engineering), öğrenme bilimi, eğitim teknolojileri, bilişsel psikoloji ve veri biliminin birleştiği disiplinlerarası bir alandır. Bu alan, eğitim süreçlerini daha etkili hale getirmek için sistematik bir yaklaşım sunar. Öğrenme mühendisleri, öğrenme ortamlarını tasarlarken kanıta dayalı stratejiler ve mühendislik yöntemlerini kullanarak eğitimin daha verimli olmasını sağlamayı hedefler.

Öğrenme mühendisliği; geleneksel öğretim yöntemlerinin ötesine geçerek, büyük veri, yapay zeka, adaptif öğrenme sistemleri ve kullanıcı deneyimi tasarımı gibi teknolojilerden yararlanır.

2. Öğrenme Mühendisliğinin Temel İlkeleri

Öğrenme mühendisliği, dört temel ilkeye dayanır:

  1. Kanıta Dayalı Yaklaşım: Öğrenme mühendisleri, eğitim süreçlerini geliştirirken bilimsel araştırmalardan ve veri analizlerinden yararlanır. Öğrenci performansına ilişkin veriler toplanarak en iyi öğrenme yöntemleri belirlenir.

  2. Tasarım Odaklı Düşünme (Design Thinking): Kullanıcı merkezli bir yaklaşım benimsenir. Öğrencilerin öğrenme deneyimleri göz önünde bulundurularak kişiselleştirilmiş çözümler üretilir.

  3. Teknoloji Destekli Öğrenme: Yapay zeka, makine öğrenmesi, sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve büyük veri analizleri gibi teknolojiler öğrenme süreçlerine entegre edilir.

  4. Sürekli Geliştirme ve Değerlendirme: Eğitim materyalleri ve sistemleri sürekli olarak gözden geçirilir, analiz edilir ve geliştirilir. Öğrencilerin geri bildirimleri dikkate alınarak eğitim yöntemleri iyileştirilir.

3. Öğrenme Mühendisliğinde Kullanılan Teknolojiler

Günümüzde öğrenme mühendisliğinin en önemli araçları şunlardır:

  • Büyük Veri ve Öğrenme Analitikleri: Öğrenci performansına ilişkin büyük veri setleri analiz edilerek öğrenme süreçleri iyileştirilir.
  • Yapay Zeka (AI) ve Makine Öğrenmesi: Kişiye özel öğrenme deneyimleri oluşturmak için kullanılır. Örneğin, yapay zeka destekli bir öğrenme platformu, öğrencinin eksik olduğu konuları belirleyerek ona özel içerikler sunabilir.
  • Uyarlanabilir Öğrenme Sistemleri: Öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına göre özelleştirilen eğitim platformlarıdır.
  • Sanal Gerçeklik (VR) ve Artırılmış Gerçeklik (AR): Deneyimsel öğrenmeyi artırmak için kullanılabilir. Örneğin, tıp öğrencileri sanal ameliyat simülasyonlarıyla eğitim alabilir.
  • Blok Zinciri (Blockchain): Sertifikaların ve akademik kayıtların güvenli bir şekilde saklanmasını sağlar.

4. Öğrenme Mühendisliğinin Kullanım Alanları

Öğrenme mühendisliği birçok farklı alanda uygulanabilir:

  • Okullar ve Üniversiteler: Kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimleri sunarak öğrencilerin daha etkili öğrenmesini sağlar.
  • Kurumsal Eğitim: Şirketlerin çalışanlarına yönelik eğitim programlarını optimize etmelerine yardımcı olur.
  • Tıp Eğitimi: Sağlık profesyonellerinin daha etkili bir şekilde eğitim almasını sağlamak için simülasyonlar ve yapay zeka destekli öğrenme araçları kullanılır.
  • Çevrim İçi Eğitim Platformları: MOOC’lar (Massive Open Online Courses), e-öğrenme sistemleri ve diğer dijital öğrenme platformları için en iyi uygulamaları sunar.

5. Öğrenme Mühendisliği ile Geleneksel Eğitim Arasındaki Farklar

ÖzellikGeleneksel EğitimÖğrenme Mühendisliği
Öğretim YaklaşımıStandart müfredat, sınıf içi eğitimKişiselleştirilmiş, veri odaklı öğrenme
Teknoloji KullanımıSınırlı veya hiç yokYapay zeka, büyük veri, adaptif öğrenme sistemleri
DeğerlendirmeStandart sınavlarSürekli veri analizi ve geri bildirim
EsneklikSabit müfredat ve öğretim yöntemleriDinamik ve öğrenciye özel öğrenme yolları
Öğrenme OrtamıFiziksel sınıflarHibrit ve dijital öğrenme ortamları

6. Öğrenme Mühendisliği Gelecekte Eğitimi Nasıl Şekillendirecek?

Öğrenme mühendisliği, gelecekte eğitimin daha kişiselleştirilmiş, erişilebilir ve etkili hale gelmesini sağlayacaktır. Bu alandaki gelişmeler şu değişiklikleri beraberinde getirebilir:

  • Tamamen Kişiselleştirilmiş Eğitim: Her öğrenciye özel öğrenme yolları sunulacak.
  • Öğrenme Asistanları: Yapay zeka destekli öğretmen yardımcıları, öğrencilere anlık rehberlik sunacak.
  • Öğrenmenin Oyunlaştırılması: Oyun tabanlı öğrenme sistemleri yaygınlaşarak öğrenmeyi daha eğlenceli hale getirecek.
  • Yaşam Boyu Öğrenme: İnsanlar, kariyerleri boyunca sürekli olarak yeni beceriler kazanmak için öğrenme mühendisliği çözümlerinden yararlanacak.

7. Sonuç

Öğrenme mühendisliği, eğitimi daha etkili, erişilebilir ve kişiselleştirilmiş hale getirmek için disiplinlerarası bir yaklaşım sunar. Büyük veri, yapay zeka ve bilişsel bilimlerden yararlanarak öğrenme süreçlerini optimize eden bu alan, geleceğin eğitim sistemlerini şekillendirmede kritik bir rol oynayacaktır. Eğitimciler, teknoloji geliştiricileri ve araştırmacılar, öğrenme mühendisliğini daha yaygın hale getirmek için birlikte çalışarak eğitimde devrim yaratabilirler.

2024-10-13

Andragoji nedir?

Andragoji, yetişkin eğitimi ile ilgili kuram ve yöntemlerin bütünüdür. Terim, Yunanca "andros" (yetişkin erkek) ve "agogos" (rehberlik) kelimelerinden türemiştir ve yetişkinlerin öğrenme süreçlerini ifade eder.

Andragojinin temel ilkeleri şunlardır:

1. Özerklik: Yetişkinler genellikle kendi öğrenme süreçlerini yönetmek isterler. Eğitime katılırken kendi sorumluluklarını almayı tercih ederler ve bu nedenle eğitim sürecine aktif olarak dahil olmayı beklerler.

2. Yaşam Deneyimleri: Yetişkinler öğrenmeye geldiklerinde, zengin bir yaşam deneyimiyle gelirler. Bu deneyimlerin eğitime entegre edilmesi, öğrenme sürecini daha etkili hale getirir.

3. Hedef Odaklılık: Yetişkinler genellikle bir amaca hizmet eden öğrenme süreçlerini tercih ederler. Öğrendikleri bilgilerin işlerine, günlük yaşamlarına veya kişisel gelişimlerine nasıl katkı sağlayacağını bilmek isterler.

4. İlgi ve İçsel Motivasyon: Yetişkinler çoğunlukla içsel motivasyonla öğrenirler. Kendi ihtiyaçları doğrultusunda bir ilgi alanı belirlerler ve bu alanlara yönelik bilgi arayışına girerler.

5. Sorun Çözme Yaklaşımı: Yetişkinler genellikle sorun odaklı öğrenmeyi tercih ederler. Teorik bilgilerden ziyade pratik ve gerçek dünya sorunlarına yönelik çözüm yolları öğrenmeye daha yatkındırlar.

6. Relevans (İlgililik): Öğrendikleri bilgilerin doğrudan yaşamlarına, işlerine ya da kariyer hedeflerine uygulanabilir olmasını isterler. Bu nedenle, eğitim içeriğinin kendileri için anlamlı ve ilgili olması önemlidir.

Andragoji, çocuk eğitimi olan pedagojiden farklı olarak, yetişkinlerin bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine uygun stratejiler geliştirir ve öğrenmenin etkinliğini artırmayı amaçlar.

2024-08-27

Türkiye'de Üniversite Özerkliği Raporu

European University Association, Avrupa Üniversite Birliği, 2023 Üniversite özerklik raporunun otomatik çevirisini aşağıda bulabilirsiniz. 


Türkiye'deki kamu üniversitelerinin özerkliği ve yükseköğretim sistemi

Türkiye yükseköğretim sistemi, kamu üniversiteleri, kâr amacı gütmeyen vakıf üniversiteleri ve vakıf meslek yüksekokulları gibi çeşitli türde yükseköğretim kurumlarından oluşur. Kamu üniversiteleri, ağırlıklı olarak devlet tarafından finanse edilirken, vakıf üniversiteleri devlet desteği almaz. Hem kamu hem de vakıf üniversiteleri, sırasıyla Sayıştay ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından mali denetimden geçer. Türkiye'de özel üniversite kurulması mümkün değildir.

Yükseköğretim Kanunu, hem kamu hem de vakıf üniversiteleri için geçerlidir. Ancak, vakıf üniversitelerine finansal ve idari konularda daha fazla özerklik tanıyan özel hükümler vardır. Kamu üniversitelerinde çalışanlar memur statüsündeyken, vakıf üniversitelerinde çalışanlar özel sözleşmelerle istihdam edilir. Yönetim yapıları da farklıdır; vakıf üniversitelerinde en üst karar organı mütevelli heyetiyken, kamu üniversitelerinde bu görev senatoya aittir.

Türkiye'de toplamda 208 yükseköğretim kurumu bulunmaktadır ve bunların üçte ikisi kamu üniversiteleridir. Geri kalanlar ise vakıf yükseköğretim kurumlarıdır. Türkiye yükseköğretim sistemi, şu anda yaklaşık yedi milyon öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır ve bunların büyük çoğunluğu kamu üniversitelerinde, yaklaşık %11'i ise vakıf yükseköğretim kurumlarında eğitim görmektedir. Belirli gelişmelerin, özellikle yasal değişikliklerin, puanlama sistemine yansımayabileceği ve bu nedenle puanlama stabilitesinin sistemde bir değişiklik olmadığını gösterdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiği belirtilmelidir.

2018 yılından bu yana, Türkiye Cumhurbaşkanı, ülkedeki tüm üniversitelerin rektörlerini seçme ve atama yetkisine sahiptir ve hakkında yasal soruşturma yürütülen bir rektörü görevden alma yetkisini de kullanabilir. Bu uygulama, Avrupa'da incelenen diğer yükseköğretim sistemlerinde bulunmamaktadır. Avrupa'da, üniversitelerin rektör seçiminde dış otoritelerin müdahalesi genellikle üniversitenin iç seçiminin resmi onaylanmasıyla sınırlıdır.

Türkiye'de rektör atama sürecine ilişkin mevcut kurallar, Avrupa üniversite camiasının kurumsal özerklikle uyumlu kabul ettiği genel ilkelerin ötesindedir. Bu nedenle, Türkiye'nin puanlaması bu bağlamda analiz edilmeli ve Autonomy Scorecard'daki (Özerklik Puan Kartı) konumu değerlendirilirken dikkatli olunmalıdır.

Kurumsal özerklik
Tüzükler
Üniversite tüzükleri, dış onay gerektirmeden değiştirilebilir; ancak bu değişikliklerin yürürlüğe girmesi için resmi gazetede yayımlanması gereklidir.

Yürütme liderliği
Önceden, rektör akademik topluluk tarafından yürütülen bir seçim sürecinden sonra Cumhurbaşkanı tarafından atanıyordu. Oylama gizli oyla yapılırdı ve oyların en az yarısını akademik personelin katılımı oluştururdu. Oylama sonucunda YÖK, en çok oy alan altı adaydan üçünü seçerek nihai karar için önerirdi. Ancak 2018'den bu yana, rektörlerin seçimi ve atanması tamamen dış kaynaklı hale gelmiştir. YÖK, adayların başvurularını toplayıp değerlendirerek Cumhurbaşkanı'na nihai atama kararı için sunmaktadır.

Vakıf üniversiteleri söz konusu olduğunda, mütevelli heyeti kendi adayını YÖK'e sunar ve bu adayın Cumhurbaşkanı tarafından atanması için önerilir. Kanun, adayın akademik bir pozisyona sahip olması ve 67 yaşından büyük olmaması gerektiğini belirtir. Rektörün görev süresi dört yıldır ve bir kez uzatılabilir. Rektörler, suçlamalar veya disiplin nedenleriyle görevden alınabilir. Rektör ve diğer üniversite yöneticileri, onları atayan makamlar tarafından görevden alınabilir. Bu nedenle, hem kamu hem de vakıf üniversitelerinde, rektörün atanması ve görevden alınması yalnızca Türkiye Cumhurbaşkanı'nın yetkisine tabidir. Bu yaklaşım, Özerklik Puan Kartı'nda incelenen sistemler arasında istisna teşkil etmektedir.

Yönetim organları
Kamu üniversitelerinde, karar alma yetkisini senato elinde tutan bir üniter yönetim modeli vardır. Senatonun üyeliği kanunla belirlenmiştir ve rektör, rektör yardımcıları, dekanlar, diğer akademik birimlerin başkanları ve her fakülte kurulu tarafından seçilen fakülte temsilcilerinden oluşur. Bazı durumlarda, öğrenciler ve dış üyeler oy hakkı olmaksızın katılabilirler. Rektörlük, günlük yönetimde senatoya destek olan yardımcı bir organ olarak, rektör, dekanlar ve fakülte kurulları tarafından seçilen üç temsilciden oluşan yürütme kuruluna sahiptir.

Son bir değişiklikle, kurulun (konsey tipi organ) başkanı ve başkan yardımcısının dış üyelerden seçilmesi gerekmektedir. Bu kişiler, üniversite senatosunun görüşü alındıktan sonra Bakanlar Kurulu tarafından atanır.

Yapılar
Fakülte veya diğer yapısal birimlerin açılması YÖK'ün onayını gerektirir. Üniversiteler, kâr amacı gütmeyen tüzel kişilikler oluşturabilir.

Mali Özerklik

Kamu Fonlarının Dağıtımı:
Türkiye, kamu fonlarının yıllık olarak kalem bazlı bir bütçe ile dağıtıldığı nadir sistemlerden biridir. Bu durum, üniversitelerin iç finansman dağılımında herhangi bir esneklik sağlamasına olanak tanımaz.


Mali Yönetim:
Kamu üniversitelerinin mali yönetimi, uygulanan düzenlemeler nedeniyle sınırlıdır. Kamu fonlarında fazlalık oluşması durumunda, bu fazlalığın kullanımı dış otoritenin onayına tabidir. Aynı şekilde, bu fonların dağıtımı da dış otoritenin iznine bağlıdır. Kamu üniversitelerinin finansal piyasadan borç alması yasaktır. Kamuya tahsis edilen mülkler de satılamaz. Vakıf üniversiteleri bu konuda daha fazla esneklik sağlasa da, 2020'den itibaren yeni gereksinimlere uymak zorundadırlar. Örneğin, en başarılı %15'lik dilimdeki öğrencileri devlet desteği olmaksızın ücretsiz okutmak zorundadırlar. Ayrıca, toplam öğrenci gelirlerinin %2'sini teminat olarak bir kamu bankasına aktarmaları gerekmektedir.

Harç Ücretleri:
2012 yılından bu yana, öğrencilerin normal öğrenim süresince herhangi bir harç ücreti ödemesi gerekmemektedir. Mezun olamayan öğrenciler, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenen bir ücret ödemek zorundadır. Üniversiteler, yabancı/uluslararası öğrenciler için harç ücretlerini belirleme esnekliğine sahiptir. Ancak, bu ücretler program maliyetlerinin en az 1.5 katı olmak zorundadır ve bu maliyetler üniversiteler tarafından Cumhurbaşkanlığı kararnamesine uygun olarak belirlenir. Harç politikalarındaki değişiklikler, 2012 öncesinde öğrencilerin finansal katkılarının gerçek maliyetlerin %10'u olarak sabitlenmiş olması nedeniyle, sistemde büyük bir mali değişikliğe yol açmamıştır.

Personel Özerkliği

İşe Alım:
Üst düzey akademik ve idari personel memur statüsündedir. Diğer personel kategorileri ise belirli süreli sözleşmelerle işe alınabilir. İdari personel alım süreçleri, merkezi olarak hükümet tarafından yürütülmektedir. YÖK, üniversitelerdeki akademik pozisyonlar için boş kadroları belirler. Ancak, bu pozisyonların işe alım süreçleri tamamen üniversiteler tarafından yürütülmektedir. Vakıf üniversiteleri ise akademik ve idari personeliyle sözleşme imzalar.



Maaşlar:
Kamu üniversitelerindeki akademik ve idari personelin maaşları, memur statüsünden dolayı merkezi hükümet tarafından belirlenir. Kamu üniversitelerinde aynı akademik unvana sahip akademik personel aynı maaşı alır. Ancak, akademik performansa dayalı ek ödemeler de yapılır. Vakıf üniversiteleri, kamu üniversitelerindeki maaşların altında maaş belirleyemez. Bu maaşlar, sözleşmelerinde belirtilir.

Kariyer:
Yükselme, yalnızca üst düzeyde bir pozisyonun boş olması durumunda mümkündür. Akademik unvan değişikliği, boş pozisyonun ilan edilmesini gerektirir. Tüm pozisyonlar ve boş kadro ilanları, YÖK onayından sonra resmi gazetede yayımlanır ve pozisyona uygun olan herkes başvurabilir. Memur statüsüne uygun olarak, profesörlerin ve doçentlerin görevden alınması sıkı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler, özel sözleşmeli diğer akademik personel için geçerli değildir. Üst düzey idari personelin görevden alınması da sıkı bir şekilde düzenlenmiştir.

Akademik Özerklik

Öğrenci Kabulü:
YÖK, genel öğrenci sayısının belirlenmesinde temel bir rol oynar; ancak 2017'den bu yana kotaların belirlenmesi için daha katılımcı bir yaklaşım benimsenmiştir. Çeşitli bakanlık temsilcileri ve ticaret odaları gibi özel kuruluşlardan oluşan Yükseköğretim Danışma Kurulu, ulusal düzeyde kotalar hakkında görüş bildirir. YÖK, kotaları üniversitelerle ayrı ayrı görüşür, ancak son kararı verir. Kotaların belirlenmesinde dikkate alınan kriterler arasında öğrenci/öğretim üyesi oranı, personel nitelikleri, fiziksel ve teknik altyapı gibi faktörler bulunur. Önlisans ve lisans programlarına öğrenci kabulü, ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavla düzenlenir. Önlisans ve lisans seviyesindeki kabul, üniversite ve dış otorite arasında ortak düzenlenir. Üniversite senatosunun teklifi üzerine, YÖK sınav prosedürü ve kabul kriterlerine karar verir.

Güzel sanatlar, müzik ve spor gibi bazı programlarda adayların değerlendirilmesi üniversitenin yetkisindedir. Yüksek lisans ve doktora seviyesindeki kabul ise tamamen üniversiteler tarafından düzenlenir.



Diploma Programları:
Lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerindeki tüm akademik programların başlatılması veya sonlandırılması, üniversite senatosunun önerisi üzerine YÖK'ün onayını gerektirir. Sonlandırma, üniversite veya YÖK tarafından yetersiz öğrenci kaydı nedeniyle başlatılabilir. Üniversite senatosu, tüm derece seviyelerindeki programlar için eğitim diline karar verebilir; ancak bu konuda YÖK ile önceden müzakere edilmesi gerekmektedir.

Dış Kalite Güvencesi:
Türk Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 2015 yılında 'Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliği' kapsamında kurulmuştur. Kurul, 2017 yılında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen 35. Maddeye göre yeniden yapılandırılmış ve idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişiliği statüsü kazanmıştır. 2020 yılından bu yana YÖKAK, Avrupa Kalite Güvence Dernekleri Birliği'nin (ENQA) tam üyesidir ve 2022 yılında Avrupa Kalite Güvencesi Kaydı'na (EQAR) kayıtlı bir ajans statüsü kazanmıştır. Yasa gereği, YÖKAK, yükseköğretim kurumlarının dış değerlendirmesini yapmak, akreditasyon ajanslarının yetkilendirme ve tanıma süreçlerini koordine etmek ve Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında kalite güvencesi kültürünün içselleştirilmesini ve yayılmasını sağlamakla sorumludur. YÖKAK, şu anda iki ana dış değerlendirme programı yürütmektedir: Kurumsal Dış Değerlendirme Programı (IEEP) ve Kurumsal Akreditasyon Programı (IAP) ve bunların takip süreçleri. Statülerine bakılmaksızın tüm üniversiteler, bu programlara dahil olmak üzere YÖKAK'a yıllık öz değerlendirme raporları sunmak zorundadır. Ayrıca, yükseköğretim kurumları gönüllü program ve kurumsal değerlendirmeler için diğer kalite güvence ajanslarını seçmekte serbesttir.

Sektörden Görüşler:
YÖK'e göre, Türk yükseköğretim sistemi şu anda, mevcut üniversitelerin neredeyse yarısının son yirmi yıl içinde kurulmuş olmasıyla birlikte önemli bir genişleme döneminin ardından bir geçiş sürecindedir. Bu geçiş dönemi, Türk yükseköğretim sistemi için hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Kamu üniversitelerinin, vakıf üniversitelerine kıyasla nispeten düşük düzeyde kurumsal ve mali özerkliğe sahip olduğu gözlemlenmektedir. Kalite güvencesine ilişkin son reform, akademik özerklik alanında olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.





https://www.eua.eu/images/publications/autonomy_scorecard_country_profiles_batch_3.pdf

2015-11-03

3 Point Parabola (Spline)


https://scratch.mit.edu/projects/86400200/ 

P is generated according to the following formula.

Q = (1-t)*A + t*B
R = (1-t)*B + t*C

P = (1-t)*Q+ t*R




I will try to simplify equation on next project.


P = (1-t)*((1-t)*A + t*B)+ t*((1-t)*B + t*C)

P = (1-t)*((1*A-t*A) + t*B)+ t*((1*B-t*B) + t*C)

P = (1-t)*((1*A-t*A) + t*B) + t*(1*B-t*B + t*C)

P = (1-t)*(1*A - t*A + t*B) + t*(1*B-t*B + t*C)

P = (1*(1*A - t*A + t*B)) -t*(1*A - t*A + t*B) + t*(1*B-t*B + t*C)

P = (1*A - t*A + t*B) -(t*A - t*t*A + t*t*B) + t*(1*B-t*B + t*C)

P = (A - t*A + t*B) -(t*A - t*t*A + t*t*B) + (t*B-t*t*B + t*t*C)

P = A - t*A + t*B -t*A + t*t*A – t*t*B + t*B -t*t*B + t*t*C

P = A - t*A -t*A + t*t*A + t*B - t*t*B + t*B -t*t*B + t*t*C

P = A - 2t*A + t*t*A + 2t*B - 2*t*t*B + t*t*C

P = A - 2t*A + 2t*B + t*t*A - 2*t*t*B + t*t*C

P = A - 2t*(A+B) + t*t*(A - 2*B + C)

OR


P = (1-t)(1-t)A + (t * (1-t) + t * (1-t)) * B + t*t*c

t* (1-t) = t- t*t

P = (1-t)(1-t)A + (2t - 2t*t) * B + t*t*C

P = (1-t)(1-t)A + 2t *B - 2*t*t* B + t*t*C

(1-t)(1-t) = 1 – t -t + t*t

P = A -2*t*A+ t*t*A + 2t *B - 2*t*t* B + t*t*C


2015-10-04

Drawing Pixar shapes in Inkscape with Khan academy.


Pixar and Khan academy teamed up to educate public about math behind Pixar movies. You can read about the Pixar in a Box initiative at Brit Cruise's blog.

I am going to tell you how to use the site to create Vector graphics using Build you own shape demo at the Khan Academy site and Inkscape software.






Start making your own shpaes using the tool at Khan academy.

This is the shape I made. I did not make it smooth by subdivisions since I wanted to make the smoothing in Inkscape.

Here is the same shape after smoothing...

Since Inkscape is a vector program I want to export point coordinates. Click on Export Curve to export points.






You will see a black box under the image including coordinates of vertices.


Click in the black box and do Ctrl-A to select the text. Ctrl-C to copy.





Now create a simple closed polygon in Inkscape. And save the file as SVG. Svg files are simple text files used to describe vector shapes. A vector polygon is just a collection of coordinates similar to one you just exported from Khan academy.





Here is what you see after you open the SVG file in a text editor.




Find the path. You can see the coordinates of the polygon you just draw as number pairs. I highlighted the numbers in yellow.

Delete the shape you draw in Inkscape:








Get rid of extra text by simple find and replace... Just coordinates X's and Y's...


Paste the numbers in place of old shape in inkscape file by a text editor.





Save and open the SVG in Inkscape.





Now you have access to all capabilities of Inkscape. I did some coloring, smoothing and additions.



That's it. You can download SVG here.