2026-02-09

Misyon ve Vizyonu Netleştirelim

Misyon ve Vizyonu Netleştirelim 🌱


Misyon nedir?

Misyon, bugün ne yaptığını ve neden yaptığını anlatır.
Yani var oluş sebebin.

  • Şu anda ne yapıyoruz?
  • Kime hizmet ediyoruz?
  • Nasıl bir değer üretiyoruz?

Kısa formül:
👉 “Biz bugün ne iş yapıyoruz ve neden varız?”

Örnek:

“Hastaların doğru, hızlı ve etik sağlık hizmetine erişmesini sağlamak.”


Vizyon nedir?

Vizyon, gelecekte nerede olmak istediğini anlatır.
Bir hayal, bir hedef, bir ufuk çizgisi.

  • Gelecekte ne olmak istiyoruz?
  • Nereye ulaşmayı amaçlıyoruz?
  • Nasıl bir etki bırakmak istiyoruz?

Kısa formül:
👉 “Gelecekte kim olmak istiyoruz?”

Örnek:

“Sağlık alanında yenilikçi ve güvenilir bir referans merkezi olmak.”


Misyon – Vizyon farkı (net tablo)

Misyon Vizyon
Bugünü anlatır Geleceği anlatır
“Ne yapıyoruz?” “Nereye gidiyoruz?”
Somut ve işlevsel İlham verici ve yön gösterici
Şimdiki zaman Gelecek zaman

Akılda kalıcı benzetme

  • Misyon = Yolda neden yürüdüğün
  • Vizyon = Yürüyüşün sonunda ulaşmak istediğin yer

Ya da daha şiirseli:

  • Misyon ayakların,
  • Vizyon gözlerin 👀


PROTAC Teknolojisi ve De Novo Tasarım Yaklaşımları: Kapsamlı Bir Analiz

PROTAC Teknolojisi ve De Novo Tasarım Yaklaşımları: Kapsamlı Bir Analiz

Özet

Hedeflenmiş Protein Degradasyonu (TPD), hastalıkla ilişkili proteinleri hücrenin doğal yıkım yollarını kullanarak seçici olarak ortadan kaldıran, modern ilaç keşfinde hızla büyüyen bir alandır. Bu stratejinin merkezinde yer alan Proteoliz Hedefleyen Kimeralar (PROTAC'lar), geleneksel inhibitörlerin başarısız olduğu "ilaçla hedeflenemeyen" (undruggable) proteinleri hedeflemek için benzersiz bir fırsat sunmaktadır. PROTAC'lar, hedef proteine (POI) bağlanan bir ligand, bir E3 ubiquitin ligaz ligandı ve bunları birbirine bağlayan bir kimyasal bağlayıcıdan (linker) oluşan hetero-bifonksiyonel moleküllerdir. Bu doküman, PROTAC tasarımındaki matematiksel modellemeleri, makine öğrenmesi (ML) uygulamalarını, E3 ligaz araç kutusunun genişletilmesini ve spatiotemporal (mekânsal ve zamansal) kontrol sağlayan fotofarmakolojik yaklaşımları sentezlemektedir.

1. PROTAC Mekanizması ve Temel Kavramlar

PROTAC'lar, işgal tabanlı (occupancy-based) farmakolojiden olay odaklı (event-driven) farmakolojiye bir paradigma değişimini temsil eder.

  • Etki Mekanizması: PROTAC molekülü hücre içine girdiğinde aynı anda hedef proteine ve E3 ligaza bağlanarak bir üçlü kompleks (ternary complex - TC) oluşturur. Bu yakınlık, E3 ligazın hedef proteine ubiquitin molekülleri aktarmasını sağlar. Poliubiquitinlenen hedef protein proteazom tarafından tanınır ve parçalanır. PROTAC molekülü ise bu süreçten sonra serbest kalarak döngüyü tekrarlar.

  • Katalitik Doğa: PROTAC'lar stokiyometrik altı (sub-stoichiometric) konsantrasyonlarda etkili olabilirler, yani tek bir PROTAC molekülü birden fazla hedef proteinin yıkımını tetikleyebilir.

  • Üçlü Kompleksin Önemi: Başarılı bir protein degradasyonu için üçlü kompleksin kararlılığı kritiktir. Bu kompleksin oluşumu sadece ligandların afinitesine değil, aynı zamanda bağlayıcının uzunluğu, esnekliği ve hedef protein ile E3 ligaz arasındaki protein-protein etkileşimlerine (pozitif veya negatif kooperativite) bağlıdır.

2. Üçlü Kompleks Oluşumunun Matematiksel Modellemesi

Geleneksel ilaçların aksine, PROTAC'ların doz-yanıt eğrisi "Hook Etkisi" (kanca etkisi) olarak bilinen çan şeklinde bir grafik sergiler. Yüksek konsantrasyonlarda, serbest ligandlar hem hedef proteine hem de E3 ligaza ayrı ayrı bağlanarak üçlü kompleks oluşumunu engeller.

Temel Matematiksel Parametreler

Kaynaklarda sunulan matematiksel çözümler, üçlü kompleks sistemini denge durumunda tanımlayan ilk kesin ve evrensel modelleri içermektedir:

Parametre

Tanım

Kooperativite Faktörü (\alpha)

Üçlü denge ayrışma sabitlerinin, ilgili ikili (binary) denge ayrışma sabitlerine oranıdır. \alpha > 1 pozitif kooperativiteyi, \alpha < 1 negatif kooperativiteyi gösterir.

ECmax

Maksimum üçlü kompleks oluşumunun sağlandığı ligand konsantrasyonudur. Bu değer, ikili denge sabitlerinin (K_{P1} ve K_{E1}) geometrik ortalamasıdır (\sqrt{K_{P1} \cdot K_{E1}}).

AUC (Eğri Altındaki Alan)

PROTAC'ın hedef angajmanındaki toplam etkinliğini (efficacy) tanımlayan en kullanışlı parametredir.

FWHM

Maksimum yanıtın en az yarısının alındığı konsantrasyon aralığını belirtir.

3. De Novo Tasarımda Makine Öğrenmesi (ML) Uygulamaları

Geleneksel PROTAC tasarımı genellikle ampirik sonuçlara dayanmakta ve linker optimizasyonu için yoğun çaba gerektirmektedir. Makine öğrenmesi ve üretken modelleme (generative modeling), bu süreci hızlandırmak için devreye girmektedir.

  • Linker Tasarımı: ML, kompleks bifonksiyonel moleküllerin oluşturulması için gereken karmaşık özellikleri analiz eder. Özellikle fragman tabanlı ilaç tasarımı (FBDD) prensipleri, PROTAC linker tasarımı için yol gösterici olmaktadır.

  • Sınırlamalar: Mevcut ML çalışmaları, veri eksikliği ve PROTAC'ların geleneksel küçük moleküllere göre daha yüksek moleküler ağırlık ve esneklik göstermesi gibi yapısal zorluklarla karşı karşıyadır.

4. E3 Ligaz Araç Kutusu ve Yeni Ligand Keşfi

İnsan hücrelerinde 600'den fazla E3 ligaz bulunmasına rağmen, PROTAC çalışmalarının çoğu sınırlı sayıda ligaz (VHL, CRBN, IAP ve MDM2) üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yeni E3 Ligaz Adayları

  • KEAP1: Nrf2 yıkımını düzenleyen bu ligaz, Tau proteinlerini hedeflemek için peptidik ve kovalent PROTAC'larda kullanılmıştır.

  • DCAF15: İndisulam gibi sülfonamid türevleri aracılığıyla RBM39 yıkımını tetikleyen bir "moleküler yapıştırıcı" (molecular glue) mekanizmasıyla çalışır.

  • RNF4 ve RNF114: Kovalent bağlanan ligandlar aracılığıyla hedeflenen yeni ligazlardır.

  • DCAF16: Nükleer proteinlerin degradasyonu için kovalent warhead'ler aracılığıyla keşfedilmiştir.

Keşif Yöntemleri

  1. DNA Kodlu Kütüphaneler (DELs): Milyarlarca bileşiği tarayarak yeni E3 ligaz bağlayıcıları bulmak için kullanılan güçlü bir yöntemdir.

  2. Fragman Tabanlı Tarama (FBDD): Zayıf ama spesifik etkileşimler kuran küçük kimyasal parçalardan yola çıkarak yüksek afiniteli ligandlar geliştirilmesini sağlar.

  3. Faj Ekranı (Phage Display): Peptit bazlı ligandların keşfi için kullanılır.

5. Bağlayıcı (Linker) Tasarımı ve Stratejik Önemi

Bağlayıcı, sadece iki ligandı birbirine bağlayan pasif bir parça değil, molekülün seçiciliği ve farmakokinetik özellikleri üzerinde aktif bir rol oynayan bileşendir.

  • Esnek Linkerler: Genellikle alkil veya polietilen glikol (PEG) zincirlerinden oluşur. Sentezi kolaydır ancak hücre geçirgenliğini olumsuz etkileyebilir.

  • Sert (Rigid) Linkerler: Siklik yapılar, aromatik sistemler veya alkinler içerir. Seçiciliği artırabilir ve metabolik kararlılığı iyileştirebilir.

  • Fonksiyonel Linkerlar: "Akıllı" bağlayıcılar olarak da bilinirler. Işık gibi belirli uyaranlara yanıt vererek molekülün aktivasyonunu kontrol edebilirler.

6. Fotofarmakoloji: FotoPROTAC'lar

Geleneksel PROTAC'ların doku spesifikliği ve spatiotemporal kontrol eksikliği, sistemik toksisite riskini artırır. FotoPROTAC'lar, ışık aracılığıyla bu sorunları aşmayı hedefler.

FotoPROTAC Türleri

  • Işıkla Değişebilen (Photoswitchable) PROTAC'lar: Genellikle bir azobenzen birimi içerirler. Işığa maruz kaldıklarında trans ve cis izomerleri arasında dönüşürler. Bir izomer aktif degradasyonu tetiklerken diğeri pasif kalır. Bu süreç geri dönüşümlüdür.

  • Işıkla Kafeslenen (Photocaged) PROTAC'lar: Moleküle, aktif bölgeleri maskeleyen fotolabil (ışıkla parçalanan) bir koruyucu grup (DMNB, DEACM gibi) eklenir. Işık uygulaması bu grubu kalıcı olarak uzaklaştırarak PROTAC'ı aktive eder.

Zorluklar ve Gelecek

Fotofarmakolojinin klinik uygulaması için ışığın doku derinliğine nüfuz etmesi (650-900 nm dalga boyu gerekliliği), ışık teslim sistemlerinin inovasyonu ve foto-hassas grupların biyolojik olarak inert olması gibi zorlukların aşılması gerekmektedir.

7. Sonuç ve Klinik Perspektif

PROTAC teknolojisi, özellikle kanser tedavisinde ARV-110 ve ARV-471 gibi oral aktif moleküllerin klinik deneylere girmesiyle büyük bir ivme kazanmıştır. Üçlü kompleks oluşumunun matematiksel olarak anlaşılması, makine öğrenmesi destekli tasarım süreçleri ve fotofarmakolojik kontrol mekanizmaları, bu teknolojiyi hassas tıp (precision medicine) alanında temel bir araç haline getirmektedir. E3 ligaz araç kutusunun genişletilmesi ve linker teknolojisindeki ilerlemeler, gelecekte daha güvenli ve etkili terapötiklerin geliştirilmesini sağlayacaktır.


Satir'in Kaynak Çarkı Nedir?

Virginia Satir, modern aile terapisi alanında öncü bir isim olarak kabul edilir. 1916-1988 yılları arasında yaşayan Amerikalı terapist, yazar ve eğitimci, "Aile Terapisinin Annesi" olarak anılır.

Çalışmalarında bireylerin iç dünyalarını, aile dinamiklerini ve kişisel gelişimi vurgular. Satir'in yaklaşımı, insancıl, varoluşçu ve sistemik temellere dayanır; patolojiye değil, bireyin potansiyeline ve büyüme kapasitesine odaklanır. Bireylerin içsel kaynaklarını keşfetmelerini teşvik eden modeller geliştiren Satir, terapi sürecini yaşantısal ve bütüncül bir hale getirir. 

Bu modellerden biri de "Kaynak Çarkı" veya daha yaygın adıyla "Kendilik Mandala'sı" (Self Mandala) olarak bilinen araçtır. Bu çark, bireyin faydalanabileceği içsel katmanları temsil eder ve kişisel dengeyi, farkındalığı ve bütünlüğü sağlamada kullanılır.

Satir'in Kaynak Çarkı Nedir?

Satir'in Kaynak Çarkı, bireyin evrensel iç kaynaklarını sembolize eden bir mandala (çark veya daire) modelidir. 

Bu model, bireyin "kendilik"ini (self) oluşturan katmanları gösterir ve her katman, insanın hayatında denge kurması gereken bir alanı temsil eder. Çark, dokuz veya sekiz halkadan oluşabilir (kaynaklara göre varyasyon gösterir), ancak temel yapısı bireyin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal boyutlarını bütünleştirir. 

Amacı, bireyin bu katmanları fark ederek, ihmal edilen alanları beslemesini ve bütünlük hissi yaratmasını sağlamaktır. 

Satir, bu modeli terapi seanslarında, koçlukta ve kişisel gelişim çalışmalarında kullanırdı. Özellikle kriz durumlarında (örneğin acil müdahale ekipleri için) veya günlük hayatta denge arayışında faydalıdır.

Çarkın merkezinde "Kendilik" (Self) yer alır; bu, bireyin öz enerjisi veya ruhu olarak görülebilir. Etrafındaki halkalar ise içsel kaynakları temsil eder.  

Beden, Zihin, Duygular, Duyular, Etkileşimler bu modelin temel katmanlarını yansıtır. Ancak Satir'in orijinal modelinde bu katmanlar sekiz veya dokuz halka olarak genişletilir. 

Aşağıda, bu katmanları ayrıntılı olarak açıklayacağız. Model, bireyin bu alanlarda dengesizlik yaşarsa stres, çatışma veya düşük özgüven ortaya çıkabileceğini vurgular. Kullanımı, meditasyon, yansıma egzersizleri veya terapi yoluyla gerçekleşir; birey her halkayı değerlendirerek, ihtiyaç duyulan alanlara odaklanır.

Kaynak Çarkı'nın Katmanları

Satir'in modeli, bireyin iç dünyasını bir mandala gibi dairesel halkalarla gösterir. Her halka, renkli ve dinamik bir yapıya sahiptir (örneğin dokuz halkalı versiyonda farklı renkler kullanılır). Temel katmanlar, bireyin evrensel kaynaklarını temsil eder. Kullanıcı tarafından belirtilen beş kaynak temel alınarak, modelin genişletilmiş hali şöyle açıklanabilir:

  1. Beden (Physical):
    Bu katman, fiziksel varlığımızı ve bedenimizin ihtiyaçlarını temsil eder. Satir'e göre beden, içsel kaynaklarımızın temel taşıdır; çünkü tüm deneyimler bedenden geçer. Burada, beden sinyalleri (ağrı, yorgunluk, enerji seviyesi) dikkate alınır. Örneğin, yeterince hareket ediyor musunuz? Dinleniyor musunuz? Bedeninizi ihmal etmek, diğer katmanları da etkiler. Kullanımı: Günlük check-in ile beden ihtiyaçlarını fark etmek, egzersiz veya dinlenme ile beslemek.

  2. Zihin (Intellectual):
    Zihinsel katman, düşünme, öğrenme ve problem çözme yeteneklerimizi kapsar. Satir, zihni bir araç olarak görür; yeni fikirler, öğrenimler ve analizler yoluyla büyümeyi teşvik eder. Bu alanda ihmal, monotonluk veya zihinsel tıkanıklığa yol açar. Örnek: Yeni bir kitap okumak, bulmaca çözmek veya bir konu hakkında derin düşünmek. Kullanımı: Zihinsel meydan okumalarla katmanı aktif tutmak, yaratıcılığı artırmak.

  3. Duygular (Emotional):
    Duygusal katman, hislerimizi ve duygusal zekamızı temsil eder. Satir, duyguları bastırmanın bireyi dengesizleştirdiğini vurgular. Burada, son zamanlarda yaşanan duygular (sevinç, öfke, üzüntü) yansıtılır. Duyguları kabul etmek ve ifade etmek, bütünlüğün anahtarıdır. Örnek: Bir duygu günlüğü tutmak veya terapiyle duyguları işlemek. Kullanımı: Duygusal farkındalık egzersizleri ile katmanı dengelemek, özgüveni yükseltmek.

  4. Duyular (Sensual/Sensory):
    Duyusal katman, beş duyumuz (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) ve çevreyle bağlantımızı kapsar. Satir, duyuları hayatın zenginliğini sağlayan bir kaynak olarak görür. Bu alanda, çevreyi duyularla deneyimlemek vurgulanır. Örnek: Bir yürüyüşte etrafı gözlemlemek veya müzik dinlemek. Kullanımı: Duyusal farkındalık pratikleri (örneğin 5-4-3-2-1 egzersizi: 5 gördüğün, 4 dokunduğun, vb.) ile katmanı canlandırmak.

  5. Etkileşimler (Interactional):
    Etkileşim katmanı, başkalarıyla ilişkilerimizi ve sosyal bağlantılarımızı temsil eder. Satir'in aile terapisi kökenli yaklaşımında, etkileşimler bireyin büyümesinde kritik rol oynar. Burada, son etkileşimler değerlendirilir: Hangileri besleyici, hangileri yorucu? Örnek: Aile veya arkadaşlarla kaliteli zaman geçirmek. Kullanımı: İletişim becerilerini geliştirerek, sağlıklı ilişkiler kurmak.

Modelin genişletilmiş versiyonunda ek katmanlar şunlardır (Satir'in orijinal mandala'sında yer alır ve bütünlüğü tamamlar):

  1. Beslenme (Nutritional):
    Vücudu besleyen yiyecek ve alışkanlıkları kapsar. Dengeli beslenme, enerji seviyelerini etkiler. Kullanımı: Besin ihtiyaçlarını gözden geçirerek, sağlıklı seçimler yapmak.

  2. Bağlam (Contextual):
    Çevre, durumlar ve ilişkilerin genel bağlamını temsil eder. Bireyin bulunduğu ortamın etkisi vurgulanır. Kullanımı: Çevresel faktörleri değerlendirerek, olumlu değişiklikler yapmak.

  3. Ruhsal (Spiritual):
    Ruhsal bağlantı, inançlar veya doğayla bütünlük hissi. Satir, bunu bireyin derin anlam arayışı olarak görür. Kullanımı: Meditasyon veya doğa yürüyüşleriyle ruhsal beslenme.

Bazı versiyonlarda dokuzuncu halka "Evrensel Kaynak" (Universal) olarak eklenir, tüm katmanları birleştiren bir enerjiyi temsil eder.

Kaynak Çarkı Nasıl Kullanılır?

Satir'in Kaynak Çarkı, pratik bir araçtır. Kullanım adımları şöyle:

  • Yansıma: Bir mandala çizin veya hayal edin. Her katmana 1-10 puan verin (ne kadar dengeli?).
  • Farkındalık: İhmal edilen alanları belirleyin. Örneğin, beden katmanı düşükse, yürüyüş yapın.
  • Dengeleme: Her katmana odaklanan aktiviteler yapın. Terapide, aile üyeleriyle birlikte kullanılır; bireysel meditasyonda ise içsel diyalog kurulur.
  • Uygulama Alanları: Aile terapisi, kriz yönetimi (örneğin acil müdahaleciler için duygusal destek), koçluk veya günlük self-care. Satir, bu çarkı kullanarak bireylerin özgüvenini artırır ve değişimi kolaylaştırır.

Sonuç

Satir'in Kaynak Çarkı, içsel katmanlarımızı fark ederek bütünlük sağlamanın güçlü bir yoludur. 

Bu model, bireyi pasif bir varlık olarak değil, aktif bir kaynak sahibi olarak görür. Kullanarak, stresle başa çıkma, ilişkileri iyileştirme ve kişisel büyümeyi teşvik edebilirsiniz. 

Eğer bu modeli uygulamak isterseniz, bir mandala çizerek başlayın ve her katmanı keşfedin – Satir'in sözleriyle: "Her insan, içindeki hazineyi keşfedebilir." 

Bu yazı, Satir'in çalışmalarına dayalı genel bir bakış sunar; daha derin uygulama için kitapları (örneğin "Your Many Faces" veya "The Satir Model") öneririm.

Enlicitide hakkında

New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde Şubat 2025'te yayımlanan ve tıp dünyasında büyük yankı uyandıran "Enlicitide" isimli yeni bir ilacın klinik faz sonuçlarını içeren makale özeti.

Bu çalışma, özellikle kolesterol yönetimi ve kalp sağlığı alanında bir dönüm noktası olarak görülmektedir. İşte makalenin geniş özeti:
Çalışmanın Konusu: Sözlü PCSK9 İnhibitörü "Enlicitide"

Arka Plan:
Kandaki "kötü kolesterol" (LDL) seviyelerini düşürmek için kullanılan en etkili yöntemlerden biri PCSK9 proteinini hedef almaktır. Ancak bugüne kadar bu yöntemi kullanan ilaçlar (Repatha veya Praluent gibi) genellikle 2 haftada veya ayda bir yapılan enjeksiyonlar (iğne) şeklindeydi. Bu çalışma, aynı etkiyi gösteren ancak hap formunda (ağızdan) alınan ilk etkili ilaçlardan biri olan Enlicitide'in etkinliğini ve güvenliğini test etmektedir.

Deney Tasarımı ve Metot (CORALreef Çalışması)

  • Katılımcılar: Yüksek kardiyovasküler risk taşıyan ve halihazırda statin tedavisi almasına rağmen LDL kolesterolü hedeflenen seviyeye düşmeyen binlerce hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir.
  • Yöntem: Çift kör, plasebo kontrollü bir çalışma olarak yürütülmüştür. Hastaların bir kısmına günlük Enlicitide hapı, bir kısmına ise plasebo (boş hap) verilmiştir.
    Temel Bulgular
  • LDL Kolesterolde Büyük Düşüş: Çalışma sonuçlarına göre, günlük Enlicitide hapı alan hastalarda LDL ("kötü") kolesterol seviyelerinde yaklaşık %60 oranında bir düşüş gözlemlenmiştir.
  • Enjeksiyonlarla Yarışır Seviye: Bu düşüş oranı, mevcut iğne formundaki PCSK9 inhibitörlerinin sağladığı başarıya oldukça yakındır ve standart statin tedavisine eklendiğinde çok daha dramatik sonuçlar vermiştir.
  • Güvenlik Profili: İlacın yan etki profilinin plasebo grubuyla benzer olduğu ve genel olarak hastalar tarafından iyi tolere edildiği bildirilmiştir.
    Neden Önemli? (Sonuç)
  • Erişilebilirlik ve Uyum: Birçok hasta iğne korkusu veya lojistik zorluklar (soğuk zincir saklama vb.) nedeniyle mevcut enjeksiyon tedavilerini aksatabiliyordu. Hap formunda bir ilacın varlığı, hastaların tedaviye uyumunu ciddi oranda artırabilir.
  • Kardiyovasküler Koruma: LDL kolesterolün bu denli güçlü bir şekilde düşürülmesi; kalp krizi, felç ve kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini azaltmada hayati önem taşımaktadır.
  • Yeni Bir Dönem: Bu makale, kolesterol tedavisinde "iğnesiz" PCSK9 inhibitörü döneminin başladığını bilimsel olarak kanıtlamaktadır.
    Özetle: Makale, yüksek kolesterolü olan hastalar için iğneye gerek duymadan, günde tek bir hapla LDL seviyelerini %60 oranında düşürebilen Enlicitide isimli ilacın son derece başarılı sonuçlarını ortaya koymaktadır.

Kanserde Kendilik Sürekliliği

Kanserde Kendilik Sürekliliği

Kanser yalnızca hücreleri değil, “ben kimim?” duygusunu da sarsar.
Birçok hasta şu cümleyi kurar:

“Hâlâ ben miyim, yoksa başka biri mi oldum?”

Bu, biyolojik değil kimliksel bir kırılmadır.


Kanser neden kendilik sürekliliğini bozar?

1. Bedenin yabancılaşması

  • Ameliyat
  • Kilo kaybı / artışı
  • Saç kaybı
  • Stoma, protez, yara izleri

Beden = benliğin aynasıdır.
Beden değişince “ben” de değişmiş gibi hissedilir.


2. Zaman algısının kırılması

Kanser tanısıyla birlikte:

  • “önce” ve “sonra” diye iki hayat oluşur
  • gelecek belirsizleşir
  • geçmiş “sağlıklıyken” diye idealize edilir

Bu da benliğin zaman içindeki bağını zayıflatır.


3. Rollerin kaybı

  • Çalışan → hasta
  • Güçlü → bakıma muhtaç
  • Veren → alan

Rol kaybı, kimlik kaybı gibi yaşanır.


4. Toplumsal etiket

“Kanser hastası” etiketi:

  • bireyin tüm kimliğinin önüne geçebilir
  • kişi kendini yalnızca hastalığıyla tanımlar hale gelir

Bu da kendiliğin daralmasıdır.


Psikolojik sonuçlar

Kendilik sürekliliği zayıfladığında:

  • Anksiyete
  • Depresyon
  • Anlam kaybı
  • “Eski ben öldü” hissi
  • Tedavi bitse bile boşluk duygusu

görülebilir.


Terapötik yaklaşım: Sürekliliği onarmak

1. “Eski ben”i geri getirmeye çalışmamak

Ama:

  • eski benle bağ kurmak
  • değişmiş haliyle hikâyeyi sürdürmek

2. Yeni anlatı inşası

Terapide temel soru:

“Kanser, benim hikâyemde hangi yere oturuyor?”

  • Bir kopuş mu?
  • Bir dönüşüm mü?
  • Bir eşik mi?

3. Çekirdek benliğe dönüş

Değişmeyenler:

  • değerler
  • sevme biçimi
  • mizah
  • merak
  • üretme arzusu

Bunlar hatırlatıldığında süreklilik yeniden kurulur.


4. Bedenle yeniden bağ kurma

  • bilinçli dokunma
  • nefes
  • hareket
  • müzik, ritim
  • sanat

Beden, travmanın değil benliğin taşıyıcısı haline getirilir.


Klinik cümle (çok kullanılır)

“Kanser beni değiştirdi ama benliğimi silmedi.”


Çok önemli bir nokta

Kendilik sürekliliğini koruyabilen hastalarda:

  • depresyon daha az
  • tedavi uyumu daha iyi
  • yaşam kalitesi daha yüksek
  • post-travmatik büyüme daha olası


Kendilik süreklilik teorisi (Self-Continuity Theory) nedir?

Kendilik süreklilik teorisi (Self-Continuity Theory), kişinin zaman içinde değişse bile “aynı ben” olarak kalma hissini nasıl koruduğunu açıklayan psikolojik bir yaklaşımdır.

Basitçe:

“Geçmişteki ben, şimdiki ben ve gelecekteki ben arasında kopmayan bir bağ var mı?”
sorusuna odaklanır.


Temel fikir

İnsanlar yaşamları boyunca değişir: bedenleri, rolleri, inançları, ilişkileri…
Ama psikolojik olarak sağlıklı olabilmek için kimliğin sürekliliğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar.

Bu teoriye göre:

  • Kendilik algısı tamamen sabit değildir
  • Ama tamamen kopuk da olmamalıdır
  • Sağlıklı durum = değişim + süreklilik dengesi

Süreklilik nasıl sağlanır?

1. Anlatı (hikâye) yoluyla

İnsanlar hayatlarını bir hikâye gibi kurgular:

  • “Bunları yaşadım”
  • “Bunlar beni ben yaptı”
  • “Şimdi buradayım çünkü…”

Bu otobiyografik anlatı, benlikte sürekliliğin en güçlü taşıyıcısıdır.


2. Değerler ve temel inançlar

Rol, meslek, ilişki değişse bile:

  • adalet anlayışı
  • ahlaki duruş
  • hayata bakış gibi çekirdek değerler süreklilik hissi yaratır.

3. Beden ve duyusal bellek

  • Ses
  • Koku
  • Yüz
  • Dokunma hissi

Beden, “ben hâlâ buradayım” duygusunun en ilkel taşıyıcısıdır.


4. Sosyal aynalar

Başka insanların bizi tanıması ve hatırlaması:

  • “Sen hep böyleydin”
  • “Seni eskiden de böyle bilirdim”

Bu geri bildirimler, benliğin sürekliliğini pekiştirir.


Süreklilik bozulursa ne olur?

Kendilik sürekliliği zayıfladığında:

  • Kimlik karmaşası
  • Boşluk hissi
  • Depersonalizasyon
  • Travma sonrası “eski ben değilim” duygusu
  • Yaşlanma, hastalık, kanser, ağır kayıplarda kimlik kırılması

sık görülür.


Klinik ve psikolojik önemi

  • Travma terapisi
  • Kanser psikolojisi
  • Yaşlılık ve demans
  • Depresyon ve varoluşsal krizler

alanlarında çok merkezi bir kavramdır.

Terapide amaç çoğu zaman:

“Eski beni aynen geri getirmek” değil
“Değişmiş halimle bile kendim kalabilmek”


Güzel bir özet cümle

Kendilik sürekliliği, değişirken kaybolmamayı başarmaktır.


2026-02-08

Meme Kanseri Araştırmaları ve Küresel Onkoloji Trendleri: Bilgilendirme Belgesi

Meme Kanseri Araştırmaları ve Küresel Onkoloji Trendleri: Bilgilendirme Belgesi

Bu belge, 2022-2026 dönemini kapsayan küresel kanser istatistiklerini, meme kanseri teşhis ve tedavisindeki devrim niteliğindeki teknolojik gelişmeleri ve klinik araştırma sonuçlarını sentezleyen kapsamlı bir analizdir.

Özet

Küresel kanser yükü hızla artmakta olup, 2050 yılına kadar yeni vaka sayısının %77 artarak 35 milyona ulaşması beklenmektedir. Meme kanseri, kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türü olma özelliğini korurken, teşhis ve tedavi süreçlerinde yapay zeka (AI) ve yeni nesil farmakolojik yaklaşımlar dönüştürücü bir rol oynamaktadır.

En kritik gelişmeler arasında; standart mamogramlardan beş yıllık risk tahmini yapabilen ilk AI platformu olan Clairity Breast'in FDA onayı alması, Vepdegestrant gibi ilk PROTAC protein parçalayıcıların klinik başarısı ve metastatik üçlü negatif meme kanserinde (TNBC) birinci basamak tedavide sağkalım sürelerini artıran Sacituzumab Govitecan + Pembrolizumab kombinasyonu yer almaktadır. Ayrıca, hormon tedavisi gören hastalarda yaşam kalitesini artırmaya yönelik Elinzanetant gibi yeni ilaçlar, onkolojide "bütüncül bakım" yaklaşımını pekiştirmektedir.


1. Küresel Kanser Yükü ve Epidemiyolojik Görünüm

2022 yılı verileri ve 2050 öngörüleri, kanser yönetiminde sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine (HDI) bağlı derin eşitsizlikleri ve değişen risk profillerini ortaya koymaktadır.

2022 Genel İstatistikleri

  • Vaka ve Ölüm: 2022'de yaklaşık 20 milyon yeni vaka teşhis edilmiş ve 9,7 milyon ölüm gerçekleşmiştir.

  • En Yaygın Türler: Akciğer kanseri (2,48 milyon vaka), meme kanserini geride bırakarak dünya genelinde ilk sıraya yerleşmiştir.

  • Meme Kanseri Verileri: 2,3 milyon yeni vaka ile kadınlarda en sık görülen türdür. Ancak, düşük HDI ülkelerinde ölüm riski (MIR), yüksek HDI ülkelerine göre üç kattan fazla (17/100'e karşı 56/100) daha yüksektir.

2050 Öngörüleri ve Eşitsizlikler

Gösterge

2022 Durumu

2050 Öngörüsü

Artış Oranı (%)

Yeni Kanser Vakaları

20 Milyon

35 Milyon

%77

Düşük HDI Ülkeleri

Sınırlı Kaynak

En Ağır Yük

%142

Orta HDI Ülkeleri

Gelişmekte Olan

Yüksek Yük

%99


2. Tanısal Yenilikler ve Yapay Zeka Entegrasyonu

Meme kanseri teşhisinde, geleneksel yöntemlerden tahmine dayalı ve kişiselleştirilmiş modellere geçiş yaşanmaktadır.

Clairity Breast: AI Destekli Risk Tahmini

FDA, bir kadının önündeki beş yıl içinde meme kanseri geliştirme riskini yalnızca standart bir mamogram kullanarak tahmin eden ilk AI platformu olan Clairity Breast'e "De Novo" yetkisi vermiştir.

  • Ayırt Edici Özellik: Mevcut modellerin aksine, Clairity Breast yaş veya aile öyküsüne değil, meme dokusundaki insan gözüyle görülemeyen mikroskobik paternlerin analizine dayanmaktadır.

  • Eşitlik Odaklılık: Model, geleneksel risk modellerinin yetersiz kaldığı çeşitli etnik grupları ve aile öyküsü olmayan (%85'lik grup) kadınları kapsayacak şekilde tasarlanmıştır.

  • Genç Kadınlar: Veriler, 40'lı yaşlardaki kadınların %16'sının yüksek riskli olduğunu ve bu oranların daha yaşlı kadınlarla benzerlik gösterdiğini ortaya koyarak tarama protokollerinde kişiselleştirme ihtiyacını vurgulamaktadır.

Diğer Teknolojik Gelişmeler

  • Sıvı Biyopsi (ctDNA): Tedavi sonrası kanda tespit edilen tümör DNA'sı (ctDNA), nüks riskini öngörmek için kullanılmaktadır.

  • Robotik ve AI: Tümörlerin erken teşhisi ve çıkarılması için "AI destekli robotik eller" üzerinde çalışmalar sürmektedir.


3. Yeni Nesil Tedaviler ve Farmakolojik Gelişmeler

Kanser hücrelerini hedef alan yeni ilaç sınıfları, dirençli vakalarda önemli iyileşmeler sağlamaktadır.

PROTAC ve Yeni Nesil SERD'ler

  • Vepdegestrant (ARV-471): Pfizer ve Arvinas tarafından geliştirilen bu ilaç, östrojen reseptörünü (ER) doğrudan yok eden ilk PROTAC protein parçalayıcıdır. ESR1 mutasyonlu hastalarda standart tedaviye göre anlamlı sağkalım avantajı sağlamıştır. FDA karar tarihi 5 Haziran 2026 olarak belirlenmiştir.

  • Imlunestrant: Yeni nesil, beyne nüfuz edebilen bir oral SERD'dir. EMBER-3 faz 3 çalışması, imlunestrantın abemaciclib ile kombinasyon halinde kullanıldığında, ESR1 mutasyon durumundan bağımsız olarak progresyonsuz sağkalımı (PFS) 9,4 aya çıkardığını (tek başına 5,5 ay) göstermiştir.

Antikor-İlaç Konjugatları (ADC) ve İmmünoterapi

  • Sacituzumab Govitecan (SG) + Pembrolizumab: PD-L1 pozitif TNBC hastalarında birinci basamak tedavide ölüm veya ilerleme riskini %35 oranında azaltmıştır. Bu kombinasyonun yeni bir standart tedavi olması beklenmektedir.

  • Trastuzumab Deruxtecan + Pertuzumab: Metastatik HER2-pozitif meme kanserinde standart tedaviye göre PFS süresini 13,8 ay uzatarak yeni bir referans noktası oluşturmuştur.


4. Genetik Risk Yönetimi ve Cerrahi Müdahaleler

Genç BRCA taşıyıcıları üzerinde yapılan uluslararası çalışmalar, risk azaltıcı cerrahilerin hayati önemini teyit etmektedir.

  • Risk Azaltıcı Cerrahiler (RRM ve RRSO): 40 yaş altı BRCA mutasyonu taşıyan kadınlarda;

    • Bilateral risk azaltıcı mastektomi (RRM), ölüm riskini %35 azaltmaktadır.

    • Risk azaltıcı salpingo-ooferektomi (RRSO), ölüm riskini %42 azaltmaktadır (BRCA1 mutasyonlu TNBC hastalarında bu oran %56'ya çıkmaktadır).

  • Olaparib (OlympiA Çalışması): Adjuvan olaparib kullanımı, germ hattı BRCA1/2 mutasyonu olan yüksek riskli HER2-negatif hastalarda 10 yıllık takipte sağkalım ve nüks önleme konusundaki başarısını sürdürmektedir.


5. Yaşam Kalitesi ve Yan Etki Yönetimi

Onkolojik bakımı, sadece kanseri yok etmek değil, tedavi sürecindeki yaşam kalitesini korumayı da hedeflemektedir.

  • Elinzanetant: Endokrin (hormon) tedavisi gören meme kanseri hastalarında görülen orta-şiddetli vazomotor semptomları (sıcak basmaları) önemli ölçüde azaltmaktadır. OASIS-4 çalışması, ilacın plaseboya göre günlük sıcak basması frekansını haftada 3,5 episode daha fazla azalttığını kanıtlamıştır.

  • Bütünsel Destek: Ameliyat öncesi hipnoz ve farkındalık (mindfulness) uygulamalarının cerrahi sonrası semptom yönetimi üzerindeki etkinliği üzerine araştırmalar derinleşmektedir.


6. Önemli Alıntılar ve Kritik Çıkarımlar

"Clairity’nin FDA onayı, daha fazla kadının AI destekli kanser riski tahmininin bilimsel ilerlemelerine erişmesi için bir dönüm noktasıdır. Artık daha fazla kadının doğru zamanda doğru bakımı almasını sağlayabiliriz." — Dr. Larry Norton, BCRF Kurucu Bilimsel Direktörü

"Kanser pahalı olmak zorunda değil. Hükümetler, DSÖ'nün tavsiye ettiği maliyet-etkin 'en iyi alımlar' (best buys) politikalarını benimseyerek milyonlarca hayatı kurtarabilir." — André Ilbawi, DSÖ

Stratejik Öneriler

  1. Birincil Önleme: Tütün ve alkol kontrolü, hava kalitesinin iyileştirilmesi ve obezite ile mücadele küresel artışı dizginlemek için kritiktir.

  2. Yapay Zeka Uygulaması: Clairity Breast gibi araçların mevcut klinik iş akışlarına entegre edilmesi, erken müdahale kapasitesini artıracaktır.

  3. Kişiselleştirilmiş İlaç Erişimi: PROTAC ve yeni ADC'lerin özellikle dirençli alt tiplerde (TNBC ve ESR1 mutantlar) erken aşamada kullanımı teşvik edilmelidir.

  4. Eşitlik: Düşük HDI bölgelerinde temel kanser yönetimi paketlerinin (tarama, tanı, palyatif bakım) yaygınlaştırılması zorunludur.