2025-03-25

Tuzun Thune’un Aynaları

Tuzun Thune’un Aynaları
Robert E. Howard

Valusia’da bir kral oturuyor tahtında; Atlantis’ten gelen barbar Kull. Yedi krallığın efendisi o, ama huzursuz bir adam. Savaşın gürültüsü sustu, zaferlerin coşkusu soldu. Kull’un ruhunda garip bir boşluk var, neyi aradığını bilmediği bir özlem.
Bir gün sarayına bir haberci gelir. “Tuzun Thune diye bir adam var,” der, “bilge bir büyücü. Onu görmeni istiyor.” Kull, merakına yenik düşer. Tuzun Thune’un kulesine gider; uzun, gri taşlardan örülü, eski bir yapı. İçeri adım attığında, büyücü onu karşılar: zayıf, uzun boylu bir adam, gözleri derin ve sır dolu.

“Gel, Kull,” der Tuzun Thune, sesi yumuşak ama etkileyici. “Aynalarıma bak. Onlar sana evrenin sırlarını gösterecek.” Kull, büyücünün önünde duran büyük, parlak bir aynaya bakar. İlk başta kendi yansımasını görür; sert yüzü, geniş omuzları, krallık tacı. Ama sonra görüntü değişir. Ayna, ona denizin dalgalarını, yıldızların dansını, geçmişin gölgelerini ve geleceğin sislerini gösterir.

Kull, büyülenmiş gibi aynanın önünde kalır. Saatler geçer, ama o farkında bile değildir. “Bu nedir?” diye sorar sonunda. Tuzun Thune gülümser. “Gerçeklik,” der, “ve gerçekliğin ötesi. Aynalarım her şeyi yansıtır: olanı, olmayanı, olacak olanı.”
Günler geçer. Kull, kulesine kapanır, aynalara bakmaktan vazgeçemez. Sarayı unutur, krallığını unutur. Aynalarda kaybolur; bazen bir savaşçı olarak kendini görür, bazen bir gölge, bazen hiç tanımadığı bir adam. Tuzun Thune ise sessizce izler, yüzünde anlaşılmaz bir ifade.

Bu sırada Kull’un sadık dostu Brule, kralın yokluğundan endişelenir. “Nereye kayboldu bu adam?” diye sorar diğer savaşçılara. Kimse bilmez. Brule, Tuzun Thune’un kulesine gider ve kapıyı kırarak içeri dalar. Kull’u aynanın önünde bulur; gözleri boş, yüzü solgun. “Uyan, kralım!” diye bağırır. Ama Kull duymaz.

Brule, Tuzun Thune’a döner. “Ne yaptın ona, büyücü?” Tuzun Thune sakin bir şekilde cevap verir: “O kendi seçimiyle burada. Aynalar sadece gerçeği gösterir.” Brule öfkelenir, mızrağını çeker ve Tuzun Thune’u göğsünden vurur. Büyücü yere yığılır, son nefesinde gülümseyerek.

Kull, o anda kendine gelir. Aynadaki görüntüler kaybolur, sadece kendi yansıması kalır. Brule’a bakar, şaşkın. “Ne oldu?” diye sorar. Brule, “Seni kurtardım,” der. “Bu adam seni ele geçirmişti.”
Kull ayağa kalkar, kılıcını alır ve aynayı parçalar. Cam yerde bin parçaya ayrılır. Kuleyi terk ederler, ama Kull’un aklı hâlâ karışıktır. Aynalarda gördükleri gerçek miydi, yoksa bir yanılsama mı? O sorunun cevabını asla bulamaz. Ve belki de, diye düşünür, bilmemek daha iyidir.


Hiç yorum yok: