2025-03-21

Küreselleşme, Ekonomik Hiyerarşiler

Küreselleşme, Ekonomik Hiyerarşiler ve ABD’nin Dış Politikası Üzerine  

Küreselleşme, modern dünyada ekonomik, siyasi ve kültürel bağlamda en çok tartışılan kavramlardan biri olmuştur. Serbest ticaretin yaygınlaşması, sınırların ötesinde üretim ve sermaye akışlarının artması gibi unsurlar küreselleşmenin temel dinamikleri arasında yer alır. Ancak küreselleşmenin, genellikle iddia edildiği gibi ülkeler arasındaki refah farklarını azaltan bir süreç olup olmadığı tartışmalıdır. Bu yazıda, küreselleşmenin aslında küresel ekonomik hiyerarşileri nasıl şekillendirdiğini, ABD’nin bu süreçteki rolünü ve özellikle Çin’in yükselişine karşı aldığı politikaları ele alacağız.


1. Küreselleşmenin Öngördüğü Ekonomik Düzen

Geleneksel küreselleşme teorisine göre, ülkeler karşılaştırmalı üstünlüklerine göre uzmanlaşarak küresel ekonomide daha verimli hale gelir. Ancak bu modelin pratiğe dökülme biçimi, zengin ve fakir ülkeler arasında derin bir ekonomik hiyerarşi oluşturmuştur:

  • Zengin Ülkeler: Yüksek teknoloji, inovasyon ve finans gibi sektörlerde uzmanlaşarak küresel değer zincirinin en üst basamaklarını işgal etmiştir.
  • Fakir Ülkeler: Düşük maliyetli iş gücüyle üretim yaparak temel sanayi ve tarımsal üretimde kalmaya zorlanmıştır.

Bu durum, bazı ülkelerin sürekli düşük gelirli işler yaparak gelişmiş ülkelerin ekonomik üstünlüğünü pekiştirdiği bir sistem yaratmıştır. Küreselleşmenin iddia edilen temel amacı, ekonomik iş birliği ve kalkınmaydı; ancak pratikte, düşük gelirli ülkelerin yukarı çıkmasını engelleyen bir mekanizma işlevi gördü.


2. Çin’in Yükselişi ve Küreselleşmenin "Başarısızlığı"

ABD Başkan Yardımcısı’nın görüşü, küreselleşmenin beklendiği gibi gitmediği yönündedir. ABD’nin öngördüğü modelde Çin gibi ülkelerin sadece ucuz iş gücü sağlaması ve üretimin alt basamaklarında kalması bekleniyordu. Ancak Çin, beklenenden farklı bir strateji izledi:

  • Yüksek Teknolojiye Yatırım: Çin, yalnızca düşük maliyetli üretimle yetinmek yerine, yapay zekâ, yenilenebilir enerji ve ileri üretim teknolojileri gibi alanlarda dev yatırımlar yaptı.
  • Değer Zincirinde Yükseliş: Çin’in, Apple, Huawei ve Alibaba gibi şirketlerle inovasyonda büyük ilerlemeler kaydetmesi, küresel hiyerarşiyi sarsan bir gelişme oldu.

Bu gelişmeler küreselleşmenin “başarısızlığı” olarak yorumlandı; çünkü Çin, kendisine biçilen rolü reddetti ve küresel ekonomik liderlik yarışında ABD’ye doğrudan rakip oldu.


3. ABD’nin Küreselleşme Politikalarındaki Değişim

ABD’nin son yıllarda küreselleşmeye bakışı radikal şekilde değişti. Önceden serbest ticaretin en büyük savunucusu olan ABD, Çin’in yükselişini engellemek amacıyla küresel ticaret kurallarını değiştirmeye başladı:

  • Yarı İletken İhracat Kontrolleri: Çin’in yapay zekâ ve ileri teknolojiye erişimini kısıtlamak için ABD, yarı iletken ihracatını büyük ölçüde durdurdu.
  • Yatırım Engelleri: ABD, Çin’in finansal sistemine doğrudan yatırım akışlarını azaltarak ekonomik gelişimini yavaşlatmayı hedefledi.
  • Teknoloji Yasakları: Huawei gibi şirketlere uygulanan yaptırımlar, Çin’in küresel teknoloji yarışındaki yükselişini durdurma girişimleriydi.

Bu adımlar, ABD’nin artık serbest piyasa kurallarını savunmak yerine, küresel ekonomik düzeni kendi lehine koruma çabasına yöneldiğini gösteriyor. ABD, Çin’in yükselişini ulusal güvenlik tehdidi olarak lanse etse de, asıl meselenin küresel ekonomik güç dengesinin değişmesi olduğu yönünde güçlü görüşler var.


4. Küreselleşmenin Paradoksu: Serbest Piyasanın İhlali

İronik olan şu ki, küreselleşme başlangıçta serbest piyasa ilkelerini tüm dünyaya yaymayı amaçlıyordu. Ancak Çin, bu ilkeleri kullanarak büyük bir başarıya ulaşınca, ABD kuralları değiştirmeye başladı. Bu durum, serbest ticaretin ancak belirli ülkeler için geçerli olduğu yönündeki eleştirileri artırdı. Yani küreselleşme, aslında bir eşitlik aracı olmaktan çok, ekonomik üstünlüğü elde tutmanın bir yolu olarak kullanıldı.

Bu, diğer gelişmekte olan ülkeler için önemli bir ders niteliğindedir: Küreselleşme sürecine dahil olmak tek başına ekonomik kalkınmayı garanti etmez; aynı zamanda bu sistemin dayattığı hiyerarşilere meydan okumak gerekir.


5. Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Çıkarımlar

ABD’nin Çin’e karşı tutumu, gelişmekte olan ülkelere net bir mesaj veriyor: Küreselleşme, sizin sadece belirli bir noktaya kadar yükselmenize izin verir; eğer ABD’nin ekonomik hâkimiyetine tehdit oluşturacak kadar güçlenirseniz, kurallar değiştirilecektir.

Bu nedenle gelişmekte olan ülkeler, kalkınma stratejilerini yalnızca Batı ile ticarete dayandırmak yerine, şu yöntemleri göz önünde bulundurmalıdır:

  • Bağımsız Teknoloji Geliştirme: Kendi sanayilerini ve Ar-Ge altyapılarını kurarak küresel değer zincirinde daha güçlü bir yer edinmek.
  • Çeşitlendirilmiş Ticaret İlişkileri: ABD ve Avrupa’ya bağımlı kalmadan, Asya, Afrika ve Güney Amerika gibi bölgelerle iş birliğini artırmak.
  • Ekonomik Dayanıklılık Stratejileri: Küresel güç dinamiklerindeki değişimlere karşı esnek bir ekonomi politikası oluşturmak.

Bu yaklaşım, gelişmekte olan ülkelerin sadece küreselleşmenin pasif bir parçası olmak yerine, kendi ekonomik kaderlerini şekillendiren aktörler hâline gelmelerini sağlayabilir.


Sonuç: Küreselleşmenin Geleceği

Küreselleşme başlangıçta, ülkeler arası ekonomik kalkınmayı teşvik eden bir sistem olarak sunulsa da, gerçekte küresel ekonomik hiyerarşileri pekiştiren bir araç hâline gelmiştir. Çin’in yükselişi, bu sistemin varsayılan dengesini bozmuş ve ABD’yi serbest piyasa ilkelerinden uzaklaşmaya itmiştir. ABD’nin Çin’e karşı aldığı önlemler, ekonomik rekabetten çok, küresel ekonomik düzeni koruma çabası olarak görülebilir.

Gelişmekte olan ülkeler için bu durum, ekonomik kalkınma stratejilerinin küreselleşme içinde nasıl şekillendirilmesi gerektiğine dair önemli dersler sunmaktadır. Küreselleşme, yalnızca büyük güçlerin çıkarlarını koruyan bir yapı olmaktan çıkmalı ve gerçekten eşit bir ekonomik sistem yaratmaya yönelmelidir. Ancak mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu hedefe ulaşmak için gelişmekte olan ülkelerin daha proaktif ve stratejik adımlar atması gerekmektedir.

Hiç yorum yok: