İsviçre’de banka hesabı artık şeffaf, ama serbest liman (freeport) deposundaki sanat eseri hâlâ gizli.
Sistem, finansal varlıkları otomatik raporlarken fiziksel varlıkları (sanat, altın, elmas) büyük ölçüde rapor dışı bırakıyor.
Bu, özellikle ultra-zenginler için önemli bir ayrıcalık yaratıyor.
2017’deki 450 milyon dolarlık tablo ve İsviçre deposu
2017’de Christie’s New York’ta Leonardo da Vinci’ye atfedilen Salvator Mundi 450,3 milyon dolara (ücretler dahil) satıldı. Bu, o güne kadarki en pahalı müzayede rekoruydu. Aynı tutarı İsviçre’deki bir banka hesabına yatırsaydınız, Common Reporting Standard (CRS / AEOI – Otomatik Bilgi Değişimi) kapsamında Türkiye’nin (ve diğer partner ülkelerin) öğrenebileceği bilgiler oluşurdu. Ancak tabloyu İsviçre’deki bir freeport deposuna (özellikle Cenevre Freeport) koyduğunuzda, aynı otomatik bildirim mekanizması devreye girmez.
Freeport’lar gümrük rejimine tabi olmayan depolardır.
Mallar “transit” kabul edilir; ithalat vergisi, KDV gibi yükümlülükler, mal ülkeye girene veya satılıp çıkana kadar ertelenir.
İçeride alım-satım yapılabilir ve mal depoda kaldığı sürece birçok vergi doğmaz.
İklim kontrollü, yüksek güvenlikli bu tesisler sanat, antika, altın, elmas ve şarap gibi yüksek değerli varlıklar için tercih edilir.
Banka hesapları: 2018’den itibaren otomatik paylaşım
İsviçre banka gizliliği efsanesi, vergi amaçlı olarak büyük ölçüde sona erdi. OECD’nin Common Reporting Standard’ı çerçevesinde:
- İsviçre 2017’den itibaren verileri toplamaya başladı.
- İlk otomatik değişimler 2018 sonbaharında gerçekleşti.
- Yabancı vergi mukimlerinin hesap bilgileri (isim, adres, vergi kimlik numarası, hesap bakiyesi, faiz/temettü gibi gelirler) yılda bir kez ilgili ülkeye iletilir.
Türkiye ile İsviçre arasındaki otomatik değişim 1 Ocak 2021 itibarıyla aktif hale geldi; ilk veri değişimi 2022’de (2021 dönemi için) yapıldı.
Bugün İsviçre bankalarında Türk vergi mukimi bir kişinin hesabı varsa, bu bilgiler Türkiye Gelir İdaresi’ne otomatik aktarılır.
Finansal hesaplar için “görünmezlik” dönemi bitti. Bankalar, sigorta şirketleri ve belirli yatırım araçları raporlama yükümlülüğü altındadır.
Sanat, altın, elmas: Hâlâ rapor dışı
Aynı 450 milyon dolarlık değeri bir tablo, altın külçe veya elmas olarak freeport deposunda tuttuğunuzda durum farklıdır. CRS finansal hesapları kapsar; fiziksel varlıkların depolanması otomatik bilgi değişimi kapsamına girmez. Freeport’lardaki envanter ve sahiplik bilgileri kamuya açık değildir ve herhangi bir devlete rutin olarak bildirilmez.
Cenevre Freeport (Ports Francs et Entrepôts de Genève) bu sistemin en bilinen örneğidir:
- Yaklaşık 1,2 milyon sanat eseri barındırdığı tahmin edilmektedir (2013 civarı veriler hâlâ sıkça kullanılır; kesin sayı bilinmez çünkü envanter şeffaf değildir).
- Yaklaşık 1000 Picasso eseri olduğu rapor edilmiştir.
- Leonardo da Vinci, Gustav Klimt, Andy Warhol, Renoir, Van Gogh gibi ustaların eserlerinin de bulunduğu belirtilir.
- Tahmini değer 100 milyar dolar/frank seviyesinin üzerindedir (bazı kaynaklar İsviçre’deki gümrüksüz alanların toplam değerini de benzer seviyelerde gösterir).
New York Times, BBC ve diğer kaynaklar burayı “dünyanın en büyük, kimsenin göremediği sanat koleksiyonu” olarak nitelendirir. Eserler genellikle sandıklarda, iklim kontrollü odalarda, biyometrik erişimli zırhlı kapılar ardında tutulur. Müzelerle kıyaslandığında (örneğin MoMA’nın ~200 bin eseri) rakamlar çarpıcıdır.
Freeport’lar sadece saklama değil, aynı zamanda vergi erteleme ve gizlilik aracı olarak işlev görür. Mal depoda kaldığı sürece birçok yükümlülük doğmaz; sahiplik şirketler veya karmaşık yapılar üzerinden tutulabilir.
Geçmişte yağmalanmış antikalar gibi skandallar yaşanmış, kurallar sıkılaştırılmıştır (envanter tutma zorunluluğu gibi), ancak temel gizlilik ve vergi avantajı büyük ölçüde devam etmektedir.
Sistemin değişimi: Eskiden herkesi, şimdi sadece gerçekten zenginleri koruyor
Eski İsviçre banka gizliliği nispeten erişilebilir bir “herkes için” koruma sunuyordu. Orta-üst sınıf bile sınır ötesi hesap açabiliyordu. CRS ile finansal varlıklar şeffaflaştı. Artık gizlilik, yüksek değerde fiziksel varlık tutabilen (sanat, değerli maden, mücevher) ultra-zenginlere daha fazla yarıyor. Sanat piyasası 2008 krizinden sonra “güvenli liman” olarak büyüdü; freeport talebi arttı.
Bu yapı, paranın ülkesinden çıkmasını kolaylaştırırken geri alınmasını zorlaştırır. Vergi idareleri banka hesaplarını görebilir, ama freeport’taki bir tabloyu veya altını “görmek” yetmez. Sahipliğin ispatı, yasal süreçler, uluslararası iş birliği ve malın fiilen geri getirilmesi ayrı ve karmaşık meselelerdir. “Görebilmek, geri alabilmek değildir” gözlemi bu bağlamda doğru bir tespittir.
Sonuç ve güncel durum
İsviçre’nin 2018’de başlayan (ve Türkiye ile 2022’den beri aktif olan) otomatik banka bilgi değişimi, finansal varlıklar üzerindeki gizliliği büyük ölçüde kaldırdı. Buna karşılık freeport’lardaki sanat ve değerli eşya depolama, vergi şeffaflığı rejimlerinin dışında kalmaya devam ediyor. Cenevre Freeport’taki tahmini 1,2 milyon eser ve 100 milyar doları aşan değer, bu “görünmez koleksiyonun” ölçeğini gösteriyor.
Sistem, sıradan vergi kaçırma yollarını kapatırken, yüksek değerli fiziksel varlıklar üzerinden servet saklamayı mümkün kılan bir boşluk bırakıyor. Bu boşluk, sanatın yatırım aracı olarak kullanılması, freeport’ların büyümesi ve ultra-zenginlerin tercihleriyle besleniyor. Uluslararası baskı ve regülasyonlar zamanla artabilir; ancak bugün itibarıyla banka hesabı ile freeport deposu arasındaki şeffaflık farkı hâlâ belirgindir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder