Cevapsızlık ve Karanlıkta Bırakmaya Karşı Toplumsal Kozlar: Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık İçin Bir Yol Haritası
Cumhuriyet kurumlarının işlevsizleştirilmesinde kullanılan kültürel araçlardan biri, “cevapsızlık ve karanlıkta bırakmak”tır. Bu yaklaşım, bir kişi veya kurumun soru ya da talebine makul süre içinde yanıt vermemeyi, anlamsız ya da ilgisiz cevaplar üretmeyi veya işleri gizli kapaklı yürütmeyi normalleştirir. Sonuçta soru sorma hakkı fiilen işlemez hale gelir; basının denetim işlevi zayıflar; meclis denetimi etkisizleşir. Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin meclise geç veya hiç gönderilmemesi, “Kaç uçağınız var?” sorusuna “Yeteri kadar” cevabının verilmesi gibi örnekler, bu kültürün günlük yansımalarıdır.
Cevapsızlık yalnızca bir iletişim kusuru değildir. Hesap verebilirliğin erozyona uğradığını, keyfi yönetimin güçlendiğini ve demokratik varsayımların çürüdüğünü gösterir. Cevap verilmeyen her soru kaybolan bir fırsattır; çoğu zaman altında “yanlış, yetersizlik veya yolsuzluk”tan en az biri yatar. Susmak, sorumluluktan kaçmaktır; soruya cevap vermemek ise saygısızlığın derin bir biçimidir. Karanlıkta yönetim ise açıklamasızlıkla el ele yürür: Vize uygulamaları, kalıcı yaz saati gibi konularda toplumun bilgilendirilmemesi, yapay gündemlerle asıl meselelerin örtülmesi bu yöntemin parçalarıdır.
Bu durum, otoriter yönetimlerin kurumları işlevsizleştirme eğilimiyle örtüşür. Muhalefetin geleneksel “yanlışları sayıp dökme” tarzı çoğu zaman yetersiz kalır; çünkü iktidar, arkasında zorlayıcı bir koz görmediğinde uygulamalarını sürdürür. Oysa internetin açık olduğu sürece kolektif toplum aklı, yaratıcı ve sürdürülebilir yaptırımlar üretebilir. Aşağıda bu alandaki somut öneriler, tematik olarak gruplandırılarak sunulmaktadır.
1. Farkındalık ve Kültürel Dönüşüm
Cevapsızlığın “en büyük ayıplardan biri” olarak benimsenmesi hedeflenmelidir. Bunu yaygınlaştırmanın yolları şunlardır:
- Köşe ve sütun yazarlarının yazılarının altına her gün cevapsızlığın yanlışlığı veya cevap vermenin erdemi üzerine özlü sözler eklemesi. Örnekler: “Cevapsızlık suç ikrarının halk ağzıdır.” “Cevapsız her soru kaybolan bir fırsattır.” “Soru sormak cesaret ister; yanıt vermek ise saygı.” “Sorular sustukça sorunlar büyür.” “Suçun dili cevapsızlıktır.” “Cevaplar karanlığı sığlaştırır; sessizlik derinleştirir.”
- STK’lara “Cevapsızlık ayıptır” kampanyasına katılma, bunu web sitelerinde ilan etme ve üyelerinden yaratıcı fikir üretme çağrısı yapılması.
- “Cevap Verme Günü” gibi özel bir gün belirlenmesi; okullarda soru sormanın ve cevap almanın önemi üzerine çalışmalar yapılması; mizah içerikli tiyatro gösterileri düzenlenmesi.
- Sosyal medyada #cevapsızkalmasın, #cevapver gibi hashtag’lerin oluşturulması; kısa reels videolarıyla baskı üretilmesi.
- Can Ataklı’nın “Cevapsızlık Kültürünü Yenelim” başlıklı yazısının sesli versiyonunun yaygınlaştırılması.
Mizah burada güçlü bir araçtır. İnsanlar eleştirildiğinde ciddiye alındıklarını hissederken, alaya alındıklarında rahatsız olurlar. Bu nedenle mizahçılar (örneğin Vedat Özdemiroğlu’nun karikatür ve yazıları, Müjdat Gezen veya Yılmaz Özdil’in anlatımı, Zaytung işbirliği) “cevapsızlık” ve “açıklamasızlık” stratejisini hicvedebilir. Anlamsız cevaplara (“Yeteri kadar”) nazire edebiyatı ile karşılık verilebilir: “Yeteri iyiymiş, beteri de olabilirdi” gibi.
2. Takip, Kayıt ve Şeffaflık Araçları
Cevapsızlığı görünür kılmak ve sürekliliğini bozmak için sistematik izleme gerekir:
- Yanıtlanmayan soru kütüğü tutulması; yanıtsız soruların sosyal medyada afişe edilmesi.
- http://yanitsizsorular.com gibi bir platform kurulması: Merkezi ve yerel yönetimler, medya, üniversiteler, STK’lar vb. muhatap alınarak yöneltilen soruların ve süreçlerin duyurulması.
- CİMER ve Etik Kurul gibi mekanizmaların daha etkin kullanılması; soruların bu kanallara çevrilmesi.
- Bilgi Edinme Hakkı mevzuatının bağımsız uzmanlarca incelenmesi ve aksaklıkların TBMM’den talep edilmesi.
- Yanıt süresi uzadığında tahmini cevapların yayımlanıp teyit siteleriyle doğrulanması.
- Kurumlara soru-cevap hizmeti ve puanlama sistemi getirilmesi; cevaplanmayan sorularda “X gün Y saattir cevaplanmadı” sayacı konulması.
- Basını izleyen bir yapı (örneğin Beyaz Nokta benzeri) kurularak sorulmayan veya yanıtlanmayan soruların takibi.
TBMM’de reddedilen soru önergelerinin teker teker gündeme getirilmesi, reddeden milletvekillerinin isim isim duyurulması, gerekçelerin sorulması ve yemin metinleriyle ilişkilendirilmesi de etkili bir yöntemdir. Etkili YouTuber’lar ve köşe yazarlarından destek alınabilir.
3. Siyasi ve Kurumsal Müdahaleler
- Muhalif milletvekillerinin her oturumda cevapsızlık ve karanlıkla yönetim konusunda konuşma yapması; konuşmaların bağırmadan, abartılmış nezaketle yürütülerek meclise farklı bir iklim getirmesi.
- Soru metinlerinin önceden sosyal medyada paylaşılarak toplumsal destekle meclise taşınması.
- Aynı ilin milletvekillerinin birbirlerine bu konuda talepte bulunması.
- Avrupa Konseyi üyelerinin diğer ülke parlamenterlerine kendi ülkelerindeki yaptırımları sorması ve cevapların basınla paylaşılması.
- Barolar Birliği’nin zamanında meclise sunulmamış KHK’ler için AYM’ye başvurması.
- CHP belediyelerinin e-beyin fırtınaları düzenleyerek demokrasiyi tabana yayması.
- Siyasi partilerin ortak “Cevapsızlık ve AYM kararlarını tanımama anayasal suçtur” kampanyası yürütmesi.
- “Gönderen: Vatandaş / Alıcı: Cumhurbaşkanı” tarzı mektup kampanyaları ve e-beyin fırtınaları.
Anlamsız (“miş gibi”) cevaplara karşı daha ısrarcı tepki gösterilmeli; çoktan seçmeli sorularla muhatap zor durumda bırakılmalıdır.
4. Kolektif Yaratıcılık ve Sürdürülebilirlik
Her gün en az birkaç somut eylem (soru sorma, takip, paylaşım) kotası konulabilir. Tanıdık çevreler harekete geçirilerek zaman bağışı alınabilir. Günlük basın ve sosyal medya takibiyle yeni fikirler üretilmelidir. Kolektif toplum aklının demokratik yaptırım araçları üretebileceği anlayışı yaygınlaştırılmalıdır. İnternet engellenmediği sürece yaratıcı fikirler herhangi bir gücün başa çıkamayacağı bir potansiyel taşır.
Kamusal tasarruf yetkisini kullananların hesap verebilir olması eşyanın tabiatı gereğidir. Cevapsızlık, Anayasal düzenin dayanaklarının çürüdüğüne ve meşruiyetin tartışmalı hale geldiğine işaret eder. Bu nedenle cevapsızlık, AYM kararlarının uygulanmaması gibi temel sorunlarla birlikte öncelikli gündem olmalıdır.
Sonuç olarak, cevapsızlık ve karanlıkta bırakma yalnızca bir yönetim tarzı değil; demokratik dokuyu aşındıran bir kültürel virüstür. Buna karşı en etkili aşı, görünürlük, süreklilik, mizah, kurumsal takip ve kolektif yaratıcılıktır. Küçük ama ısrarlı adımlar—bir sorunun kütüğe işlenmesi, bir hashtag’in yaygınlaşması, bir milletvekilinin nazik ama net konuşması—birleştiğinde kurumları yeniden işlevsel kılacak baskıyı oluşturabilir. Şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmek, hem bireysel hem toplumsal bir sorumluluktur.
Kaynak:
Cevapsızlık ve Karanlığa Karşı Koz Önerileri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder