Rüya ve Kimlik: Michel de M'Uzan'ın Analizine Dair Bir Özet
Özet
Bu belge, Michel de M'Uzan'ın "Rüya ve Kimlik" başlıklı çalışmasını analiz ederek, rüya faaliyetleri ile kimlik inşası arasındaki karmaşık ilişkiye dair temel argümanları ve içgörüleri sentezlemektedir.
De M'Uzan, geleneksel psikanalitik rüya teorisinin ötesine geçerek, rüyaların yalnızca bastırılmış cinsel arzuların doyumu olmadığını savunur.
Ona göre, rüyalar aynı zamanda öznenin kimlik duygusunu inşa etme, koruma ve onarma işlevi gören hayati bir zihinsel faaliyettir.
Yazar, rüya faaliyetlerini iki ana kategoriye ayırır: Freudcu modeldeki klasik "cinsel rüyalar" ve cinsel olmayan, kendini koruma dürtülerinden beslenen "aktüel" veya "kimlik rüyaları".
Bu "aktüel" rüyalar, özellikle travma, aktüel nevrozlar ve psikosomatik rahatsızlıklar bağlamında ortaya çıkar ve varlığın temel bütünlüğünü tehdit eden durumlara karşı bir savunma mekanizması olarak işlev görür.
De M'Uzan, kimlik oluşumunun kökenlerine inerek, yeni doğanın ilkel bir kaostan sıyrılmak için icat ettiği ve cinsel olmayan bir enerjiyle yatırım yaptığı "ikiz eş" (transitional subject) kavramını ortaya atar.
Bu analiz, rüyaların, benliğin sürekli yeniden düzenlendiği dinamik bir süreç olan kimliğin korunmasında merkezi bir rol oynadığını ve psikanalitik düşünceye kimliğin doğası hakkında yeni bir bakış açısı sunduğunu ortaya koymaktadır.
Ana Temalar ve Argümanlar
Klasik Rüya Anlayışının Ötesinde
Michel de M'Uzan, psikanalitik literatürde rüyaların ezici bir çoğunlukla cinsel dürtüler ve bastırılmış arzular çerçevesinde ele alındığını belirterek analizine başlar. Freud'un kendisinin bile rüyaların "çoğunun" erotik arzuya indirgenebileceğini söyleyerek cinsel olmayan olasılıklara kapı araladığını hatırlatır.
Cinsel Determinizmin Hakimiyeti: Yazar, Freud sonrası literatürde, özellikle nesne libidosuna odaklanılarak, rüyaların yorumlanmasında cinselliğin rolüne dengesiz bir şekilde öncelik verildiğini eleştirir.
Cinsel Olmayan Rüya Alanı: De M'Uzan, cinsel determinizmin dışında kalan önemli bir rüya faaliyetleri alanı olduğunu öne sürer. Bu alan, özellikle aşağıdaki durumlarla bağlantılıdır:
Travmatik Nevrozlar: Gerçek bir travmayı takiben ortaya çıkan ve cinsel unsurlara yer vermeden travmatik deneyimi tekrarlayan rüyalar.
Aktüel Nevrozlar: Libidinal determinizmin kabul edildiği psikonevrozların aksine, cinsel olmayan bir enerji tarafından yönlendirilen klinik tablolar. Freud'un her psikonevrozun bir "aktüel nevroz çekirdeği" içerdiği görüşünü temel alır.
Psikosomatik Hastalıklar: Ciddi psikosomatik rahatsızlıkları olan genç öznelerde görülen ve cinsel bir meseleden ziyade varoluşsal temaları tekrarlayan rüyalar.
Enerjinin Doğası: Bu cinsel olmayan rüyaları harekete geçiren enerjinin, "kalitesiz" veya "saf uyarılma enerjisine" indirgenmiş bir libido olduğunu öne sürer.
"Aktüel" Rüya Faaliyetleri ve Kimlik
De M'Uzan, cinsel olmayan bu rüya faaliyetlerini tanımlamak için "aktüel" terimini kullanır ve bu kavrama yeni, olumlu bir anlam yükler.
Temel Farklılık: "Aktüel" rüya faaliyetleri, cinsel determinizme sahip klasik rüyalardan temel olarak farklıdır. Bu rüyalarda genellikle aynı temaların (örneğin günün kalıntılarının) ayrıntılı bir işleme olmaksızın tekrarlandığı görülür.
Sürekli Zihinsel İşleyiş: Bu faaliyetler, yalnızca uyku sırasında değil, muhtemelen uyanıklık sırasında da devam eden daha geniş ve temel bir zihinsel işleyişin erişilebilir ürünleridir.
Temel İşlev: Bu rüya faaliyetlerinin ve onlarla ilişkili "rüyaların" ana işlevi, öznenin kimlik duygusunun bir parçasını geliştirmek, inşa etmek ve korumaktır. Bu bağlamda "aktüel" terimi, patolojik bir durumu ifade etmekten çıkar ve hayati bir psikolojik sürece işaret eder.
Kimliğin İnşası: Üç Psikanalitik Model
Yazar, kendi kimlik teorisini konumlandırmak için psikanalizdeki üç farklı yaklaşımı karşılaştırır.
Model | Savunucu | Temel Fikir | De M'Uzan'ın Değerlendirmesi |
Normatif Model | Phyllis Greenacre | Kimlik, benlik (self) ile benlik olmayan (non-self) arasında kesin ve sızdırmaz bir sınırın olduğu, bütünleşmiş bir organizma tarafından deneyimlenen biriciklik hissidir. | Aşırı katı, soyut ve sosyokültürel olarak normatif. "Operasyonel normopat" olarak adlandırdığı durumlarda gözlemlenebilir. |
Geçişsel Model | D. W. Winnicott | Kimlik, özne ve nesne arasında yer alan "geçişsel bir alanda" oluşur ve korunur. Bu alan, gerçekliğe ait olan ve libidinal olarak yüklenmiş "geçiş nesnesi" tarafından işgal edilir. | Daha incelikli ve yaşama daha yakın. Kimliğin evrim kapasitesini sürdürme endişesini ifade eder. |
Spektrum ve İkiz Modeli | Michel de M'Uzan | Kimliği hem başkasıyla hem de kendisiyle ilişki içinde ele alır. Winnicott'un geçişsel alanını, narsisistik libidinal yatırımın öznenin temsili ile ötekinin temsili arasında yer değiştirdiği bir "kimlik spektrumu" olarak yeniden kavramsallaştırır. Ayrıca, cinsel olmayan bir "ikiz eş" kavramını öne sürer. | Kendi pozisyonunu bu şekilde farklılaştırır. Cinsel ve cinsel olmayan kimlik inşası süreçlerini birleştirir. |
"İkiz Eş" Kavramı ve Cinsel Olmayan Kimlik Oluşumu
De M'Uzan'ın analizindeki en özgün ve merkezi kavramlardan biri "ikiz eş" (le jumeau) veya "geçiş öznesi"dir.
İlksel Varlık ve Kaos: Yazar, yeni doğanın hayatın başlangıcında "ilksel varlık" adını verdiği, "ben" ve "ben-olmayan"ın henüz ayrışmadığı, canavarca enerjilerin yalnızca boşalım ilkesine uyduğu kaotik bir karmaşadan çıkması gerektiğini öne sürer.
İkizin İcadı: Bu kaosla başa çıkabilmek ve hayatta kalabilmek için genetik program, annesel nesneye (meme) yatırım yapma kapasitesinin yanı sıra, öznenin kendisine bir "ikiz eş" icat etme yeteneğini de uyarır.
Nitelikleri:
Bu yaratım, özneyle tamamen aynı olduğu için bir "eş" (double), aynı varlıktan doğduğu için bir "ikiz" (twin) olarak tanımlanır.
Narkissos'un libidinal olarak yüklenmiş yansımasının aksine, bu ikiz, cinsel olmayan, kendini korumaya yönelik bir kateksis (ego dürtüleri) ile yatırılır.
İşlevi: Bu "ikiz eş" sayesinde ego, kendini başlangıçtaki "magmadan" çıkarabilir ve daha sonra nesneyle nefret ve sevgi ilişkisi içinde şekillenecek olan kendine özgü bir kimlik hazırlayabilir. Bu figür, rüyalarda, masallarda ve kişiliksizleşme (depersonalization) epizotlarında çeşitli formlarda ortaya çıkar.
Destekleyici Kanıtlar ve Kavramlar
Nöro-fizyolojik Araştırmalar
De M'Uzan, psikanalitik olmayan disiplinlerden gelen bulguların kendi tezini desteklediğini belirtir ve özellikle analist Lucile Garma'nın uyku üzerine yaptığı nöro-fizyolojik çalışmalara atıfta bulunur.
Zihinsel Faaliyetin Polimorfizmi: Garma'nın çalışmaları, uyku sırasındaki zihinsel faaliyetin tek tip olmadığını, farklı türlere ayrıldığını gösterir:
Klasik Rüyalar: Çoğunlukla REM uykusu sırasında ortaya çıkar.
Kabuslar: Halüsinasyonel çalışmanın başarısız olduğu ve kaygının yükseldiği durumlardır.
"Travmatik Rüyalar": Esasen REM uykusu aşaması dışında ortaya çıkar.
Gece Terörleri: En derin yavaş dalga uykusu sırasında üretilir ve zihinsel içeriği zayıftır.
Tezin Desteklenmesi: Bu ayrım, de M'Uzan'ın klasik cinsel rüyaların yanı sıra, farklı mekanizmalarla işleyen ve farklı işlevlere hizmet eden başka "rüya faaliyetleri" olduğu yönündeki argümanını güçlendirir.
Kimlik ve Bellek
Kimlik rüyalarının bir diğer önemli işlevi, bellek faaliyetlerinin belirli bir yönünü desteklemektir.
Derin Bellek: Yazar, "derin bellek" olarak adlandırdığı, uyanık yaşamın ikincil zihinsel süreçlerinin ve klasik bilinçdışının altında işleyen temel bir zihinsel faaliyet olduğunu öne sürer. Bu, "içsel bir geveleme anlatısı" olup, kesintiye uğramaması gereken nötr bir geviş getirme eylemidir.
Koruma İşlevi: Tıpkı kimlik alanındaki başarısızlıkları yönettikleri gibi, "aktüel" rüya faaliyetleri, bellek faaliyeti tehlikeye girdiğinde de müdahale eder. Kimlik ve belleğin karmaşık bir şekilde iç içe geçtiği vurgulanır.
Klinik Vinyetler
De M'Uzan, teorik argümanlarını iki klinik vinyetle somutlaştırır. Bu vinyetler, hem kimlik süreçlerini hem de analistin zihinsel işleyişinin bu süreçlerle nasıl etkileşime girdiğini gösterir.
Vinyet 1: Kaşık Vakası:
Olay: Analist, nevrotik bir kadınla yaptığı ilk görüşme sırasında, hasta sakince konuşurken aniden yarı-halüsinatif bir şekilde bir "kaşık" imgesi görür. Bu imgeden yola çıkarak hastaya kardeşinin şiddetini ima eden "kaşığın tersiyle vurmadı" deyimini söyler. Hasta şaşırır ve kardeşinin aşırı şiddetini anlatmaya başlar.
Çıkarım: Bu vaka, analistin hastanın bastırdığı bir şeyi anlamak için bilinçdışı bir araç kullandığını gösterir. Analist, bir anlamda "hasta için onun rüyasını görmüştür". Bu, karşı-aktarımın ve analistin kendi dürtülerinin (bu vakada sadizm) anlama sürecinde nasıl bir araç olabileceğini gösterir.
Vinyet 2: Kısaltılmış Seans:
Olay: Analist, farkında olmadan bir seansı 30 dakika erken bitirir. Daha sonra, hastanın bir önceki akşam sigarayı bırakmak için 30 dakikalık bir hipnoz seansına katıldığını ve bunu kendisinden sakladığını öğrenir.
Çıkarım: Bu "parapraksis" (hatalı eylem), hastanın analiste olan aktarımının bir parçasıdır. Hastanın bu deneyimi, pedofilik büyükbabası tarafından baştan çıkarılmasıyla ilgili acı verici anılarıyla ilişkilendirilir; o zaman da korkuyla birlikte "ekstra bir ilgi ve sevgi" aldığını hissetmiştir. Analistin bilinçdışı tepkisi (hastayı kapı dışarı etmesi), bu karmaşık aktarım dinamiğine bir yanıttır ve tedavide önemli bir aşamaya işaret eder.
Sonuç ve Çıkarımlar
Michel de M'Uzan'ın analizi, rüyaların işlevine dair psikanalitik anlayışı önemli ölçüde genişletir.
Dürtülerin Dualizmi: Çalışma, Freud'un kendini koruma (ego) dürtüleri ile cinsel dürtüler arasındaki klasik karşıtlığını ve bağını destekler. Rüya faaliyetleri ve kimlik inşası, bu iki temel dürtü kategorisi arasındaki etkileşimin bir yansıması olarak görülür.
Kimlik Rüyasının Enigması: Kimlik rüyası, bir Sfenks gibi, rüya görene "Sen kimsin?" sorusunu sorar. Bu rüyalar, Tausk'un "etkileme makinesi" gibi, ego sınırlarının aşırı kırılgan olduğu ve "ben'in bir başkası olduğu" durumları yansıtır.
Rüyanın Temel İşlevi: Sonuç olarak, rüyalar yalnızca uykuyu korumakla kalmaz. Özellikle "kimlik rüyaları", öznenin temel bütünlüğü, yani kimliği tehdit altındayken devreye girer.
Bu faaliyetlerin amacı, bebeğin ikizini yaratarak kimliğini oluşturmaya çalışması gibi, psişik sürekliliği korumak ve yeniden tesis etmektir. Rüyalar, varlığın yaratıcı kapasitelerinin uyandığı ancak aynı zamanda risk altında olduğu anlarda ortaya çıkan hayati bir kendini onarma mekanizmasıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder