Kanser Tedavisinde Umut Verici Bir Gelişme: PMR-116 ve MYC Proteini
Kanser araştırmaları, yıllardır "ilaçlanamaz" olarak görülen bazı hedeflere yönelik önemli ilerlemeler kaydediyor. Bunlardan biri, MYC adlı protein. MYC, hücrelerin büyüme ve çoğalma süreçlerini düzenleyen kritik bir faktör. Ancak kanser hücrelerinde aşırı aktif hale geldiğinde, tümör oluşumunu ve yayılmasını hızlandırıyor. Bilim insanları, insan kanserlerinin yaklaşık %70'inde MYC'nin doğrudan veya dolaylı rol oynadığını tahmin ediyor. Özellikle prostat, meme, pankreas, yumurtalık ve akciğer kanseri gibi agresif türlerde MYC aşırı ifadelenmesi, hastalığın daha zor tedavi edilmesine neden oluyor.
Yıllarca MYC'yi doğrudan hedeflemek imkânsız görünüyordu. Protein yapısı düzensiz ve geleneksel ilaçların bağlanabileceği net bir "cep" içermiyor. Bu yüzden araştırmacılar, dolaylı yollarla MYC'yi etkisiz hale getirecek stratejiler geliştirmeye odaklandı.
Bu alanda umut vaat eden bir aday: PMR-116. Pimera Therapeutics şirketi tarafından geliştirilen bu ilaç, ikinci nesil bir RNA Polimeraz I (Pol I) inhibitörü. Doğrudan MYC'yi bloke etmek yerine, MYC'nin bağımlı olduğu bir süreci hedef alıyor: Ribozomal RNA (rRNA) sentezi. Kanser hücreleri, hızlı çoğalmak için aşırı protein üretimine ihtiyaç duyar ve MYC bu süreci tetikleyerek ribozom biogenesis'ini (ribozom oluşumunu) artırır. PMR-116, Pol I enzimini inhibe ederek bu zinciri kırıyor ve kanser hücrelerini seçici olarak zayıflatıyor. Normal hücreler ise bu kadar bağımlı olmadığı için daha az etkileniyor.
Preklinik Çalışmalarda Elde Edilen Sonuçlar
Hayvan modellerinde PMR-116'nın etkinliği dikkat çekici. Örneğin:
- Prostat kanseri fare modellerinde, ilaç tedavisi sonrası invaziv lezyonlarda %85'e varan azalma gözlendi.
- Tümör büyümesi, doz alımından sonraki saatler içinde belirgin şekilde yavaşladı (bazı modellerde 12 saatte %50'ye yakın yavaşlama).
- Meme, akciğer, kolorektal kanser ve multipl miyelom gibi farklı modellerde de geniş spektrumlu antitümör aktivite gösterdi.
- Standart tedavilere dirençli tümörlerde bile etkinlik korundu.
Bu sonuçlar, PMR-116'nın özellikle MYC aşırı ifadeli kanserlerde potansiyel bir tedavi seçeneği olabileceğini gösteriyor.
Klinik Gelişmeler
PMR-116, 2025 yılında insan denemelerine geçti. Avustralya'da yürütülen Faz 1a/b çalışması, ileri evre solid tümörlü hastalarda ilacın güvenliğini, dozunu ve erken etkinliğini değerlendiriyor. Deneme, "basket trial" tasarımıyla farklı kanser türlerini (MYC sürücülü olanları) bir araya getirerek ilerliyor. Haziran 2025'te alınan bir hibe ile çalışma genişletildi ve doz eskalesyon aşaması başarıyla tamamlandı.
Aralık 2025 itibarıyla, deneme devam ediyor ancak henüz detaylı etkinlik sonuçları yayınlanmadı. Faz 1 çalışmalarının odak noktası genellikle güvenlik olduğundan, tam terapötik başarı için Faz 2 ve Faz 3 sonuçlarını beklemek gerekiyor.
Ne Anlama Geliyor?
PMR-116, kanser tedavisinde yeni bir yaklaşımı temsil ediyor: "Undruggable" hedefleri dolaylı yoldan vurmak. Eğer klinik denemeler başarılı olursa, özellikle agresif ve tedaviye dirençli kanserlerde seçenekleri artırabilir. Ancak bu aşamada hala erken evredeyiz – preklinik başarılar her zaman insanlarda aynı şekilde tekrarlanmayabilir.
Kanser araştırmaları hızla ilerliyor ve PMR-116 gibi yenilikler, milyonlarca hastaya umut oluyor. Gelecek güncellemeleri takip etmek, bu ilacın gerçek potansiyelini anlamak için önemli olacak. Hastalar ve yakınları, her zaman doktorlarıyla görüşerek en güncel ve kişiselleştirilmiş bilgileri almalı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder