Kendilik süreklilik teorisi (Self-Continuity Theory), kişinin zaman içinde değişse bile “aynı ben” olarak kalma hissini nasıl koruduğunu açıklayan psikolojik bir yaklaşımdır.
Basitçe:
“Geçmişteki ben, şimdiki ben ve gelecekteki ben arasında kopmayan bir bağ var mı?”
sorusuna odaklanır.
Temel fikir
İnsanlar yaşamları boyunca değişir: bedenleri, rolleri, inançları, ilişkileri…
Ama psikolojik olarak sağlıklı olabilmek için kimliğin sürekliliğini hissetmeye ihtiyaç duyarlar.
Bu teoriye göre:
- Kendilik algısı tamamen sabit değildir
- Ama tamamen kopuk da olmamalıdır
- Sağlıklı durum = değişim + süreklilik dengesi
Süreklilik nasıl sağlanır?
1. Anlatı (hikâye) yoluyla
İnsanlar hayatlarını bir hikâye gibi kurgular:
- “Bunları yaşadım”
- “Bunlar beni ben yaptı”
- “Şimdi buradayım çünkü…”
Bu otobiyografik anlatı, benlikte sürekliliğin en güçlü taşıyıcısıdır.
2. Değerler ve temel inançlar
Rol, meslek, ilişki değişse bile:
- adalet anlayışı
- ahlaki duruş
- hayata bakış gibi çekirdek değerler süreklilik hissi yaratır.
3. Beden ve duyusal bellek
- Ses
- Koku
- Yüz
- Dokunma hissi
Beden, “ben hâlâ buradayım” duygusunun en ilkel taşıyıcısıdır.
4. Sosyal aynalar
Başka insanların bizi tanıması ve hatırlaması:
- “Sen hep böyleydin”
- “Seni eskiden de böyle bilirdim”
Bu geri bildirimler, benliğin sürekliliğini pekiştirir.
Süreklilik bozulursa ne olur?
Kendilik sürekliliği zayıfladığında:
- Kimlik karmaşası
- Boşluk hissi
- Depersonalizasyon
- Travma sonrası “eski ben değilim” duygusu
- Yaşlanma, hastalık, kanser, ağır kayıplarda kimlik kırılması
sık görülür.
Klinik ve psikolojik önemi
- Travma terapisi
- Kanser psikolojisi
- Yaşlılık ve demans
- Depresyon ve varoluşsal krizler
alanlarında çok merkezi bir kavramdır.
Terapide amaç çoğu zaman:
“Eski beni aynen geri getirmek” değil
“Değişmiş halimle bile kendim kalabilmek”
Güzel bir özet cümle
Kendilik sürekliliği, değişirken kaybolmamayı başarmaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder