Kanserde Kendilik Sürekliliği
Kanser yalnızca hücreleri değil, “ben kimim?” duygusunu da sarsar.
Birçok hasta şu cümleyi kurar:
“Hâlâ ben miyim, yoksa başka biri mi oldum?”
Bu, biyolojik değil kimliksel bir kırılmadır.
Kanser neden kendilik sürekliliğini bozar?
1. Bedenin yabancılaşması
- Ameliyat
- Kilo kaybı / artışı
- Saç kaybı
- Stoma, protez, yara izleri
Beden = benliğin aynasıdır.
Beden değişince “ben” de değişmiş gibi hissedilir.
2. Zaman algısının kırılması
Kanser tanısıyla birlikte:
- “önce” ve “sonra” diye iki hayat oluşur
- gelecek belirsizleşir
- geçmiş “sağlıklıyken” diye idealize edilir
Bu da benliğin zaman içindeki bağını zayıflatır.
3. Rollerin kaybı
- Çalışan → hasta
- Güçlü → bakıma muhtaç
- Veren → alan
Rol kaybı, kimlik kaybı gibi yaşanır.
4. Toplumsal etiket
“Kanser hastası” etiketi:
- bireyin tüm kimliğinin önüne geçebilir
- kişi kendini yalnızca hastalığıyla tanımlar hale gelir
Bu da kendiliğin daralmasıdır.
Psikolojik sonuçlar
Kendilik sürekliliği zayıfladığında:
- Anksiyete
- Depresyon
- Anlam kaybı
- “Eski ben öldü” hissi
- Tedavi bitse bile boşluk duygusu
görülebilir.
Terapötik yaklaşım: Sürekliliği onarmak
1. “Eski ben”i geri getirmeye çalışmamak
Ama:
- eski benle bağ kurmak
- değişmiş haliyle hikâyeyi sürdürmek
2. Yeni anlatı inşası
Terapide temel soru:
“Kanser, benim hikâyemde hangi yere oturuyor?”
- Bir kopuş mu?
- Bir dönüşüm mü?
- Bir eşik mi?
3. Çekirdek benliğe dönüş
Değişmeyenler:
- değerler
- sevme biçimi
- mizah
- merak
- üretme arzusu
Bunlar hatırlatıldığında süreklilik yeniden kurulur.
4. Bedenle yeniden bağ kurma
- bilinçli dokunma
- nefes
- hareket
- müzik, ritim
- sanat
Beden, travmanın değil benliğin taşıyıcısı haline getirilir.
Klinik cümle (çok kullanılır)
“Kanser beni değiştirdi ama benliğimi silmedi.”
Çok önemli bir nokta
Kendilik sürekliliğini koruyabilen hastalarda:
- depresyon daha az
- tedavi uyumu daha iyi
- yaşam kalitesi daha yüksek
- post-travmatik büyüme daha olası
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder