2026-02-16

After Virtue: Modern Ahlakın Eleştirisi ve Erdem Etiğinin Yeniden Doğuşu

After Virtue: Modern Ahlakın Eleştirisi ve Erdem Etiğinin Yeniden Doğuşu

Alasdair MacIntyre'ın 1981 yılında yayımlanan After Virtue: A Study in Moral Theory (Erdemden Sonra: Ahlak Teorisi Üzerine Bir Çalışma) adlı kitabı, modern ahlak felsefesinin temel sorunlarını ele alan çığır açıcı bir eserdir. 

İskoç filozof MacIntyre, kitabında çağdaş ahlak söyleminin mantıksızlığını ve irrasyonelitesini savunur. 

Ona göre, modern ahlak, Aydınlanma dönemiyle birlikte Aristotelesçi teleolojiyi (amaçlılık) terk ederek, tutarsız bir kelime dağarcığına indirgenmiştir. 

Kitap, erdem etiğinin 20. yüzyıldaki yeniden canlanmasının en önemli metinlerinden biri olarak kabul edilir ve üç baskı yapmıştır: İkincisi 1984'te eleştirilere yanıt veren bir sonsöz eklerken, üçüncüsü 2007'de "Erdemden Sonra Bir Çeyrek Yüzyıl Sonra" başlıklı bir önsöz içerir.

Kitabın Bağlamı ve Felsefi Arka Planı

MacIntyre, kitabı Aydınlanma sonrası ahlak felsefesinin eleştirisi üzerine kurar. Eski Yunan ve Ortaçağ etiği, insan hayatının doğal bir amacına (telos) dayanıyordu: İnsanlar bu amaca ulaşmak için erdemleri geliştirerek hazırlanmalıydı. 

Ancak Rönesans bilimi, Aristoteles'in teleolojik fiziğini gereksiz ve yanlış bulunca, etik de bu kavramdan yoksun kaldı. Sonuçta, ahlak bir dizi tanımsız kavramdan ibaret hale geldi. 

MacIntyre, bu çöküşü Aydınlanma filozofları (Immanuel Kant, David Hume) ve sonrası düşünürlere (Søren Kierkegaard, Karl Marx) bağlar; çünkü hepsi teleolojiyi terk etmiş ortak bir tarihsel arka plana sahiptir.

Kitap, MacIntyre'ın Marksizm'in ahlaki zayıflıklarını onarma girişimiyle doğmuştur. Kapitalizm, liberal ideoloji ve bürokratik devleti (SSCB'nin devlet kapitalizmini dahil) eleştirirken, sıradan sosyal "pratikler"i ve bunlara içkin "içsel iyilikler"i savunur. Bu pratikler (örneğin, bir zanaat veya oyun), hayatlara anlatısal yapı ve anlam katar, ancak kurumlar tarafından dışsal iyilikler (para, güç, statü) uğruna yozlaştırılır.

MacIntyre, modern ahlakı "emotivizm" (duygusalcılık) olarak niteler: Ahlaki yargılar bireysel tercihlerden öteye gitmez ve rasyonel tartışma imkansızdır. 

Bu, bireysel ahlaki ajansın vurgulanmasından kaynaklanır; ahlak, bireyin görüşü haline gelir ve felsefe subjektif kurallar arenasına dönüşür.

Ana Argümanlar ve Alegori

Kitap yedi temel iddia üzerine kuruludur. MacIntyre, girişte bir alegoriyle başlar: Bilimlerin hızlıca yok edildiği bir dünyada, kalan parçalardan yeniden inşa edilen bilimler, yüzeysel benzerliğe rağmen gerçek bilimsel içerikten yoksun olurdu. 

Benzer şekilde, modern ahlak da Aydınlanma'yla birlikte dağılmış bir dilin kalıntılarından oluşur ve rasyonel değildir.

  • Teleolojinin Terk Edilişi: Eski etik, insanın "olduğu gibi" halinden "olması gerektiği" hale geçişi teleolojiyle açıklıyordu. Aydınlanma bu kavramı reddedince, erdemler bağlamsız kaldı. MacIntyre bunu Güney Pasifik Polinezyalılarının tabularıyla örneklendirir: Kral Kamehameha II, tabuların ruhani ve eğitici amacını kaybetmiş olduğunu fark edince onları kolayca kaldırdı. Modern ahlak da benzer şekilde tutarsızdır.

  • Nietzsche'nin Rolü: MacIntyre, Friedrich Nietzsche'yi "Avrupa geleneğinin Kral Kamehameha II'si" olarak adlandırır. Nietzsche, Aydınlanma ahlakının emotivizme dönüştüğünü doğru tespit eder ve bu yozlaşmış zorunlulukları kaldırmayı önerir. Ancak MacIntyre, Nietzsche'nin çözümünü (Übermensch: Üstinsan) eleştirir; çünkü o da bireyselcilik tuzağına düşer ve toplumun ahlak oluşumundaki rolünü görmezden gelir. Nietzsche, erdemleri irade gücü kılığına sokulmuş yozlaşmalar olarak görür, ancak Aristotelesçi teleolojiye karşı eleştirisi geçersizdir.

  • Aristoteles'e Dönüş: MacIntyre, Batı'yı kurtaracak tek yolun Aristotelesçi düşünce olduğunu savunur. Aristoteles, erdemleri toplumun ayrılmaz parçası olarak görür; telos anlayışı sosyal ve tarihseldir. Buna karşın Aydınlanma, bireyi ahlakın yorumcusu yapar. Kitap, "Nietzsche mi yoksa Aristoteles mi?" sorusuyla biter ve Aristoteles'in üstünlüğünü savunur, ancak tam gerekçeleri sonraki eserlerinde verir.

  • Topluluk ve Anlatı: MacIntyre, bireyselci siyasi felsefeyi (John Rawls'un Adalet Teorisi ve Robert Nozick'in Anarşi, Devlet ve Ütopya) eleştirir. Ahlak ve erdemler, topluluk ilişkileriyle anlaşılır; kim olduğumuzu anlamak için nereden geldiğimizi bilmeliyiz. Rawls'un "cehalet perdesi" gibi soyutlamaları reddeder.

Kitap, modernitenin ahlaki kaosunda "Godot'yu değil, Nursialı Benedict'i" beklediğimizi söyleyerek biter. Bu, yeni bir topluluk etiğinin gerekliliğine işaret eder.

Ana Bölümler

  • Bölüm 1-3: Alegori ve modern ahlakın bozukluğu.
  • Bölüm 4-8: Aydınlanma filozoflarının başarısızlığı (Hume, Kant, Kierkegaard).
  • Bölüm 9-13: Tarihsel erdem kavramları ve Nietzsche'nin eleştirisi.
  • Bölüm 14-15: Pratikler, içsel iyilikler ve kurumların yozlaştırıcı etkisi.
  • Bölüm 16-18: Aristoteles'e dönüş ve topluluk temelli ahlak.
  • Sonsöz (1984): Eleştirilere yanıt.
  • Önsöz (2007): Kitabın çeyrek yüzyıl sonraki yansıması.

Eleştiriler

Kitap geniş çapta övülse de eleştiriler alır:

  • George Scialabba, modernite eleştirisini güçlü bulur ama sonucun yetersiz olduğunu söyler: Modern erdemli hayatı "iyi hayatı düşünmek" olarak tanımlamak anticlimaktiktir ve modernitenin eleştirel ruhuyla uzlaşmaz.
  • William E. Connolly, MacIntyre'ın Nietzsche'yi yeterince anlamadığını savunur; erdem savunusu, bedensel ve biyolojik yönleri ihmal eder.
  • Anthony Ellis, olumlu felsefi projenin opak ve yetersiz açıklandığını belirtir; Rawls ve Nozick tartışması yüzeyseldir.
  • Christos Evangeliou, Aristotelesçi geleneğin modern dünyayı nasıl şekillendireceği konusunda hayal kırıklığı yaratır.

Etkisi

After Virtue, erdem etiğinin yeniden canlanmasında dönüm noktasıdır. MacIntyre'ın sonraki eserleri (örneğin Whose Justice? Which Rationality?), Aristotelesçiliği geliştirir. Kitap, topluluk temelli ahlakı vurgulayarak liberal bireyselciliği sorgular ve siyaset felsefesi, teoloji ve sosyolojiyi etkiler. Modern ahlakın krizini teşhis ederek, erdemlerin tarihsel ve sosyal bağlamını yeniden gündeme getirir.

Bu eser, günümüzün bireyselci toplumlarında ahlaki tartışmaların neden çözümsüz kaldığını anlamak için vazgeçilmezdir. MacIntyre, bizi köklerimize dönmeye çağırır: Erdemden sonra gelen boşluğu doldurmak için.

Hiç yorum yok: