Barcın Höyük: Marmara Bölgesi’nin İlk Çiftçi Köylerinden Biri
Barcın Höyük, Bursa’nın Yenişehir ilçesinde, Yenişehir Ovası’nda yer alan önemli bir arkeolojik yerleşimdir. Günümüzden yaklaşık 8.500 yıl öncesine, Neolitik Dönem’e (MÖ 6600 civarı) uzanan bu site, Marmara Bölgesi’nde tarım ve hayvancılığın başlangıcına dair kritik veriler sunar. Alçak bir tepe üzerine, muhtemelen bir göl veya bataklığın kenarına kurulan bu erken yerleşim, bölgenin ilk çiftçi topluluklarının izlerini taşır.
Yerleşimin Keşfi ve Kazıları
Höyük, 1960’larda James Mellaart ve David French gibi araştırmacılar tarafından fark edilmiş, 1980’lerde Mehmet Özdoğan’ın yüzey araştırmalarıyla ön plana çıkmıştır. Sistemli kazılar ise 2005 yılında Hollanda Araştırma Enstitüsü (NIT/NINO) öncülüğünde, Jacob Roodenberg başkanlığında başlamış ve 2019’a kadar devam etmiştir. Daha sonra Fokke Gerritsen ve Rana Özbal gibi uzmanların katkılarıyla yürütülen çalışmalar, Neolitik Dönem’den Bizans dönemine kadar kesintisiz bir yerleşim tarihini ortaya çıkarmıştır.
Kazılarda Neolitik tabakalar yaklaşık 2,5 metre kalınlığında olup, MÖ 6500-6000 yıllarına tarihlenir. Yerleşim, Geç Kalkolitik, Tunç Çağı ve özellikle Bizans Dönemi’nde (mezarlık olarak) yeniden kullanılmıştır. Buluntular, sakinlerin yenilikçi, etkileşime açık ve küçük ölçekli ama gelişen bir topluluk olduğunu gösterir.
Erken Neolitik Yaşam: Tarım, Hayvancılık ve Günlük Hayat
MÖ 6600 civarında Marmara Bölgesi’ne ulaşan ilk tarımcı gruplar, Yenişehir Ovası’na yerleşmiştir. Bu topluluklar çevredeki arazileri işlemiş, tahıl yetiştirmiş ve koyun, keçi, sığır gibi evcil hayvanları otlatmıştır. Arkeobotanik ve zooarkeolojik analizler, bitki seçimi ve hayvancılık pratiklerini detaylandırır. Çömleklerdeki organik kalıntılar, bölgede süt ürünlerinin erken kullanımına (MÖ 7. binyıl ortaları) işaret eder – bu, dünyanın bilinen en erken süt tüketim örneklerinden biridir.
Yerleşimciler dal-örgü (wattle-and-daub) tekniğiyle evler inşa etmişlerdir: Ahşap iskelet üzerine kalın çamur sıva çekilmiştir. Evler genellikle birbirine bitişik planlıdır, avlular ve açık alanlar günlük aktiviteler (yemek pişirme, işlikler) için kullanılır. Ölüler genellikle avlulara veya ev yakınlarına gömülür; bebek ve küçük çocuklar sıklıkla evlere veya duvar diplerine defnedilmiştir. Genetik çalışmalar, aynı yapı çevresindeki bireylerin her zaman biyolojik akraba olmadığını, sosyal bağların kan bağından daha belirleyici olabileceğini düşündürmektedir.
“Barcın Evi” ve Yangınla Korunan Buluntular
Yerleşimin erken evrelerinde (yaklaşık MÖ 6400), yangına maruz kalan birbirine bitişik dört evden oluşan bir yapı sırası açığa çıkarılmıştır. Bunlardan biri 4,2 x 3,2 metre ölçülerindedir. Yapı, ahşap dikmelerle desteklenmiş, kalın çamur sıvalıdır. Giriş güneyden yapılır, çatı iç direklerle taşınır. Zemini saman karışımlı balçıkla kaplıdır ve yerden yaklaşık 10 cm yükseltilmiştir.
Özel bir ritüel izi: Zemin inşa edilirken taban altına iki sığır kafatası ve birkaç keçi boynuzu gömülmüştür. Taban sıvası henüz ıslakken, kapı eşiğinde (muhtemelen bir sığır kafatasının üzerine denk gelen noktada) belirgin iki ayak izi oluşmuştur. Günümüz ölçüleriyle yaklaşık 38 numara olan bu izler (sağ ayak parmaklara kadar net, sol ayak topuk kısmı), kasıtlı bir eylem olabileceği gibi tesadüfi de olabilir; ancak korunması tesadüf değildir. Yangın sayesinde taban pişmiş ve sertleşmiş, ardından yeni bir sıva katıyla izler mühürlenmiştir. Bu ayak izleri, Marmara Bölgesi’nde Neolitik Dönem’e ait nadir insan izlerinden biridir (Yenikapı’dan sonra ikinci).
Yangın, günlük hayatı anlama açısından büyük şans yaratmıştır. Evde bulunanlar:
- Kenarları yüksek, dikdörtgen kilden ısıtıcı kutu (içinde ateş veya sıcak kömür).
- Çömlekler ve küçük bir çuvalda mercimek tohumu deposu.
- Kemik kaşıklar, bızlar, kil sapan taneleri.
- İnsan ve hayvan figürinleri, sığır aşık kemikleri.
- Taş baltalar, öğütme, vurma, cilalama ve sürtme taş aletleri.
- Kapı eşiğinde kırmızı-siyah-beyaz boncuklar (taş ve deniz kabuğu).
- Dışarıda küçük bir kapta aşı boyası (kırmızı pigment üretimi için).
Bu buluntular, sakinlerin tarım, hayvancılık, dokuma, boncukçuluk ve muhtemelen ritüel pratiklerle dolu bir hayat sürdüğünü gösterir. Kemik aletler (kaşıklar, mekikler) ve obsidyen gibi ithal malzemeler, bölgesel etkileşimleri kanıtlar.
Barcın Höyük’ün Önemi
Barcın Höyük, Neolitikleşme sürecinde Kuzeybatı Anadolu’nun rolünü aydınlatır. Yakındoğu’dan gelen tarımcı toplulukların Avrupa’ya yayılmasında bir köprü görevi görmüştür. Yerleşim, yaklaşık 600 yıl kesintisiz Neolitik yaşam sonrası terk edilmiş, ancak sonraki dönemlerde yeniden kullanılmıştır.
Kazılar, mimari, ekonomi, sosyal yapı, ritüeller ve çevre ilişkisi hakkında zengin veri sunar. Ayak izi gibi “insani” buluntular, 8.500 yıl önce burada yaşayan bir bireyi somutlaştırır. Buluntular İznik Müzesi’nde sergilenmektedir.
Barcın Höyük, sadece bir höyük değil; insanlığın tarıma geçiş, köy hayatını kurma ve topluluk oluşturma serüveninin Marmara’daki önemli bir tanığıdır. Kazı sonuçları, yayınlar ve interdisipliner analizler sayesinde bu küçük ama etkili topluluğun hikâyesi gün geçtikçe daha net anlaşılmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder