2026-10-03

ABD Hazine tahvillerinin uzun vadeli ucu “bidless” mi, Japonya etkisi ve abartılı çöküş senaryoları

ABD Hazine tahvillerinin uzun vadeli ucu “bidless” mi, Japonya etkisi ve abartılı çöküş senaryoları

Son dönemde ABD Hazine tahvil piyasasına dair yorumlar hızla “kıyamet” anlatısına dönüşüyor. Goldman Sachs’ın trading masası yöneticisi Rich Privorotsky’nin uzun vadeli (özellikle 10-30 yıl) tahvillerin “hâlâ tamamen alıcısız / tamamen ihmal edilmiş” (still totally bidless / completely overlooked/unloved) olduğunu söylemesi bu dalganın merkezinde. Ekim 2026 başındaki bu yorum, daha yumuşak gelen PCE verisinin uzun vadeli tahvilleri anlamlı biçimde desteklememesinin ardından geldi. 10 yıllık getiri yüzde 5,27-5,34 bandına, 30 yıllık getiri ise yaklaşık yüzde 5,6 civarına (çok yıllı yüksek seviyelere) tırmanmışken bile alım iştahı zayıf kaldı. Bazı değerleme modellerine göre tahviller görece cazip görünse de talep temkinli: ağır arz, mali endişeler, yapay zekâ kaynaklı kurumsal ihraçların sermaye için rekabet etmesi, vadeli prim (term premium) ve benzeri faktörler etkili.

Bu tablo gerçek bir baskıyı yansıtıyor; ancak “neredeyse kimse 10-30 yıllık borcu istemiyor… Alıcı yok. Hiç. Sıfır” tarzı abartılı ifadeler piyasanın işleyişini yanlış anlatıyor. ABD Hazine piyasası hâlâ açık artırmalarla ve işlemlerle çalışıyor. “Bidless” ifadesi, trader jargonunda uzun vadeli (özellikle on-the-run olmayan, daha az likit) kağıtlarda geçerli fiyatlarda agresif alıcıların olağandışı inceldiğini veya yok denecek kadar azaldığını anlatır. Tüm birincil ihraçların başarısız olduğu veya piyasanın tamamen kilitlendiği anlamına gelmez. Likidite büyük ölçüde on-the-run (en yeni ihraç edilen) kağıtlarda yoğunlaşır; eski uzun vadeli tahvillerin daha ince işlem görmesi yapısal bir özelliktir.

Hazine Bakanı Scott Bessent’in adımları

Bessent, uzun vadeli (yaklaşık 10-30 yıl) geri alım (buyback) programını genişletti. Önceki yaklaşık 2 milyar dolarlık üst sınırı en az ikiye katladı, ardından operasyon başına 6 milyar dolara kadar yükseltti. Gerekçe olarak “likidite sıkıntılı bir dönem” ve hızlı piyasa hareketlerini gösterdi. Amaç, off-the-run kağıtlarda likiditeyi ve piyasa işleyişini iyileştirmek; yani elde tutanların daha yeni ihraçlara daha kolay dönebilmesini sağlamak. Bu, niceliksel genişleme (QE) veya denge fiyatını/getirisini doğrudan belirleme çabası değil. İşlemler kısmen kısa vadeli bono ihracı ve Hazine Genel Hesabı etkileşimleriyle finanse edilebiliyor; özel sektörün üstlenmesi gereken süreyi (duration) azaltıyor ama trilyonlarca dolarlık piyasa ve devam eden yeni ihraçlar karşısında ölçeği sınırlı. Goldman ve diğer analistler de bu adımların temel sürücüleri (açıklar, büyüme/enflasyon direnci, AI sermaye harcamaları vb.) çözmediğini, kalıcı getiri düşüşü beklemediklerini belirtiyor. Nitekim getiriler yükselmeye devam etti.

Bessent’in “Ben ev sahibiyim” (“I am the house”) ve “asimetrik bilgiye sahibim” ifadeleri esas olarak yen müdahalesi ve Japon yetkililerle koordinasyon bağlamında kullanıldı; piyasaların resmi adımlara karşı bahis oynamamasını vurguluyor. Aynı zamanda “denge fiyatını belirleyemem” diyerek sınırlarını da kabul etti.

Japonya boyutu

Japonya hâlâ ABD Hazine tahvillerinin en büyük yabancı sahibi konumunda (yaklaşık 1,1 trilyon dolar civarı, Temmuz 2026 verilerine göre). Yen zayıflığı, Japon devlet tahvili oynaklığı ve döviz savunması ihtiyacı baskı yaratıyor; bu da tahvil satışı veya yeniden yatırımın azalması şeklinde yansıyabiliyor. Bessent, Japon muhataplarıyla mali disiplin, faiz politikası ve yen istikrarı konusunda temas kuruyor; amaç ABD piyasasına yansıyan riskleri sınırlamak (ortak müdahaleler ve repo imkânları gibi araçlarla doğrudan satış ihtiyacını azaltmak). Bazı Japon yetkililer ABD baskısının derecesi konusunda rahatsızlık ifade etti. Bu, gerçek bir piyasa/politika gerilimi; ancak “BoJ operasyonlarının ani tek taraflı ele geçirilmesi” değil.

Bahsi geçen @yutokanzakireal hesabı, dijital para/ödeme konularında BoJ içeriden bilgi iddiasında bulunan takma adlı bir X kullanıcısı. “Hepsi yalan” tarzı ifadeler içeren biyografisi var, resmi doğrulama yok. “Milyarlarca insanı etkileyecek önlemler” gibi dramatik iddiaları daha çok kripto ve spekülatif çevrelerde dolaşıyor; yüksek şüpheyle yaklaşmak gerekir.

Daha geniş risk çerçevesi ve BoJ normalleşmesi

Uzun vadeli talebin zayıf kalması, vadeli primlerin yükselmesi, ağır mali ihraç ve yabancı yatırımcı dinamikleri meşru endişeler. Bunlar getirileri yüksek tutabilir ve oynaklığı artırabilir. Hazine geri alımları ve kısa vadeli fonlama kaymaları teknik likidite araçları; kalıcı çözüm değil. Kısa vadeli Hazine likiditesinde ciddi bir bozulma çok daha sistemik olurdu (fonlama, teminat ve para piyasalarındaki rolü nedeniyle), ancak şu an raporlanan gerilim uzun vadede yoğunlaşmış durumda. Piyasalar şimdiye kadar yükselen getirileri, dirençli büyüme ve diğer desteklerle emebildi. Yine de daha yüksek uzun vadeli faizler borçlanma maliyetlerini (ipotek, şirketler vb.) ve mali faiz giderlerini artırıyor.

Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) son adımları, on yıllardır süren ultra gevşek politikanın kademeli geri alınmasıdır. Eylül 2026’da politika faizi 25 baz puan artırılarak yaklaşık yüzde 1,25’e çıkarıldı; bu, 1995’ten bu yana en yüksek seviye. Aynı dönemde Tokyo ve Washington, yenin yaklaşık 40 yılın en zayıf seviyelerine yaklaşması üzerine döviz piyasasına koordineli müdahale etti. Maliye Bakanlığı ile BoJ arasında para politikasında yakın koordinasyon vurgulanıyor.

Bu sürecin “milyarlarca insanın hayatına” dolaylı etki edebilecek kanalı gerçek; ama gizli bir plan değil. Temel mekanizma yen carry trade:

  • Yatırımcılar yıllarca neredeyse sıfır maliyetle yen borçlanıp bu parayı ABD tahvillerine, hisse senetlerine, gelişmekte olan ülke varlıklarına ve diğer riskli piyasalara taşıdı.
  • Japonya’da faiz yükseldikçe ve yen güçlendikçe bu pozisyonlar kapanıyor: yen alınıp yabancı varlıklar satılıyor.
  • Satış dalgası hisse, tahvil ve emtia fiyatlarını aynı anda etkileyebilir; özellikle dış finansmana bağımlı ülkelerde kur ve faiz üzerinden hane halkına yansır.

Etki, bir merkez bankasının “önlem hazırlayıp dünyayı hedef almasından” değil, ucuz Japon parasının küresel finansın yakıtı haline gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu düzenin çözülmesi piyasaları sarsabilir (2024’teki kısa süreli carry trade çözülmesinde de görüldü). “Milyarlarca hayat” ifadesi ise fiyat, kur ve kredi koşulları üzerinden dolaylı etkiyi felaket senaryosuna çeviriyor. “Batı ülkelerine özür” ve kaderci tonun ise BoJ, Maliye Bakanlığı veya Japon hükümetinin resmi söylemiyle karşılığı yok. Batı tarafındaki asıl tartışma, zayıf yenin ticaret ve finansal istikrar açısından ABD ve müttefikler için sorun yaratması; Bessent’in Tokyo’ya daha sıkı para politikası ve mali disiplin yönünde baskı yaptığı yönündeki haberler de bu çerçevede okunuyor.

Özetle: Goldman uzun vadeli ucun “totally bidless” olduğunu işaret etti; Bessent likidite gerekçesiyle geri alımları genişletti ve güçlü dil kullandı; getiriler yüksek; Japonya kaynaklı akışlar önemli. Ancak “kısa vadede de aynı durum olursa tüm ABD borç piyasası (ve küresel) çöker” sıçraması, mevcut kanıtların ötesinde spekülatif alarmcılıktır. Bunlar, büyük ve hâlâ işleyen bir piyasada mali ve yapısal baskılar altında gerçek gerilimlerdir. Ekim sonundaki BoJ toplantısı ve yenin 155-160 bandındaki seyri, carry trade kanalından gelecek baskının ne kadar sert olacağını gösteren başlıca göstergeler olmaya devam ediyor.

Hiç yorum yok: