Maria Popova, Özet Çeviri
Maddelerin faz değişimleri sırasında, bir sistemin sıcaklık ve basıncı dayanma sınırını aştığında, sistemin en esnek ve en olası hali ortaya çıkar.
Bu kaotik süreç, daha dengeli bir yapının ortaya çıkmasını sağlar.
Dünya, her şeyin dağıldığı ve entropinin galip göründüğü bu geçişler olmadan var olamazdı. Ve yine de, ayaklarımızın altında sabit bir şekilde duran bu dünya, kaostan düzen yaratan yaratıcı gücün bir ürünüdür.
Kültürler ve medeniyetler genellikle kendi istikrarlarını abartır, ancak zaman zaman sistem içindeki gerilimlerin bu dengeyi bozduğunu görürler. Yine de, kaostan yararlanarak yeni bir düzen hayal eden ve hayata geçiren insanlar her zaman var olmuştur. Onlara "sanatçılar" deriz.
Sanatçılar, yalnızca hayal gücümüzün mümkün olanı sınırladığını veya serbest bıraktığını bilirler.
James Baldwin’in dediği gibi, "Sanatçı, gökyüzü altında hiçbir şeyin sabit olmadığını bilmeli ve bize de öğretmelidir."
Hermann Hesse, Bozkırkurdu romanında, farklı dönemlerin kesişimindeki sancılı geçişleri şöyle açıklar:
> "Her çağın kendi karakteri, zayıflığı, gücü, güzelliği ve çirkinliği vardır. İnsan hayatı, ancak iki çağ, iki kültür veya iki dinin kesiştiği zaman gerçek bir acıya dönüşür. Böyle dönemlerde, bir nesil kendini anlamaktan aciz, güvencesiz ve ölçüsüz bir halde sıkışıp kalır."
Sanatçılar bu geçişlerin sancılarını diğerlerinden daha derin hisseder. Bu huzursuzlukla yarattıkları eserler, toplumların hayatta kalmasını sağlar. Toni Morrison’un "Sanatçılar tam da bu zamanlarda işe koyulur," sözünü çağrıştıran Hesse, sanatçıların insan ruhunu "ışığı, karanlık denizlerinin üzerinden yayılacak kadar güçlü ve büyüleyici bir şekilde beslediğini" söyler.
E.M. Forster ise, sanatın karışıklık ve kaos dönemlerindeki dengeleyici gücüne dikkat çeker:
> "Bir sanat eseri, evrendeki içsel uyuma sahip tek maddi nesnedir. Diğer her şey dışarıdan şekil verilerek yaratılmıştır ve bu kalıplar kaldırıldığında çöker. Ancak sanat eseri kendi başına ayakta durabilir ve düzeni temsil eder."
Sanat, yıkıcı güçlere karşı duran bir deniz feneridir. Sanatçılar ise genellikle toplumlarına yabancı kalır, çünkü onların yaratıcı vizyonları zamanlarının ötesine uzanır. Percy Bysshe Shelley’nin dediği gibi, "Şairler, dünyanın tanınmamış yasama organlarıdır."
Bu yaklaşım karamsar değildir; aksine, geleceğe duyulan bir inançtır. Forster şöyle der:
> "Sanat, kaos içinde geçici düzen yaratan bir tatmindir. Fenerler minnet duymayan denizleri aydınlatmayı hiçbir zaman bırakmamıştır.🗽
https://www.themarginalian.org/2024/11/06/transition/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder