2024-03-28

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Nedir?

Kaçıngan Kişilik Bozukluğu Nedir?

Kaçıngan kişilik bozukluğu (KKB), eleştiriye, reddedilmeye ve alay edilmeye karşı aşırı duyarlılık ile karakterize bir kişilik bozukluğudur. KKB'li kişiler genellikle sosyal durumlardan kaçınırlar, yakın ilişkiler kurmakta zorlanırlar ve düşük benlik saygısına sahiptirler.

KKB'nin belirtileri şunlardır:

  • Eleştirilere karşı aşırı duyarlılık: Eleştirilmekten, reddedilmekten veya alay edilmekten aşırı korkma.

  • Sosyal durumlardan kaçınma: Yeni insanlarla tanışmaktan, sosyal etkinliklere katılmaktan veya risk almaktan kaçınma.

  • Yakın ilişkiler kurmakta zorlanma: Yakın ilişkiler kurma ve sürdürme konusunda isteksizlik veya çekingenlik.

  • Düşük benlik saygısı: Kendini yetersiz, değersiz veya sevilmeye layık görmeme.

  • Utangaçlık ve çekingenlik: Yeni insanlarla konuşurken veya sosyal ortamlarda rahat olamama.

  • Yetersizlik duygusu: Kendini başkalarından daha aşağı görme ve onlarla boy ölçüşemeyeceğini düşünme.

  • Başarısızlıktan korkma: Hata yapmaktan veya başarısız olmaktan aşırı korkma.

  • Kendini izole etme: Kendini başkalarından izole etme ve yalnız kalmayı tercih etme.

KKB'nin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığı düşünülmektedir.

KKB tedavisi genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisinin bir kombinasyonunu içerir.

KKB'li kişiler için bazı ipuçları:

  • Sosyal becerilerinizi geliştirin: Yeni insanlarla tanışma ve sohbet etme konusunda kendinizi rahat hissetmenize yardımcı olacak beceriler öğrenin.

  • Kendine güveni geliştirin: Kendinizi olduğunuz gibi kabul edin ve güçlü yönlerinize odaklanın.

  • Olumsuz düşünceleri desafi edin: Olumsuz ve otomatik düşüncelerinizi sorgulayın ve daha gerçekçi düşüncelerle değiştirin.

  • Sosyal ortamlarda kademeli olarak kendinizi zorlayın: Küçük adımlarla başlayın ve zamanla daha fazla risk almaya çalışın.

  • Profesyonel yardım alın: Bir terapist veya psikiyatristten yardım alın ve tedavi planınıza uymaya özen gösterin.

KKB, zorlayıcı bir kişilik bozukluğu olsa da, tedavi ile kontrol altına alınabilir ve KKB'li kişiler tatmin edici ve anlamlı bir hayat yaşayabilirler.


Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline kişilik bozukluğu (BPD), duyguları, düşünceleri ve davranışları yönetmede zorluk yaşanan bir ruhsal bozukluktur. BPD'li kişiler genellikle yoğun ve dengesiz duygular, istikrarsız ilişkiler ve dürtüsel davranışlar yaşarlar.

BPD'nin belirtileri şunlardır:

  • Duygusal dengesizlik: Ani ve yoğun duygusal değişimler, öfke patlamaları, depresyon ve anksiyete.

  • Benlik algısında tutarsızlık: Kendini değerlendirmede ve algılamada zorluk, kimlik karmaşası.

  • İlişkilerde istikrarsızlık: Yoğun ve tutkulu ilişkiler kurma ve sürdürmede zorluk, terk edilme korkusu.

  • Dürtüsel davranışlar: Riskli ve tehlikeli davranışlar, madde kullanımı, intihar düşüncesi veya girişimi.

  • Kronik boşluk hissi: Boşluk ve yalnızlık duygusu, anlamsızlık hissi.

BPD'nin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklandığı düşünülmektedir.

BPD tedavisi genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisinin bir kombinasyonunu içerir.

BPD'li kişiler için bazı ipuçları:

  • Duygularınızı yönetmeyi öğrenin: Duygularınızı ifade etmenin sağlıklı yollarını bulun, öfkenizi kontrol altına alın ve stresle başa çıkma mekanizmaları geliştirin.

  • İlişkilerinizi geliştirin: Sağlıklı sınırlar belirleyin, iletişim becerilerinizi geliştirin ve güvenilir ilişkiler kurmaya çalışın.

  • Dürtüsel davranışlardan kaçının: Riskli ve tehlikeli davranışlardan uzak durun, madde kullanımından kaçının ve kendinize zarar vermeyin.

  • Profesyonel yardım alın: Bir terapist veya psikiyatristten yardım alın ve tedavi planınıza uymaya özen gösterin.

BPD, zorlayıcı bir ruhsal bozukluk olsa da, tedavi ile kontrol altına alınabilir ve BPD'li kişiler tatmin edici ve anlamlı bir hayat yaşayabilirler.




2024-03-27

Evrenin hesaplama kapasitesi nedir?


arXiv.org'daki "Computational Capacity of the Universe" Belgesinin Özeti

Yazarlar: Seth Lloyd

Yayınlanma Tarihi: 10 Ekim 2001

Konu: Evrenin hesaplama kapasitesi

Özet:

Bu belgede, evrenin bilgi işleme kapasitesi ve tarih boyunca gerçekleştirebildiği temel işlemlerin sayısı hesaplanmaktadır. Yazar, evrenin 10^90 bit bilgi depolayabilecek ve 10^120 işlem gerçekleştirebilecek kapasitede olduğunu tahmin etmektedir.

Anahtar Noktalar:

  • Evrenin fizik yasaları, evrenin bir bilgisayar gibi işlev görmesine izin verir.

  • Evrenin hesaplama kapasitesi, evrenin başlangıcından bu yana geçen zamana ve Planck sabitine bağlıdır.

  • Evrenin hesaplama kapasitesi, evrenin tüm bilgisini saklamak ve evrenin tüm tarihi boyunca gerçekleşen tüm fiziksel süreçleri simüle etmek için yeterlidir.

  • Evrenin hesaplama kapasitesi, evrenin olası tüm geleceklerini simüle etmek için yeterli olmayabilir.

Belgeye ilişkin bazı yorumlar:

  • Belgede sunulan hesaplamalar, evrenin erken evreni hakkındaki mevcut bilgilere ve fizik yasalarının doğasına ilişkin varsayımlara dayanmaktadır.

  • Evrenin hesaplama kapasitesinin tam olarak ne kadar olduğu hala bilinmemektedir.

  • Bu belge, evrenin doğası ve evrenin işleyişine ilişkin bakış açımızı etkileyebilecek önemli bir konuyu ele almaktadır.

Belgeyi daha ayrıntılı olarak incelemek için:


Beş Yaşında Ortalama Ömür Beklentisi (e5)


Beş Yaşında Ortalama Ömür Beklentisi (e5) 

Yeni doğan ve bebek ölümleri,  Ortalama Ömür Beklentisini ciddi oranda düşürmektedir. Bu sebeple Beş Yaşında Ortalama Ömür Beklentisi (e5) geliştirilmiştir. 

e5, beş yaşında bir kişinin kalan ortalama yaşam süresini gösterir. Örneğin, e5, beş yaşında bir kişinin ortalama olarak 80 yaşına kadar yaşayacağı tahmini anlamına gelir.

e5, bir dizi faktöre bağlı olarak değişir, örneğin:

  • Cinsiyet: Kadınların erkeklerden daha uzun yaşama eğilimi vardır.

  • Ülke: Gelişmiş ülkelerde gelişmekte olan ülkelere göre daha yüksek yaşam beklentisi vardır.

  • Sosyoekonomik durum: Daha yüksek sosyoekonomik statüye sahip kişiler genellikle daha uzun yaşar.

  • Yaşam tarzı: Sigara içmek, alkol almak ve sağlıksız beslenme gibi riskli yaşam tarzı seçimleri yaşam süresini kısaltabilir.

Türkiye'de e5:

  • 2023 yılı için:

  • Erkekler için: 77,7

  • Kadınlar için: 83,1

Dünyada e5:

  • 2023 yılı için:

  • Erkekler için: 71,0

  • Kadınlar için: 75,6

e5'i etkileyen faktörler zamanla değişebilir. Örneğin, tıbbi gelişmeler yaşam süresini uzatabilir, savaşlar veya salgın hastalıklar ise kısaltabilir.

e5'i hesaplamak için:

  • Ulusal istatistik ofisleri: Nüfus ve ölüm istatistiklerini kullanarak e5'i hesaplar.

  • Çevrimiçi hesaplayıcılar: Dünya Sağlık Örgütü gibi kuruluşlar tarafından sağlanan çevrimiçi hesaplayıcılar da e5'i hesaplamak için kullanılabilir.

e5 hakkında daha fazla bilgi için:

  • WHO, Dünya Sağlık Örgütü: 

  • Türkiye İstatistik Kurumu: 

 

Glikasyon ve Yaşlanma

Glikasyon ve Yaşlanma

Glikasyon, proteinlerin veya diğer moleküllerin, şeker gibi indirgenmiş şekerlerle reaksiyona girmesi ve (advanced glycation end products ) ileri glikasyon son ürünleri (AGE'ler) olarak bilinen kararlı bileşikleri oluşturmasıdır. 

Glikasyon, enzimatik olmayan bir süreçtir ve bazı hastalıklarda ve yaşlanmada rol oynar.

Bir çeşit AGE olan HbA1c'nin (glise edilmiş hemoglobinin baskın formu) ölçümü, orta vadeli AGE ürünlerinin izlenmesine olanak sağlar.

Glikasyon son ürünlerinin, diyabetin vasküler komplikasyonlarında nedensel bir rol oynadığına inanılmaktadır.

Bazı glikasyon ürünlerinin, kardiyovasküler hastalıklara (küçük ve büyük damarlarda, endotel, fibrinojen ve kollajen hasarı) yol açar. Glikasyonun neden olduğu hasar, kan damarı duvarlarındaki kolajenin sertleşmesine neden olur ve bu da özellikle diyabette yüksek tansiyona yol açar.  Glikasyonlar ayrıca kan damarı duvarlarındaki kolajenin zayıflamasına neden olur,bu da mikro veya makro anevrizmaya yol açabilir.

Glijasyon, Alzheimer hastalığı (amiloid proteinleri, AGE'lere ilerleyen reaksiyonların yan ürünleridir) dahil olmak üzere yaşa bağlı birçok kronik hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir.

Uzun ömürlü hücreler (sinirler ve beyin hücresi türleri gibi), uzun ömürlü proteinler (lens ve kornea kristalleri gibi) ve DNA, zaman içinde önemli miktarda glikasyonu gösterebilirler.  

DNA glikasyonu terimi, şeker metabolizmasının yan ürünleri olarak hücrelerde bulunan reaktif karbonillerin (temel olarak metilglioksal ve glioksal) neden olduğu DNA hasarı için kullanılır. 

DNA'nın glikasyonu mutasyona, DNA'da kırılmalara ve sitotoksisiteye neden olabilir.

DNA'daki guanin, glikasyona en duyarlı bazdır.  

Glikasyonun aksine glikosilasyon, şekerlerin protein veya lipide enzim aracılı ATP'ye bağımlı bağlanmasıdır. 

Glikosilasyon, hedef molekülün belirli bölgelerinde meydana gelir.  Proteinlerin translasyon sonrası modifikasyonunun yaygın bir şeklidir ve olgun proteinin işleyişi için gereklidir.

Glikasyon, yaşlanmanın ve yaşlanmayla ilişkili birçok hastalığın önemli bir faktörüdür.

Glikasyonun yaşlanmaya etkileri:

  • Dokuların ve organların işlevini bozar: AGE'ler, proteinlerin ve diğer moleküllerin işlevini bozabilir. Bu da ciltte kırışıklıklar, kataraktlar ve diyabet gibi yaşlanmaya bağlı hastalıklara yol açabilir.

  • Kronik iltihaplanmaya yol açar: AGE'ler, iltihaplanmaya neden olan moleküllerin üretimini tetikleyebilir. Bu da kronik iltihaplanmaya yol açabilir ve yaşlanmaya bağlı hastalıklara katkıda bulunabilir.

  • Hücresel stresi artırır: AGE'ler, hücrelerde oksidatif strese neden olabilir. Bu da DNA hasarına ve hücre ölümüne yol açabilir.

Glikasyonu önlemek veya geciktirmek için:

  • Kan şekerini kontrol altında tutmak: Yüksek kan şekeri, glikasyonu hızlandırır. Diyabet hastaları kan şekerini kontrol altında tutmak için ilaç ve diyet tedavisi almalıdır.

  • Antioksidanlar: Antioksidanlar, oksidatif stresi azaltarak glikasyonu önleyebilir veya geciktirebilir. C vitamini, E vitamini ve beta karoten gibi antioksidanlar açısından zengin besinler tüketmek faydalı olabilir.

  • AGE'leri azaltan besinler: Kinoa, yaban mersini, bitter çikolata ve brokoli gibi bazı besinler AGE'leri azaltmaya yardımcı olabilir.

Glikasyon hakkında daha fazla bilgi için:


2024-03-26

Hücresel Senesens ve Yaşlanma

Hücresel Senesens ve Yaşlanma

Hücresel senesens, hücrelerin bölünme yeteneğini kaybetmesi ve işlevlerini yerine getirememesi durumudur. Yaşlanmanın ana nedenlerinden biri olarak kabul edilir.

Hücresel senesensin nedenleri:

  • Telomer kısalması: Her hücre bölünmesinde telomerler, kromozomların uçlarını koruyan DNA dizileri, biraz kısalır. Telomerler kritik bir uzunluğa ulaştığında hücre bölünmeyi durdurur ve senesans girer.

  • DNA hasarı: DNA hasarı, hücresel senesensi tetikleyebilen başka bir faktördür. DNA hasarı, oksidatif stres, UV radyasyonu ve kanserojenler gibi çeşitli etkenler tarafından meydana gelebilir.

  • Hücresel stres: Hücresel stres, örneğin yüksek sıcaklık, düşük pH ve besin eksikliği gibi, hücresel senesensi tetikleyebilir.

Hücresel senesensin yaşlanmaya etkileri:

  • Dokuların ve organların işlevini bozar: Senesans hücreleri, dokularda ve organlarda birikerek işlevlerini bozabilir. Bu da yaşlanmaya bağlı hastalıklara yol açabilir.

  • Kronik iltihaplanmaya yol açar: Senesans hücreleri, iltihaplanmaya neden olan moleküller salgılar. Bu da kronik iltihaplanmaya yol açabilir ve yaşlanmaya bağlı hastalıklara katkıda bulunabilir.

  • Kanser riskini artırır: Senesans hücreleri, DNA hasarına karşı daha savunmasızdır ve kansere dönüşme olasılığı daha yüksektir.

Hücresel senesensi geciktirmek veya tersine çevirmek için:

  • Antioksidanlar: Antioksidanlar, oksidatif stresi azaltarak hücresel senesensi geciktirmeye yardımcı olabilir.

  • DNA onarımı: DNA onarımı, DNA hasarını onararak hücresel senesensi geciktirmeye yardımcı olabilir.

  • Hücresel stresin azaltılması: Hücresel stresi azaltmak, hücresel senesensi geciktirmeye yardımcı olabilir.

  • Senesans hücrelerinin temizlenmesi: Senesans hücrelerini temizleyen ilaçlar ve besinler yaşlanmaya bağlı hastalıkları tedavi etmek için kullanılabilir.

Hücresel senesens hakkında daha fazla bilgi için:

Not: Bu bilgiler sadece genel bilgi amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa lütfen doktorunuza danışınız.

Lipofuscin ve Yaşlanma


Lipofuscin ve Yaşlanma

Lipofuscin, yaşlanma ya da yıpranma pigmenti olarak da bilinen, hücrelerde biriken ve yaşlanmaya katkıda bulunan bir pigmenttir. Suda çözünmeyen kahverengi bir pigmenttir ve hücre çeperlerinin (membran) yıkım ürünlerinden (lipidler ve fosfolipitler) proteinlerle oluşur.

Lipofuscin'in yaşlanmayla ilişkisi:

  • Yaşlandıkça lipofuscin birikimi artar: Lipofuscin, tüm hücrelerde bulunabilir, ancak sinir hücreleri, kalp kası hücreleri ve karaciğer hücreleri gibi bazı hücrelerde daha fazla birikir. Yaşlandıkça bu hücrelerde lipofuscin birikimi artar ve bu da hücre işlevini bozabilir.

  • Hücresel yaşlanmaya katkıda bulunur: Lipofuscin birikimi, hücresel yaşlanmaya katkıda bulunan bir dizi faktöre yol açabilir. Bunlar arasında oksidatif stres, DNA hasarı ve protein agregasyonu bulunur.

  • Yaşlanma ile ilişkili bazı hastalıklarla ilişkilidir: Lipofuscin birikimi, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı ve Huntington hastalığı gibi bazı yaşlanma ile ilişkili hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.

Lipofuscin birikimini azaltmak için:

  • Antioksidanlar: Antioksidanlar, oksidatif stresi azaltarak lipofuscin birikimini azaltmaya yardımcı olabilir. C vitamini, E vitamini ve beta karoten gibi antioksidanlar açısından zengin besinler tüketmek faydalı olabilir.

  • Sağlıklı yaşam tarzı: Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve sigara içmekten kaçınmak gibi sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek lipofuscin birikimini azaltmaya yardımcı olabilir.

  • Otofaji: Otofaji, hücrelerin hasarlı proteinleri ve organelleri parçaladığı ve geri dönüştürdüğü bir süreçtir. Otofajiyi artıran ilaçlar ve besinler lipofuscin birikimini azaltmaya yardımcı olabilir.

Lipofuscin hakkında daha fazla bilgi için:

Ayşe'nin Dostları

Bir zamanlar, renkli bir ormanda, Ayşe adında genç bir kız yaşardı. Ayşe'nin ❣ kalbi, ormanın en parlak çiçeği kadar saf ve güzeldi. 

Ancak orman, sadece güzelliklerle dolu değildi; zorluklar ve sınavlar da vardı. Ayşe, bu zorlukların üstesinden gelmek için ormandaki dostlarına güveniyordu.

Bir gün, ormanın derinliklerinde, karanlık bir gölge belirdi. Bu gölge, ormanın mutluluğunu emiyor ve her şeyi griye çeviriyordu. Ayşe ve arkadaşları, ormanı kurtarmak için bir araya geldiler.

Ayşe'nin arkadaşları 👥, Ayşe'nin başarılarıyla sevinen, öğrenmesini sağlayan, güçlü bağlarını koruyan, zor zamanlarında yanında olan, gücü olmadığında elini tutan, iletişim kurmaya istekli, vakit ayırmaya hazır, onu başkaları ile kıyaslamayan, olumsuz bir dil kullanmayan, cesaretlendiren ve gülümsemesine değer veren arkadaşlar idi. 🌟

Bu özel dostluklar sayesinde, Ayşe karanlık gölgeyi yenmeyi başardı.

Dostlar, Ayşe'nin içindeki ışığı ve cesareti fark edip ortaya çıkardılar. Ayşe'nın ışığı karanlığı yok etti. 

Ve böylece, orman yeniden cap canlı renklerine kavuştu.

Ayşe ve arkadaşları, her zaman birbirlerinin en büyük destekçisi oldular ve orman, onların dostluğu sayesinde kuşların cıvıl cıvıl seslerinin yankılandığı daha mutlu ve güzel bir yer haline geldi ve her zaman aydınlık kaldı.

Ayşe hayatında, onu yükselten ve en karanlık zamanlarında bile yanında olan dostlukları tutmanın sevincini yaşadı.

Gerçek dostların, hayatın en değerli hazinesi olduğunu fark etti.

İşte Ayşe'nin macerası ve dostluğun hayatımızdaki önemi.  Sen olmasan Orman hiç bir zaman böyle olamazdı. 
📖✨

2024-03-25

Tavuklu Risotto tarifi

Tavuklu Risotto tarifi:

Malzemeler:
- 1 su bardağı risotto (arborio) pirinci
- 1 adet kuru soğan
- 3 diş sarımsak
- 2 / 3 adet tavuk but
- 5 - 6 su bardağı tavuk suyu
- Tavuk suyuna Tuz veya Tavuk Bulyon
- 2 çorba kaşığı tereyağı
- 2 çorba kaşığı zeytinyağı
- 1/2 Demet dere otu, ince doğranmış 
- 1 Adet Kapya biberi. Küçük doğranmış 
- Parmesan peyniri

Yapılışı:
1. Pirinci sıcak tuzlu suda yarım saat bekletin.
2. Soğan ve sarımsağı minik minik doğrayın, tereyağı ve zeytinyağı ile kavurun.
3. Minik kapya biberleri  ekleyin, süzdüğünüz pirinci ilave edip kavurmaya devam edin.
4. Haşlanmış tavuğun, suyunu bir kenara ayırıp, tavuğu parça parça ekleyip pirinci hafif kavurmaya devam edin.
5. İki bardak sıcak, bulyonlu, tuzu ayarlanmış tavuk suyunu ekleyip, 5 dakika bekleyin.
6. Suyu hafif çekince bir bardak daha tavuk suyu ekleyin ve sürekli karıştırın.
7. Püf nokta: Daha sonraki suyu azar azar ekleyip sürekli karıştırmak, bu sayede pirincin nişastası ortaya çıkar.
8. Biraz daha su ekleyin ve sürekli karıştırarak sulu olmadan, lapa gibi bir kıvama gelene kadar su ekleyin.
9. Kıvamı bulunca, dere otunu ekleyin, altını kapatın, parmesan ekleyip karıştırın ve sıcak servis yapın.
10. Afiyet olsun!

2024-03-22

Neden Uçtuğumuzu Hayal Ettiğimiz Rüyalar Görürüz?

Neden Uçtuğumuzu Hayal Ettiğimiz Rüyalar Görürüz?

Daha sık sorulan bir soru rüyanın ne anlama geldiğidir.  

Basit bir cevap, rüyanın gerçekten hiçbir şey ifade etmediğidir.  

Araştırmalar, rüya görmemizin ana nedenlerinden birinin, hafıza kontrol merkezimizin (hipokampus) uzun süreli hafızaya kodlanmasını sağlamak için önceki gün veya bir hafta önceki bilgilerin simülasyon yapması gerekmesi olduğunu öne sürüyor.  

Başka bir düşünce, rüya sırasında,  uykuda bilinç ortadan kalktığında, bilinçdışı düşünülerimiz, inançlarımız, arzularımız, korkularımız rüya içeriğini oluşturup,  bundan bir şeyler öğrenebileceğimiz olasılığıdır.

Uçma rüyaları, genellikle mutluluk veya özgürlük hissiyle ilişkilendirilir ve aslında birçok insanın deneyimlediği yaygın bir rüya türüdür. 

Bu tür rüyaların altında yatan nedenlerin tam olarak ne olduğu hakkında kesin bir cevap olmasa da, psikolojik ve nörolojik açıdan bazı tahminler mevcuttur.

Uçtuğunuzda muhtemelen kendinizi daha mutlu hissedersiniz. Bu nedenle, uçmak uyanık hayatınızdaki bir miktar rahatlama veya heyecan isteğinin simgelemektedir.

Bir açıklama, uçma rüyalarının kişinin kontrol hissi ve güç arzusuyla ilişkilendirilebileceğini öne sürer. Uçma, günlük ve fiziksel sınırlamalardan kaçma ve kendi dünyamızda tamamen özgür olma arzusunun sembolü olabilir. Bu tür rüyalar, kişinin kendini baskı ve kontrol altında hissettiği zamanlarda, daha güçlü, daha özgür görmek istediğinde ortaya çıkabilir.

Başka bir açıklama, uçma rüyalarının beyin aktivitesinin belirli bir aşamasıyla ilişkilendirilebileceğini öne sürer. 

Rüya sırasında, beyin genellikle REM (Hızlı Göz Hareketleri) aşamasına girer, bu da duyuların nörolojik olarak aktif olduğu bir durumdur. 

Bazı araştırmacılar, uçma gibi gerçekle olmayan deneyimlerin, bu REM aşamasında gerçekleşen beyin aktivitesiyle ilişkili olabileceğini düşünmektedir.

Özetle uçtuğumuzu hayal ettiğimiz rüyalar görmemizin birkaç olası sebebi var:

1. Özgürlük ve Bağımsızlık: Uçmak, yerçekiminin sınırlamalarından kurtulma ve özgürce hareket etme hissi verir. Bu da günlük hayatımızdaki stres ve kısıtlamalardan kaçma arzusunu temsil edebilir.

2. Yaratıcılık ve Hayal Gücü: Uçma yeteneği, imkansızı mümkün kılma ve sınırları aşma gücünü simgeler. Bu da rüyalarda yaratıcılığımızı ve hayal gücümüzü kullanarak yeni dünyalar keşfetme arzumuzun bir göstergesi olabilir.

3. Kontrol ve Güç: Uçmak, kendimizi ve çevremizi kontrol etme hissini verir. Bu da rüyalarda kontrol eksikliği hissettiğimiz durumlarda kendimizi daha güçlü ve yetkin hissetme arzumuzdan kaynaklanabilir.

4. Korkuların Üstesinden Gelme: Uçma korkusu yaygın bir fobidir. Uçma rüyaları, bu korkuyla yüzleşme ve üstesinden gelme çabamızı temsil edebilir.

5. Manevi ve Ruhsal Anlamlar: Bazı kültürlerde uçmak, ruhun yükselişi ve aydınlanma ile ilişkilendirilir. Bu da rüyalarda manevi ve ruhsal arayışlarımızın bir sembolü olabilir.

Uçma rüyalarının anlamı, rüya sahibinin kişisel deneyimlerine ve duygusal durumuna göre değişebilir. Rüyanın içeriği, rüya sahibinin uçuşla ilgili duyguları ve rüya sırasında yaşadığı diğer deneyimler anlamlandırmada yardımcı olabilir.


Son olarak, uçma rüyalarının sembolik anlamlar taşıyabileceği düşünülür. Bu tür rüyalar, kişinin bilinçaltındaki baskılanmış arzuları, endişeleri veya hedefleri temsil edebilir. Örneğin, uçma rüyaları, kişinin hayatındaki sınırlamaları aşma veya yeni bir perspektif kazanma isteğiyle ilişkilendirilebilir.

Ancak, herkesin uçma rüyaları deneyimlemesi farklı nedenlere bağlı olabilir ve kesin doğru bir açıklama yoktur. 

Her bir rüya, kişinin benzersiz yaşam deneyimleri, duygusal durumu ve zihinsel durumuyla ilişkilendirilebilir.

İmmortality, Amortality, Yaşlanma ve Uzun Yaşam


Ölümsüzlük, Uzun Ömür ve Yaşlanma Hakkında Bilgiler

İmmortality (Ölümsüzlük): Biyolojik açıdan, ölümün hiç yaşanmadığı bir durumu ifade eder. Bu, canlının, hücrelerin sonsuza kadar yaşayabileceği ve asla ölmeyeceği anlamına gelir.

Amortality (Ölümsüzlük): Yaşlanma sürecinin durduğu ve ölümün yalnızca kaza gibi dış etkenlerden kaynaklandığı bir durumu ifade eder. Bu, insanların sonsuza kadar yaşayabileceği, ancak yaşlanmanın etkilerini yaşayacağı anlamına gelir.

Uzun ömür (Longevity): Normal yaşam süresinden daha uzun bir süre yaşamayı ifade eder. Bu, insanların 100 yaşından fazla yaşayabileceği anlamına gelir.

Yaşlanma (Aging): Biyolojik bir süreçtir ve hücrelerin ve dokuların zamanla işlevini kaybetmesine neden olur. Bu, kırışıklıklar, kas zayıflığı ve hafıza kaybı gibi birçok sağlık sorununa yol açar.

Ölümsüzlük mümkün mü?

Bilimsel olarak, immortality ve amortality nin mümkün olup olmadığı bilinmemektedir. Bazı bilim adamları, hücresel yaşlanmanın tersine çevrilebileceğine (reverse aging) ve insanların sonsuza kadar yaşayabileceğine inanmaktadır. Diğerleri ise bunun mümkün olmadığını ve ölümün yaşamın doğal bir parçası olduğunu savunmaktadır.

Uzun ömür mümkün mü?

Evet, uzun ömür mümkündür. Tıbbi gelişmeler ve yaşam koşullarının iyileşmesi ile ortalama yaşam süresi uzamıştır. Günümüzde birçok insan 100 yaşından fazla yaşamaktadır.

Yaşlanmanın etkileri nasıl geciktirilebilir?

Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve stresi yönetmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri yaşlanmanın etkilerini geciktirmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, bazı tıbbi tedaviler yaşlanmanın belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.

Ölümsüzlük, uzun ömür ve yaşlanma etik açıdan karmaşık konulardır. Bu konularda birçok farklı görüş ve inanç mevcuttur. Bu konularda düşünmek ve kendi fikirlerinizi oluşturmak önemlidir.

Ek Kaynaklar:

  • Ölümsüzlük - Vikipedi

  • Ölümsüzlük: Mümkün mü? Arzu edilir mi?

  • Uzun Ömür Bilimi 

  • Yaşlanma Biyolojisi

  • Gemini ile sohbet


Gümüş Tsunami Nedir?

Gümüş Tsunami 

Gümüş tsunami, "gri tsunami" veya "gri dalga" olarak da bilinen, yaşlanan nüfusun artmasını anlatan bir metafordur. Özellikle, bebek patlaması kuşağının 65 yaş ve üstü yaş grubuna girmesi ile bu nüfus artışı daha da belirgin hale gelmektedir.

Gümüş tsunaminin nedenleri:

  • Bebek patlaması: 1946 ve 1964 yılları arasında doğan bebek patlaması kuşağı, şu anda 65 yaş ve üstü yaş grubuna girmektedir. Bu kuşak, nüfusun büyük bir kısmını oluşturmaktadır.

  • Tıbbi gelişmeler: Tıbbi gelişmelerin ve yaşam koşullarının iyileşmesi ile ortalama yaşam süresi uzamıştır.

  • Düşük doğum oranları: Son yıllarda doğum oranları düşmektedir. Bu durum, yaşlanan nüfusun oranını daha da artırmaktadır.

Gümüş tsunaminin etkileri:

  • Ekonomi: Yaşlanan nüfus, işgücü piyasası ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde baskı oluşturmaktadır.

  • Sağlık: Yaşlanan nüfus, kronik hastalıklara ve engelliliğe daha yatkındır. Bu durum, sağlık sistemleri üzerinde baskı oluşturmaktadır.

  • Toplumsal yaşam: Yaşlanan nüfus, aile yapılarını ve toplumsal yaşamı etkilemektedir.

Gümüş tsunamiye karşı alınabilecek önlemler:

  • Çalışma yaşamını uzatmak: Emeklilik yaşını kademeli olarak yükseltmek ve yaşlılara yönelik iş imkanlarını artırmak.

  • Sosyal güvenlik sistemlerini güçlendirmek: Yaşlılara daha iyi bir yaşam standardı sunmak için sosyal güvenlik sistemlerini güçlendirmek.

  • Sağlık sistemlerini geliştirmek: Yaşlıların kronik hastalıklarını ve engelliliklerini yönetmelerine yardımcı olmak için sağlık sistemlerini geliştirmek.

  • Aile içi desteği artırmak: Yaşlıların aileleri tarafından daha fazla desteklenmesini teşvik etmek.

Gümüş tsunami, küresel bir trenddir ve tüm ülkeleri etkilemektedir. Bu trendin etkilerini yönetmek için acil önlemler alınması gerekmektedir.

Ek Kaynaklar:

  • Gümüş Tsunami - Vikipedi

  • Gümüş Tsunami: Yaşlanan Nüfusun Ekonomik ve Sosyal Etkileri: 

  • Gümüş Tsunamiye Karşı Hazırlanmak

  • Gemini ile sohbet

Inflammaging Nedir?

Inflammaging Hakkında Bilgiler

Inflammaging, kronik inflamasyon ve yaşlanmanın bir araya gelmesiyle oluşan bir terimdir. Yaşlanmayla birlikte, bağışıklık sisteminin doku hasarına ve enfeksiyonlara karşı verdiği tepkide değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler, kronik inflamasyona yol açabilir.

Inflammaging'in Nedenleri:

  • Kronik inflamasyon: Vücuttaki enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar veya obezite gibi durumlar kronik inflamasyona yol açabilir.

  • Yaşlanma: Yaşlanmayla birlikte, bağışıklık sisteminin doku hasarına ve enfeksiyonlara karşı verdiği tepkide değişiklikler meydana gelir. Bu değişiklikler, kronik inflamasyona yol açabilir.

  • Genetik faktörler: Bazı kişiler, inflammasging'e daha yatkın olabilir.

Inflammaging'in Belirtileri:

  • Yorgunluk

  • Kas ve eklem ağrıları

  • Ateş

  • Kilo kaybı

  • Uyku problemleri

  • Depresyon

Inflammaging'in Etkileri:

  • Kardiyovasküler hastalıklar: Inflammaging, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler hastalık riskini artırır.

  • Kanser: Inflammaging, bazı kanser türlerinin riskini artırır.

  • Bilişsel gerileme: Inflammaging, Alzheimer hastalığı ve demans gibi bilişsel gerileme hastalıklarına yol açabilir.

Inflammaging'i Önlemek İçin:

  • Sağlıklı beslenme: Meyve, sebze ve tam tahıllar gibi antioksidanlar açısından zengin bir beslenme düzeni inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

  • Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak inflammasging'i önlemeye ve yaşlanmanın etkilerini geciktirmeye yardımcı olabilir.

  • Stres yönetimi: Stres, inflammasging'i tetikleyebilir. Yoga, meditasyon veya nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

  • Uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

Inflammaging'i Tedavi Etmek:

Inflammaging'in tedavisi, altta yatan nedene bağlıdır. Enfeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edilebilirken, otoimmün hastalıklar ilaçlarla tedavi edilebilir.

Inflammaging'i yönetmek için yapılabilecek bazı şeyler şunlardır:

  • Sağlıklı beslenme: Meyve, sebze ve tam tahıllar gibi antioksidanlar açısından zengin bir beslenme düzeni inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

  • Düzenli egzersiz: Düzenli egzersiz yapmak inflammasging'i önlemeye ve yaşlanmanın etkilerini geciktirmeye yardımcı olabilir.

  • Stres yönetimi: Stres, inflammasging'i tetikleyebilir. Yoga, meditasyon veya nefes egzersizleri gibi stres yönetimi teknikleri inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

  • Uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, inflammasging'i önlemeye yardımcı olabilir.

Inflammaging hakkında daha fazla bilgi edinmek için doktorunuza veya bir diyetisyene danışabilirsiniz.

Ek Kaynaklar:

2024-03-21

Kronemik

Kronemik

29 - 37 dakika


Kronemik, Zamanın antropolojik , felsefi ve dilsel alt disiplin olarak nasıl yapılandığını açıklayan, belirli bir kültürde nasıl algılandığı, kodlandığını inceler ve iletir. 

Zaman konusunda çalışmalardan ortaya çıkan çeşitli alt kategorilerden biridir. Bir credit sözsüz iletişim kodudur. 

Özel Eğitim Ansiklopedisi'ne göre , "Kronemik, zaman yönelimini, anlayışı ve organizasyonu, zaman baskılarının kullanımını ve tepkisini, fiziksel olarak saat takarak veya takmayarak, varma, başlama ve bitişi, geç veya zamanında kavramları ile zamanın doğuştan gelen ve öğrenilmiş farkındalığını içerir." [1] 

Kişinin zamana ilişkin algısı ve yerleştirdiği değerler, iletişim sürecinde önemli rol oynar. Zamanın kullanımı yaşam tarzlarını, kişisel ilişkileri ve iş yaşamını etkileyebilir. Kültürler arasında insanların genellikle farklı zaman algıları bulunur ve bu, bireyler arasında çatışmalara neden olabilir.

Zaman algıları şunları içerir: dakiklik , etkileşimler ve beklemeye isteklilik. [2]

Tanım

Kronemik, sözlü iletişim için de anlamlar taşımasına rağmen, sözsüz iletişimde zamanın kullanımının incelenmesidir. Zaman algıları dakikliği, bekleme isteğini ve etkileşimleri içerir. Zamanın kullanımı yaşam tarzlarını, günlük gündemleri, konuşma hızını, hareketleri ve insanların ne kadar süre dinlemeye istekli olduklarını etkileyebilir.

Fernando Poyatos , Emekli Profesör New Brunswick Üniversitesi , 1972'de "kronemik" terimini icat etti. [3] Thomas J. Bruneau (1940-2012), Profesör Emeritus Radford Üniversitesi'nde ders veren Kariyerinin ilk yıllarında ve bursu sessizliğe odaklanan Guam Üniversitesi , Empati ve kültürlerarası iletişim, 1970'lerin sonlarında bu çalışma alanının parametrelerini belirledi. [4] [5] [6] [7] [8] [9] Bruneau kronemik bileşenlerini tanımladı ve insan etkileşimlerinde zamanın işlevlerini şu şekilde belirledi:

Kronemik kısaca ve genel olarak insan iletişimiyle ilgili olarak insan temposunun incelenmesi olarak tanımlanabilir. Daha spesifik olarak kronemik, insan davranışını etkileyen ve ona bağımlı olan hem öznel hem de nesnel insan temposunun incelenmesini içerir. Dahası, kronemik, zaman deneyiminin birbirine bağlı ve entegre düzeyleriyle ilgili olduğundan insan iletişiminin incelenmesini içerir. Daha önce bu birbirine bağlı ve entegre seviyeler şu şekilde özetlenmiş ve tartışılmıştı: biyolojik zaman; psikolojik zaman; sosyal zaman; ve kültürel zaman. 

Zaman literatüründe bir takım sınıflandırma sistemleri mevcuttur. Ancak bu tür sistemler doğrudan insan etkileşimine uygulanmaz. [10]

Zaman bir gösterge olarak kullanılabilir. 

Durum önceliği: Örneğin çoğu şirkette patron, iş gününün ortasında plansız bir toplantı düzenlemek için çalışmaları yarıda kesebilir, ancak ortalama bir çalışanın patronu görmek için randevu alması gerekir.

Hangi şekilde farklı kültürler zamanın iletişimi de etkileyebileceğini algılar.

Monokronik zaman

Monokronik bir zaman sistemi, işlerin birer birer yapıldığı ve zamanın küçük hassas birimlere bölündüğü anlamına gelir. Bu sistemde zaman planlanır, düzenlenir ve yönetilir. [11]

Amerika Birleşik Devletleri kendisini monokronik bir toplum olarak görür. Bu algı önceki dönemlerde oluştu.

Özellikle Sanayi devrimi döneminden başlayarak pek çok Amerikalı, zamanın boşa harcanmaması veya hafife alınmaması gereken değerli bir kaynak olduğunu düşünüyor. [12] 

İletişim bilimcisi olarak Edward T. Hall, Amerikalıların iş dünyasında zamana bakış açısıyla ilgili şunları yazdı: 

" Program kutsaldır." Hall, Amerikan kültürü gibi monokronik kültürler için "zamanın somut olduğunu" ve "zamanın para olduğu" veya "zamanın boşa harcandığı" bir meta olarak göründüğünü söylüyor. 

"Piyasa anlamında, monokronik insanlar zaman tüketir." (13) Bu perspektifin sonucu, monokronik kültürlerin programlara, görevlere ve "işi bitirmeye" büyük bir değer vermesidir.  

Monokronik zaman yönelimi Kuzey Avrupa kültürlerinde, Almanca konuşulan ülkelerde ve İskandinav ülkelerinde çok belirgindir. [14] 

Örneğin ABD'li bir iş adamı  toplantı için, bir saat boyunca partnerlerinin gelmesini beklerse büyük hayal kırıklığına uğrar. Bu, monokronik zaman yönelimli bir bireyin, polikronik zaman yönelimli bir bireyle karşılaşmasının bir örneğidir. [15] 

İlginç olan şu ki, Amerika en monokronik ülkelerden biri olarak görülse de, eyaletlerin kendi içinde "monokronik-polikronik ayrımının bir tarafına veya diğerine daha fazla eğilebilecek alt kültürlere sahip". Bunu güneydeki eyaletlerle kuzeydeki eyaletleri karşılaştırırken görebiliriz. John Ivers kuzey ve güney restoranlarındaki garsonları karşılaştırarak buna dikkat çekiyor. Kuzeyden gelen garsonlar "Hizmet odaklıdır": "çok az şeyle meşgul olurlar" ve genellikle müşteri ile "küçük sohbetler yapmazlar". Onlar mümkün olduğu kadar verimli olmaya çalışırken, güneydekiler müşteriyle "güzel, dostane, mikro bir iletişim kurmak" için çalışırlar. Hala zaman konusunda düşüncelidirler ama güneyde en önemli öncelik zaman değil. [13]

Afrika kökenli Amerikalıların kültürü ise polikronik olarak görülebilir. [16]

Polikronik zaman

Polikronik bir zaman sistemi, aynı anda birden fazla şeyin yapılabileceği anlamına gelir. Polikronik zaman sistemlerinde daha geniş bir zaman görüntüsü sergilenmekte ve zaman büyük akışkan kesitlerde algılanmaktadır. [11]

Polikronik kültürlerin örnekleri şunlardır: Latin Amerika, Afrika, Arap, Güney Asya, Akdeniz ve Kızılderili kültürleri. Bu kültürlerin zamana bakışı “doğal ritimlere, dünyaya ve mevsimlere” bağlanabilir. Bu benzetmeler anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir çünkü doğa olayları, tıpkı polikronik zaman yönelimli insanlar ve polikronik zaman yönelimli kültürler gibi, kendiliğinden ve ara sıra meydana gelebilir. [17] 

Örnek bir senaryo, bir Eskimo'nun Alaska'daki bir fabrikada çalışması ve üstlerin mola zamanlarını bildirmek için düdük çalması olabilir. Eskimolar bu yöntemden hoşlanmazlar çünkü zamanlarını deniz gelgitleri nin doğal ritmine göre belirlerler, ne kadar süreceğini onlar belirlerler. İş bir şekilde gerçekleşir ve ne kadar sürdüğü ona bağlıdır! 

Polikronik kültürlerde "başkalarıyla geçirilen zaman" bir "görev" olarak kabul edilir ve kişinin günlük rutini açısından önem taşır. [15]

Polikronik kültürler, zamanı hesaplamanın kesinliğine çok daha az odaklanır ve görevlerden ziyade gelenek ve ilişkilere daha fazla odaklanır. 

Polikronik toplumlar, derinden bir işe odaklanmışlarsa ya da programın dışına çıkan bir toplantıya odaklanmışlarsa, randevuya geç kalmakta sorun yaşamazlar; çünkü zaman kavramı değişkendir ve gerektiğinde kolaylıkla genişleyebilir ya da daralabilir. 

Sonuç olarak, polikronik kültürler çok daha esnek daha az resmi bir zaman algısına sahiptir. 

Polikronik zaman Takvim ve programlar gibi  kesin kurallarla yönetilmiyorlar. [12]

Polikronisitenin ölçülmesi

Bluedorn, Allen C., Carol Felker Kaufman ve Paul M. Lane şu sonuca vardılar: "Tek zamanlı / çok zamanlı sürekliliğe dair bir anlayış geliştirmek, yalnızca daha iyi bir öz yönetimle sonuçlanmayacak, aynı zamanda daha ödüllendirici iş performanslarına ve farklı toplumlardan insanlarla ilişkilere de olanak tanıyacak." Farklı kültürler ve gelenekler." [18] Araştırmacılar, birinin polikronisitesini tahmin etmenin üretkenlik ve bireysel refahta önemli bir rol oynadığını incelediler. [19] Araştırmacılar polikronisiteyi ölçmek için aşağıdakine benzer anketler geliştirdiler:

  • Bluedorn ve diğerleri tarafından geliştirilen, "bir kültürdeki insanların aynı anda iki veya daha fazla görev veya olayla meşgul olmayı ne ölçüde tercih ettiğini ve bu tercihlere ne ölçüde inandığını" değerlendirmek üzere tasarlanmış 10 maddelik bir ölçek olan Polikronik Değerler Envanteri (IPV) işleri yapmanın en iyi yoludur." [20]

  • Polikronik Tutum İndeksi (PAI), aşağıdaki ifadelerde yer almaktadır: [21]

  1. "Aynı anda birden fazla aktiviteyi bir arada yürütmeyi sevmiyorum."

  2. "İnsan aynı anda birçok şeyi yapmaya çalışmamalı".

  3. "Masama oturduğumda aynı anda bir proje üzerinde çalışıyorum".

  4. "Aynı anda birden fazla şeyi yapmaktan rahatım".

Farklı zaman sistemlerine sahip kültürler arasındaki öngörülebilir modeller

Monokronik insanlar

Polikronik insanlar

Aynı anda tek bir şey yapar

Birçok şeyi aynı anda yapar

Onlardan önce belirlenen göreve konsantre olurlar

Çevrelerinde meydana gelen bir olaya odaklanır

Zaman taahhütlerini (son teslim tarihleri, programlar) ciddiye alırlar

Hedefleri (amaçları, sonuçları) ciddiye alırlar

Düşük bağlamlıdır ve bilgiye ihtiyaç duyar

Yüksek bağlamlıdır ve zaten bilgiye sahiptir

İşe ve nihai sonuçlara kararlıdırlar

İnsanlara ve ilişkilere bağlılar

Kendilerini planlara adarlar

Planları sık sık ve kolayca değiştirirler

Gizlilik ve bireysel mülkiyetle daha fazla ilgileniyorlar

Topluluk ve paylaşılan bağlantılarla daha fazla ilgilenirler

İlişki veya koşullar ne olursa olsun, hızlı zamanın tanınmasını vurgular

İlişkinin doğasına ve koşullara göre ilişki ve tepkiyi vurgular

Geçici, pratik ilişkiler kurma konusunda güçlü bir eğilime sahiptirler 

Yaşam boyu aile ilişkileri kurma konusunda güçlü bir eğilime sahiptirler

Zamana dair kültürlerarası bakış açıları

Monokronik ve polikronik zaman algıları arasındaki çatışan tutumlar, kültürler arası ilişkilerde etkili olabilir ve bu alanlarda rol oynayabilir ve sonuç olarak asimile edilmiş bir kültür içinde olan bireyler için zorluklar ortaya çıkabilir. [11] 

Amerika Birleşik Devletleri'nden bir örnek:

Hawaii kültürü : Haole zamanı ve Hawaii zamanı adlı iki zaman sistemini kullanır. 

Haole zamanı, kişinin buluşacağını söylediği zaman buluşacağı zamandır. ABD kültürüdür. Monokroniktir. Birinin 'Saat ikide görüşürüz' dediğini duyduğunuzda, tam da bunu yapacaklarını kastediyorlar. 

Ancak birisinin 'Hawaii saatiyle saat ikide orada olacağım' dediğini duyarsanız, o zaman farklı bir şey kast ediliyor demektir. Hawaii zamanı çok gevşektir ve temel olarak 'oraya geldiğinde buluşuruz anlamına gelir. —Nick Lewis [12]

Ashley Fulmer ve Brandon Crosby'ye göre, "Kültürlerarası Temaslar istisna olmaktan ziyade giderek norm haline geldikçe, bireylerin, grupların ve kuruluşların kültürler arası ortamlarda zamanı ve iletişimi etkili bir şekilde anlama ve yönetme yeteneği, bu etkileşimlerin başarısı için kritik öneme sahiptir". [23]

Zaman yönelimleri

Bireyin zamanı algılama şekli ve zamanın hayatında oynadığı rol öğrenilmiş bir bakış açısıdır. Alexander Gonzalez ve Phillip Zimbardo'nun belirttiği gibi, "her çocuk kendi toplumunun değerlerine ve ihtiyaçlarına uygun bir zaman perspektifini öğrenir" (Guerrero, DeVito & Hecht, 1999, s. 227).

Dört temel psikolojik zaman yönelimi vardır:

  1. Geçmiş

  2. Geniş Zaman Çizelgesi

  3. Şimdi

  4. Gelecek

Her yönelim iletişimin yapısını, içeriğini ve aciliyetini etkiler (Burgoon, 1989). 

Geçmiş yönelimi, geçen zaman kavramını geliştirmekte zorlanır ve bu kişiler sıklıkla şimdiki ve geçmişteki olayları aynı şeymiş gibi karıştırırlar.

Geniş Zaman çizgisi bilişselliğine sahip insanlar genellikle ayrıntı odaklıdır ve her şeyi doğrusal terimlerle düşünürler. Bu kişiler aynı zamanda birden fazla olayı aynı anda kavramakta da sıklıkla zorluk çekerler. 

Şimdi yönelime sahip bireyler çoğunlukla anı yaşayan ve riskten kaçınma oranı çok düşük olan zevk arayanlar olarak nitelendirilir.

Geleceğe yönelimin genellikle yüksek düzeyde hedefe yönelik olduğu ve geniş resme odaklandığı düşünülür.

Zamanın iletişimsel bir kanal olarak kullanılması, yüz yüze etkileşimlerde güçlü ama aynı zamanda incelikli bir güç olabilir.

Zamanı kullanan daha tanınabilir etkileşim türlerinden bazıları şunlardır:

Etkileşimin düzenlenmesi

Sıra ile etkileşimin düzenlemesinin konuşmanın düzen ve geçişine yardımcı olduğu gösterilmiştir. 

Konuşmacı, bir yanıt için fırsat zemini açtığında duraklar. 

Ancak konuşmacı herhangi bir yanıt istemediğinde minimum duraksamayla, kesintisiz ve hızlı hızlı konuşur. (Capella, 1985)

Yakınlığı ifade etmek

İlişkiler daha samimi hale geldikçe, yeni ilişki durumuna uyum sağlamak için bazı değişiklikler yapılır.

Yapılan değişikliklerden bazıları, karşılıklı bakışma süresinin uzatılması, diğer kişi için veya birlikte yapılan işlerin süresinin arttırılması ve birlikte daha fazla zaman geçirme planları yapılarak geleceğe yönelik planlama yapılmasıdır (Patterson, 1990).

Etki yönetimi

Güçlü duyguların başlangıcı, sevinçten üzüntüye ve hatta utanca kadar uzanan daha güçlü bir etkiye neden olabilir. 

Olumsuz duygulanımlarla ilişkili davranışlardan bazıları, bakış süresinin kısılması ve konuşma sırasında tuhaf derecede uzun duraklamaları içerir.

Bu davranışlar gerçekleştiğinde, bireylerin olumsuz duyguları azaltma ve ardından olumlu duyguları güçlendirme çabaları yaygındır (Edelman ve Iwawaki, 1987).

Duygu uyandırmak

İlişkinin değerini belirlemek için zaman, kişilerarası bir ilişkide duyguları uyandırmak için kullanılabilir.

Örneğin, yakın bir ilişkiniz olan biri geç kaldığında, bunu kişisel olarak algılamayabilirsiniz, özellikle de geç kalmak onun kişilik özelliğiyse. 

Ancak, eğer bu tamamen yabancı biriyle bir toplantıysa, zamanınızın değerine saygısızlıkları kişisel olarak ele alınabilir ve hatta toplantıya geldiklerinde olumsuz duygular sergilemenize bile neden olabilir.

Hizmet ve görev hedeflerini kolaylaştırmak

Profesyonel ortamlar bazen diğer "normal" etkileşimlerden oldukça farklı olan kişilerarası ilişkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. 

Örneğin, yabancılar arasında minimum düzeyde fiziksel teması zorunlu kılan toplumsal normlar, ikilinin bir üyesinin doktor olması ve ortamın bir hastane muayene odası olması durumunda açıkça değişir.

Zaman yönelimi ve tüketiciler

Zaman yönelimi aynı zamanda insanların reklamlara nasıl tepki verdiğine dair içgörüleri de ortaya çıkardı. 

Martin, Gnoth ve Strong (2009), geleceğe yönelik tüketicilerin, uzak gelecekte piyasaya sürülecek bir ürünü öne çıkaran ve birincil ürün özelliklerini vurgulayan reklamlara en olumlu tepkiyi verdiklerini buldu. 

Buna karşılık, bugüne odaklı tüketiciler, ikincil ürün özelliklerini vurgulayan yakın gelecekteki reklamları tercih ediyor. Tüketici tutumlarına özellik bilgisinin algılanan faydası aracılık etmektedir. [24]

Kültür ve Diplomasi

Kültürel kökler

Tıpkı monokronik ve polikronik kültürlerin farklı zaman perspektiflerine sahip olması gibi, bir kültürün zaman yönelimini anlamak da bu durumu daha başarılı bir şekilde ele alabilmek için kritik öneme sahiptir.

Diplomatik durumlar. 

Amerikalılar geleceğe yönelik bir yönelimleri olduğunu düşünüyorlar. Hall, Amerikalılar için "yarının daha önemli olduğunu" ve "neredeyse tamamen geleceğe yönelik olduklarını" belirtmektedir (Cohen, 2004, s. 35). Geleceğe odaklı yönelim, Amerikalıların "acil sorunları ele alma ve yeni zorluklara yönelme" konusundaki endişelerinin en azından bazılarına atfedilmektedir (Cohen, 2004, s. 35).

Öte yandan, birçok polikronik kültürün zamana yönelik bir geçmiş yönelimi vardır.

Bu zaman perspektifleri diplomatik durumlardaki iletişim çatışmalarının tohumlarıdır. Ticaret müzakerecileri şunu gözlemlemişlerdir: "Amerikalı müzakereciler genellikle anlaşma konusunda daha isteklidirler çünkü "her zaman aceleleri vardır" ve temelde "problem çözmeye yöneliktirler." Başka bir deyişle, Amerikalıları akla getiren bir meseleyi hızlı bir şekilde çözmeye büyük değer verirler. "Bir miktar çözüm, hiç çözüm olmamasından iyidir" sloganı (Cohen, 2004, s. 114).

Japon -Amerikan ilişkileri. İki ülke arasındaki zaman algısındaki farklılığa dikkat çeken eski büyükelçi, Tokyo , Mike Mansfield "Biz çok hızlıyız, onlar çok yavaş" yorumunu yaptı (Cohen, 2004, s. 118).

Küresel Meselelere Etkisi

Kültürler arasındaki farklı zaman algıları küresel iletişimi etkileyebilir. Zaman perspektifi hakkında yazarken Gonzalez ve Zimbardo şu yorumu yapıyor: "Bireylerin nasıl düşündüğü ve kültürlerin nasıl etkileşime girdiği üzerinde zamana dair farklı perspektiflerimizden - zamanı zihinsel olarak geçmişe, şimdiye ve geleceğe nasıl böldüğümüzü öğrenme şeklimizden daha güçlü, yaygın bir etki yoktur. " [25]: 227

Bireyin nereden geldiğine bağlı olarak zaman algısı, "saat günü yönetir" veya "oraya vardığımızda bakarız" şeklinde olabilir. 

Küresel toplulukta başarı şansını artırmak, kültürel farklılıkları anlamayı gerektirir, gelenekler ve iletişim tarzlarının kime göre yorumlanacağına karar verilmelidir. 

Müzakerelere yönelik monokronik odaklı yaklaşım doğrudan, doğrusaldır ve düşük bağlam eğilimlerini gösteren özelliklere dayanmaktadır. 

Düşük bağlam kültürü, diplomasiye, kabul edilebilir sonuçlar ve bunlara ulaşma planı konusunda net bir fikirle, tarafsız ve hukukçu bir yaklaşımla yaklaşır.

Pozisyonları detaylandıran taslak argümanlar hazırlanacak. Zaman, son tarihler ve programlarla daha fazla ilgilenen monokronik bir kültür, sabırsızlanmaya ve "anlaşmayı bitirmek" için acele etmeye eğilimlidir.

Daha polikronik odaklı kültürler, zamana özel bir önem verilmeyen diplomatik durumlara gelir. 

Kronemik, Yüksek bağlamlı Çokzamanlı bir müzakerecinin sözlü iletişim yerine tercih ettiği sözsüz iletişim kanallarından biridir. 

Müzakerelere yönelik polikronik yaklaşım, katılımcılar arasında güven inşa edilmesini, koalisyon kurulmasını ve fikir birliği sağlanmasını vurgulayacaktır. 

Yüksek bağlamlı Polikronik müzakereciler bir konuya karşı duygusallıkla suçlanabilir ve bu da aksi takdirde bariz olan çözümü gizleyebilir.

Güç İlişkilerinde Zamanın Kontrolü

Zamanın güç ile kesin bir ilişkisi vardır. Güç çoğunlukla insanları etkileme yeteneğini ifade etse de [25]: 314 güç aynı zamanda hakimiyet ve statüyle de ilgilidir. [25]: 315

Örneğin, işyerinde liderlik veya yönetici pozisyonunda olanlar zamana davranışı farklıdır.  Pozisyonları gereği zamanları daha düşük statüde olanlardan farklı şekilde ele alırlar. 

Anderson ve Bowman kronemik ve gücün tarihsel süreçte nasıl birleştiğine dair üç özel örnek belirlediler. İşyeri – bekleme süresi, konuşma süresi ve çalışma süresi. 

Bekleme Süresi

Araştırmacılar Insel ve Lindgren [25]: 325, daha düşük güçte bir bireyi bekletme eyleminin bir baskınlık işareti olduğunu yazıyor.

"Bir başkasını bekletecek konumda olan kişinin onun üzerinde güce sahip olduğunu. Bekletilmenin, kişinin zamanının, beklemeyi dayatan kişininkinden daha az değerli olduğunu ima etmek anlamına geldiğini" belirtiyorlar.

Konuşma Süresi

Bir bireyin bir organizasyondaki gücü ile konuşması arasında doğrudan bir ilişki vardır. Bu, hem konuşmanın uzunluğunu, sırayı almayı, hem de konuşmayı kimin başlatıp bitirdiğini içerir.

Kapsamlı araştırmalar, bir kuruluşta daha fazla güce sahip olanların daha sık ve daha uzun süre konuşacağını göstermektedir. Üstler ve astlar arasındaki toplantılar bu kavramın açıklanması için bir fırsat sağlar. 

Üst konumda bir kişi, toplantıyı yürütüp yürütmediğine bakılmaksızın tartışmalara liderlik eder, sorular sorar ve kesintisiz olarak daha uzun süre konuşma serbestisine sahiptir. 

Benzer şekilde araştırmalar, sıra almanın da güçten etkilendiğini gösteriyor. Sosyal psikolog Nancy Henley, "Astların üstlerine boyun eğmesi bekleniyor ve bir astın, bir üstünün sözünü kesmeyeceğine dair kültürel bir beklenti var" diyor. [25]: 326 Yanıtın uzunluğu yine aynı modeli izler. Üst istediği kadar konuşabilirken astların cevapları daha kısadır.

Albert Mehrabian , bu kalıptan sapmanın, astın üst tarafından olumsuz algılanmasına yol açtığını belirtti. İşyerinde bir iletişim etkileşiminin başlatılması ve bitirilmesi aynı zamanda organizasyondaki üst statüdeki birey tarafından da kontrol edilir. Konuşmanın zamanı ve süresi üst statüdeki kişi tarafından belirlenir.

Çalışma zamanı

Yüksek statüdeki bireylerin zamanı değerli olarak algılanmakta ve kendi zamanlarını kontrol etmektedirler. 

Öte yandan, daha az güce sahip bir astın zamanı daha yüksek statüdeki bir kişi tarafından kontrol edilir ve zamanları üzerinde daha az kontrole sahiptir; bu da zamanlarını daha yüksek bir otoriteye bildirme olasılıklarını artırır. 

Bu tür uygulamalar daha çok denetleyici olmayan rollerdeki veya mavi yakalı yerine beyaz yakalı meslekler. Bunun yerine, bir kuruluştaki güç ve statü arttıkça çalışma programının esnekliği de artar. Örneğin, idari profesyoneller bir 9'dan 5'e kadar çalışma programı, üstleri daha az yapılandırılmış saatler tutabilir. Bu, üstün olanın daha az çalıştığı anlamına gelmez. Daha uzun süre çalışabilirler ancak çalışma ortamlarının yapısı geleneksel iş gününe göre katı bir şekilde belirlenmemiştir. Bunun yerine, Koehler ve arkadaşlarının belirttiği gibi "toplantılara, komitelere ve temasları geliştirmeye daha fazla zaman ayıran, özellikle de zaman ayırabilen bireylerin, etkili karar vericiler olma olasılıkları daha yüksektir". [25]: 327

Gücün çalışma süresi yoluyla ifade edilme şeklinin spesifik bir örneği planlamadır. Yakura ve diğerlerinin Ballard ve Seibold tarafından paylaşılan araştırmada belirttiği gibi, "programlama, plan faaliyetleri ve etkinliklerinin sıralamasının ve süresinin ne ölçüde resmileştirildiğini yansıtır" (Ballard ve Seibold, s. 6). 

Yüksek statüdeki bireylerin çok kesin ve resmi programları vardır; bu da onların statülerinin belirli toplantılar, projeler ve randevular için belirli zaman dilimlerine sahip olmalarını gerektirdiğini gösterir. Ancak daha düşük statüdeki bireyler daha az resmileştirilmiş programlara sahip olabilir. Son olarak, daha yüksek statüdeki bireyin programı ve randevu takvimi, belirli bir olayın veya randevunun nerede, ne zaman ve öneminin belirlenmesinde öncelikli olacaktır.

İlgili teoriler

Beklenti İhlal Teorisi

Judee Burgoon tarafından geliştirilmiş Beklenti ihlalleri teorisi (EVT), iletişimi, ilişkisel içeriği yüksek olan ve iki kişi arasındaki beğeniye bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olarak algılanacak olan diğerinin beklentilerini ihlal etmek için kullanılabilecek bilgi alışverişi olarak görür. 

Beklentilerimiz ihlal edildiğinde belirli şekillerde karşılık vereceğiz. 

Bir eylem beklenmedik ise ve olumlu yorumlanırsa ve olumlu olarak değerlendirilirse, aynı yorum ve değerlendirmeyle beklenen bir eylemden daha olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Kişilerarası Uyum Teorisi

Judee Burgoon tarafından kurulan kişilerarası uyum teorisi (IAT), etkileşimdeki adaptasyonun iletişimcilerin ihtiyaçlarına, beklentilerine ve arzularına yanıt verdiğini ve iletişimcilerin birbirleriyle ilişkili olarak kendilerini nasıl konumlandırdıklarını ve birbirlerinin iletişimine nasıl uyum sağladıklarını etkilediğini belirtir. 

Örneğin, birbirlerinin davranışlarıyla eşleşebilir, davranışın zamanlamasını senkronize edebilir veya farklı şekillerde davranabilirler. 

Bireylerin etkileşimlere temel insan ihtiyaçlarını yansıtan belirli gereksinimleri, davranışa dayalı beklentileri getirdiğini belirtmek de önemlidir. sosyal normlar ve hedeflere ve kişisel tercihlere dayalı etkileşim arzuları (Burgoon, Stern & Dillman, 1995).

Ayrıca bakınız

Referanslar

Ana kaynak: Wikipedi İngilizce, Chronemics maddesi 
  1. ^ Reynolds, Cecil R.; Vannest, Kimberly J.; Fletcher-Janzen, Elaine (2018). Özel Eğitim Ansiklopedisi, Cilt 3: Çocukların, Ergenlerin ve Yetişkinlerin Engellilikleri ve Diğer İstisnai Bireylerin Eğitimine İlişkin Bir Referans . Wiley. P. 773. ISBN 978-1-119-52002-3 .

  2. ^ Lateiner, Donald (2011). Homeros Ansiklopedisi . Blackwell Publishing Ltd. Arşivlendi: Orijinali 17 Aralık 2019'da. Erişim tarihi: 18 Aralık 2019.

  3. ^ Thomas J. Bruneau, "Chronemics", Stephen W. Littlejohn ve Karen A. Foss (Ed.), İletişim Teorisi Ansiklopedisi , Thousand Oaks, CA: Sage, 2009, s. 100.

  4. ^ Thomas J. Bruneau, "Zaman ve Sözsüz İletişim", Journal of Popular Culture , Cilt. 8, No. 3, Kış 1974, s. 658–666.

  5. ^ Thomas J. Bruneau, "Chronemics: İnsan Etkileşiminde Zamanın İncelenmesi", İletişim: Journal of the Communication Association of the Pacific , Cilt. 6, No. 1, Temmuz 1977, s. 1–30.

  6. ^ Thomas J. Bruneau, "Chronemics: Zaman ve Organizasyonel İletişim," İletişim: Journal of the Communication Association of the Pacific , Cilt. 7, Sayı 2, Ocak 1979, s. 81–94.

  7. ^ Thomas J. Bruneau, "Kültürlerarası İletişimin Zamansal Temelleri Üzerine Teorik Perspektifler", İletişim: Journal of the Communication Association of the Pacific , Cilt. 9, No. 1, Ekim 1980, s. 77–115.

  8. ^ Thomas J. Bruneau, "Kronemiklerin Yapısı", Thomas Bagley (Ed.), Sözsüz İletişimde Güncel Eğilimler: Multidisipliner Bir Yaklaşım , Jonesboro, AR: Arkansas Eyalet Üniversitesi, 1986, s. 95-120.

  9. ^ Thomas J. Bruneau, "Kültürlerarası İletişimde Zaman Boyutu", Larry A. Samovar ve Richard E. Porter (Ed.), Kültürlerarası İletişim: Bir Okuyucu (5. Baskı), Belmont, CA: Wadsworth, 1988, s. 282–292.

  10. ^ Thomas J. Bruneau, "Kronolojik Bilgiler ve Sözlü-Sözsüz Arayüz", Mary Ritchie Key (Ed.), Sözlü ve Sözsüz İletişim İlişkisi , Lahey, Hollanda, Mouton, 1980, s. 114.

  11. ^ Yukarıya atla: a B C "Zaman Duyusu: Polikroniklik ve Monokronisite" . 21 Ocak 2018. Erişim tarihi: 21 Ocak 2018.

  12. ^ Yukarıya atla: a B c Lewis, Nick (17 Kasım 2003). "Kronemikler" . Colorado Eyalet Üniversitesi. Arşivlendi: Orijinali 15 Şubat 2005'te. Erişim tarihi: 7 Ekim 2015.

  13. ^ Yukarıya atla: a b [Ivers, JJ (2017). Yalnızca Derin Düşünenler İçin. John J. Ivers]

  14. ^ Würtz, Elizabeth (1 Kasım 2005). "Web sitelerinde Kültürlerarası İletişim: Yüksek Bağlamlı Kültürlerden ve Düşük Bağlamlı Kültürlerden Web sitelerinin Kültürlerarası Analizi" . Bilgisayar Aracılı İletişim Dergisi . 11 (1): 274–299. doi : 10.1111/j.1083-6101.2006.tb00313.x .

  15. ^ Yukarıya atla: a B Duranti, G. ve Di Prata, O. (2009). Her şey zamanla ilgilidir: Dünyanın her yerinde aynı anlamı mı taşıyor? PMI® Küresel Kongresi 2009'da sunulan bildiri—EMEA, Amsterdam, Kuzey Hollanda, Hollanda. Newtown Square, PA: Proje Yönetim Enstitüsü.

  16. ^ "Siyahi Tarih Ayı: Çok Gecikmiş Ziyaretçi Defteriniz Tarafından CP Zamanının Açıklaması veya" . HuffPost . 25 Nisan 2010. Erişim tarihi: 20 Mart 2024.

  17. ^ Fulmer, Ashley; Crosby, Brandon; Gelfand, Michele (2014). "Zamana Kültürlerarası Perspektifler" . Abbie Shipp'te; Yitzhak Fried (ed.). Zaman ve Çalışma: Zaman Grupları, Organizasyonları ve Metodolojik Seçimleri Nasıl Etkiler ? Psikolojik Basın. doi : 10.4324/9781315798370 . ISBN 9781317756354 .

  18. ^ Bluedorn, Allen C.; Felker Kaufman, Carol; Lane, Paul M. (1992). Yönetim Akademisi Perspektifleri . s. 17–26.

  19. ^ Jang, Jichul; George, Thomas (2012). "Çok zamanlılığın iş tatmini ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini anlamak: Denetleyici olmayan otel çalışanları üzerine bir çalışma". Uluslararası Otelcilik Yönetimi Dergisi . 31 (2): 588–595. doi : 10.1016/j.ijhm.2011.08.004 .

  20. ^ Bluedorn, Allen C.; Kalliath, Thomas J.; Strube, Michael J; Martin, Gregg D. (1999). "Polikronite ve Polikronik Değerler Envanteri (IPV)". Yönetim Psikolojisi Dergisi . 14 (3/4): 205–231. doi : 10.1108/02683949910263747 . ISSN 0268-3946 .

  21. ^ Lindquist, Jay D.; Kaufman-Scarborough, Carol (2016). "Polikronik — Monokronik Eğilim Modeli". Zaman ve Toplum . 16 (2–3): 253–285. doi : 10.1177/0961463X07080270 . ISSN 0961-463X . S2CID 144070208 .

  22. ^ Kaufman-Scarborough, Carol (2003). Amerikan Kültürü Dergisi (PDF). s. 87–95.

  23. ^ Fulmer, Ashley C.; Crosby, Brandon (2014). Zaman ve Çalışma, Cilt 2 . Routledge. s. 63–85.

  24. ^ Martin, BAS, Gnoth, J. ve Strong, C. (2009). Reklamcılıkta zamansal kurgu: Tüketici değerlendirmelerinde zamansal yönelimin ve nitelik öneminin düzenleyici rolü 2013-12-17 tarihinde şu adreste arşivlendi : Wayback Machine , Reklamcılık Dergisi , 38 (3), 5-19.

  25. ^ Yukarıya atla: a B C D e f Guerrero, LK; Devito, JA; Hecht, ML (1999). Sözsüz İletişim Okuyucusu: Klasik ve çağdaş okumalar (2 ed.). Long Grove, IL: Waveland Press. ISBN 9781577660408 .

  • Adler, ROBIN.B., Lawrence BR ve Towne, N. (1995). Etkileşim (6. baskı). Fort Worth: Sert Saha Brace Koleji.

  • Ballard, D & Seibold, D., İletişimle ilgili organizasyon yapıları ve çalışma grubu zamansal farklılıkları: koordinasyon yönteminin, teknoloji türünün ve geri bildirim döngüsünün üyelerin zamanı yorumlamaları ve yürürlüğe koymaları üzerindeki etkileri . İletişim Monografları, Cilt. 71, Sayı 1, Mart 2004, s. 1–27

  • Buller DB ve Burgoon, JK (1996). Kişilerarası aldatma teorisi. İletişim Teorisi, 6, 203–242.

  • Buller, DB, Burgoon, JK ve Woodall, WG (1996). Sözsüz iletişim: Sözsüz diyalog (2. baskı). New York: McGraw-Hill.

  • Burgoon, JK, Stern, LA ve Dillman, L. (1995). Kişilerarası adaptasyon: İkili etkileşim kalıpları . Massachusetts: Cambridge Üniversitesi Yayınları.

  • Capella, JN (1985). Konuşma sırasında zemini kontrol etmek. A. Siegman ve S. Feldstein (Ed.), Sözsüz davranışın çok kanallı entegrasyonları , (s. 69-103). Hillsdale, New Jersey: Erlbaum

  • Cohen, R. (2004). Kültürler arası müzakere: Birbirine bağımlı bir dünyada uluslararası iletişim (gözden geçirilmiş baskı). Washington, DC: Amerika Birleşik Devletleri Barış Enstitüsü.

  • Eddelman, RJ ve Iwawaki, S. (1987). Birleşik Krallık ve Japonya'da kişinin beyan ettiği ifade ve utanç verici durumun sonuçları . Psikoloji, 30, 205-216

  • Griffin, E. (2000). İletişim teorisine ilk bakış (4. baskı). Boston, MA: McGraw Tepesi.

  • Gonzalez, G. ve Zimbardo, P. (1985). Perspektifte zaman. Psychology Today Dergisi, 20–26.

  • Hall, ET ve Hall, MR (1990). Kültürel farklılıkları anlamak: Almanlar, Fransızlar ve Amerikalılar . Boston, MA: Kültürlerarası Basın.

  • Hall, JA ve Kapp, ML (1992). İnsan etkileşiminde sözsüz iletişim (3. baskı). New York: Holt Rinehart ve Winston, Inc.

  • Knapp, ML ve Miller, GR (1985). Kişilerarası İletişim El Kitabı . Beverly Hills: Sage Yayınları.

  • Koester, J. ve Lustig, MW (2003). Kültürlerarası yeterlilik (4. baskı). New York: Pearson Education, Inc.

  • Patterson, ML (1990). Sosyal etkileşimde sözsüz davranışın işlevleri .

  • H. Giles & WP Robinson (Eds), Dil ve Sosyal Psikoloji El Kitabı, Chichester, Büyük Britanya: Wiley

  • West, R. ve Turner, LH (2000). İletişim teorisine giriş: Analiz ve uygulama . Mountain View, CA: Mayfield.

  • Ahşap, JT (1997). Uygulamadaki iletişim teorileri: Giriş . Belmont, CA: Wadsworth.

  • Ivers, JJ (2017). Yalnızca Derin Düşünenler İçin . John J. Ivers

Daha fazla okuma

  • Bluedorn, AC (2002). Zamanın insan organizasyonu: Zamansal gerçeklikler ve deneyim . Stanford, CA: Stanford Üniversitesi Yayınları.

  • Cohen, R. (2004). Kültürler arası müzakere: Birbirine bağımlı bir dünyada uluslararası iletişim (gözden geçirilmiş baskı). Washington, DC: Amerika Birleşik Devletleri Barış Enstitüsü.

  • Griffin, E. (2000). İletişim teorisine ilk bakış (4. baskı). Boston, MA: McGraw Tepesi.

  • Hugg, A. (2002, 4 Şubat). Evrensel dil . 10 Mayıs 2007 tarihinde Web sitesinden alındı: [1]

  • Osborne, H. (2006, Ocak/Şubat). Başka bir deyişle… eylemler de kelimeler kadar net bir şekilde konuşabilir . 12 Mayıs 2007 tarihinde Web sitesinden alındı: http://www.healthliteracy.com/article.asp?PageID=3763

  • Wessel, R. (2003, 9 Ocak). Yavaşlamak için zamanın var mı? . 10 Mayıs 2007 tarihinde Web sitesinden alındı: http://www.csmonitor.com/2003/0109/p13s01-sten.html

  • Chisholm, Hugh. "Monokronlar" . 11. iyon (1910) tarafından konuyla ilgili bir sone Encyclopædia Britannica .

Dış bağlantılar 


Kronemiks

Kronemik, (Chronemics) insanların zamanı nasıl algıladığı ve kullandığı ile ilgili bir iletişim disiplinidir. Bu disiplin, zamanın sosyal etkileşimlerde nasıl bir rol oynadığını ve farklı kültürlerde zamanın nasıl farklı şekillerde değerlendirildiğini inceler.

Kronemik, özellikle iş yaşamında önemli bir yere sahiptir. Zamanın ölçülebilir ve yönetilebilir bir kavram olması nedeniyle objektif olarak kabul edilirken, kişiden kişiye değişen zaman algısı nedeniyle sübjektif bir boyutu da bulunmaktadır. Araştırmalar, özellikle beyaz yaka çalışanların zaman algısının, eğitim düzeyi ve çalışma süresi gibi demografik faktörlerle ilişkili olduğunu göstermektedir¹.

Kronemik kavramı, Kanadalı dilbilimci ve göstergebilimci Fernando Poyatos tarafından 1972 yılında tanımlanmıştır. Poyatos, iletişim sistemleri üzerine çalışmalar yaparken, kavramların ve zamanın sosyal etkileşimlerdeki önemini vurgulamıştır¹.

Kronemik alanında yapılan bir araştırmada, beyaz yaka çalışanların kronemik algısı beş alt boyutta incelenmiştir: 
1. Kronemik bilinci, 
2. Statü ve güç mesafesi, 
3. Kronemik algısı, 
4. Monokronik-polikronik zaman ve 
5. Kültür etkisi. 

Bu boyutlar, bireylerin zamanı nasıl algıladıkları ve yönettikleri konusunda önemli ipuçları sunmaktadır¹.

Monokronik zaman anlayışına sahip kültürlerde, insanlar genellikle bir seferde tek bir işe odaklanırken, polikronik zaman anlayışına sahip kültürlerde birden fazla işin aynı anda yürütülmesi normal kabul edilir. Bu farklılıklar, iş yerinde iletişim ve etkileşim biçimlerini önemli ölçüde etkileyebilir¹.

Kronemik, zaman yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi ve farklı kültürler arasında etkili iletişim kurulması açısından önemli bir araçtır. Zamanın bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl değerlendirildiğini anlamak, daha uyumlu ve verimli çalışma ortamları yaratılmasına yardımcı olabilir.

Kronemik, zamanın sosyal ve kültürel boyutlarını anlamak için zengin bir algı perspektifi sunar ve bu alanda yapılan araştırmalar, iletişim ve zaman yönetimi konularında derinlemesine bilgi sağlar.

Kaynak: Bing ile konuşma, 21.03.2024

(1) İ Yaamında Kronemik (Zamansal İletiim): Beyaz Yaka ... - DergiPark. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1773658.
(2) İş Yaşamında Kronemik (Zamansal İletişim): Beyaz Yaka Çalışanlar .... https://dergipark.org.tr/tr/pub/gumus/article/938634.
(3) İş Yaşamında Kronemik (Zamansal İletişim): Beyaz Yaka ... - TRDizin. https://search.trdizin.gov.tr/yayin/detay/1132815
(4) https://en.m.wikipedia.org/wiki/Chronemics 

Nevruz Bayramı Nedir

Efsaneye göre eski Mısır'da hem tanrı,  hem hükümdar hem rahip olan yüce Hermes  gündüzü 🕒 12 saate böldü, zodyak dairesini 12 burca 🦁🦂🐍🦀🐟🐂⚖️ 🐏🐐🏹🏺ayırdı ve çeşitli bilimleri 🔭🔬 başlattı. 

Belirli özellikleri göz önünde tutarak zamanı bölebiliriz. Bu bölmeler bazen doğaya 🌱🌿 uygun bazen önem verilen tarihi  olaylara uygun yapılır.

Örneğin bir birinden farklı referanslar ile adlandırılmış gençlik çağı, buzul çağı, Orta çağdan bahsederiz. 

İnsanlık için Takvim 🗓️ oluşturanlar öncelikle 12 ay dönüşümünü baz alarak Ay 🌛 takvimini geliştirmişler.

Ancak ay 🌝 takvimi kullanımda, tarım için, mevsim planlanması için yetersiz kalmıştır. Çünkü ay yılı güneş yılından daha kısadır. Ay takvimini kullananlarda mevsimler yıldan yıla kayma göstermektedir. 

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Ay_takvimi 🌚

İnsanlar biraz daha uğraşı ile yaşam için daha elverişli olan güneş 🌞 takvimini hesapladılar. Güneş ☀️yılını da ay hareketlerini baz alarak 12 ye böldüler. 

Acaba yılın başlangıcı ne olmalıydı? 😎 

İlkin yılbaşı için sonbahar akla geldi. Tarlalardaki hasat 🥖 toplanmış, şaraplar 🍷 yapılmış, hem bolluk hem tokluk dönemiydi sonbahar. Kutlanmalıydı. 🥐

Bu sebeple yıl dönümünü Eylül ekinoksunda kutlayanlar oldu. Gece ve gündüzün eşit olduğu mevsimin  değiştiği gün 23 Eylül günü yeni yıl olarak kutlandı. 🍁

Kimisi doğanın kış ❄️uykusuna yattığı tarihi, 22 Aralığı coşku ile kutladı. Artık dinlenme zamanıydı.

Kış uykusu 21 Mart'ta sona eriyor ve doğa gözümüzün önünde tüm güzelliği ile yeniden uyanıyor, yaşam yeniden başlıyor. 🌱🌿

Mezopotamya'da 21 Mart coşku ile kutlanır. Çiçekler 🌸 açar, doğa yeniden canlanır. 

İnsanlar ellerindeki tohumları filizlendirerek, 🌱şarap 🍷içerek, mum 🕯️ışığında aydınlanarak baharın gelişini kutladılar. 🌿

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Haft-sin 

Yıllar çoğaldıkça gerçekleşen önemli olaylar ile takvimi birleştirip yıllara numaralar verildi. 

Matematik 📐ve Astronomi 🔭 bilgileri geliştikçe takvim ile ilgili yeni sorular akla gelmeye başladı. 🗓️

Acaba yıl dönümü saatini hesaplarken, dünyanın 🌎  güneş ☀️ etrafında yıllık yörüngesini mi hesaba katmalı, yoksa dünyanın kendi ekseninde dönüşünü temsil eden gecenin gündüze dönüşümünü mü? 

🌎 Dünya ☀️yörüngesini hesaba katarsak tüm dünyada yıl dönümünü eş zamanlı ve aynı anda gerçekleşir.  

🌎 Dünyanın kendi ekseninde dönüşü ve gece gündüz dönüşümünü baz alarak yeni yılı kutlarsak yılbaşı her ülkede farklı bir saatte kutlanır ve yeni yıl dönümü tüm dünyada 24 saate yayılır. 

Takvim dediğimiz şey hangi hassasiyetle hesaplanmalı? Kaç yılda bir kayma kabul edilmelidir? 

İşte takvim ile ilgili böyle sıra dışı sorular sadece bilim insanlarını meşgul ederken, günlük hayatını süren sıradan insanın dikkatini başka konular çekmekteydi.

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Solar_Hijri_calendar

Hangi takvim olursa olsun, takvimler insan aklının 🧠 icadıdır. 

Takvimlerin başlangıcını dini olaylara bağlayanlar ise yine insanın kendisidir. 

Takvimdeki sayılarda doğa dışı güçler ve ilişkiler arayan insanın hayal gücüdür. 

Zamanla değişmeyen ise doğanın döngüsü ve ritmidir.  

Farklı kültürler tarihin başlangıcını farklı yılları kabul ederlerler. Yıl dönümü günü ve saati, kutlama için kullanılan ritüeller yine kültürden kültüre değişir. 

Takvime, doğayı ve zamanı anlamak için, yaşamamızı planlamak için ihtiyaç duyarız. 

Doğayı referans alan Nevruz ile birlikte yaşam yeni bir güne, yeni bir yıla başlar. 

Kış ile birlikte ölen doğa yeniden canlanır,  yaşam yeniden canlanır. 

Hiç bir bahar son bahar değil, hiç bir bahar ise ilk bahar değildir. Her biri ötekini kovalar. 

Gerçek şu ki gece ve gündüz yeniden 🟰 eşitlendi, bahar geldi ve doğada döngü yeniden başladı. 🌱

Gece ve gündüzün eşit olduğu zaman “Nevruz Bayramı” dır. 
🖤  🟰  🤍

Yılın en adaletli günüdür. 

İşte bu dinlerden, kültürlerden bağımsız herkesi etkileyen bir durumdur. 

Yeni gün eşittir. Herkesi etkiler, herkesi kucaklar,  herkesçe kutlanır.

Yeni gün umuttur, candır,  yaşamdır. Hayatın ta kendisidir.

Pek çok modern İranlı, eski Mezopotamyada  her yeni yılın başında yemek masasında saf düşünceleri simgeleyen ve gelecek yıl için iyi şansları davet eden "Haft Sheen" (hepsi Farsça Ş harfiyle başlayan yedi öğe) kullandığına inanıyor.  Yeni yılın başladıkları gibi biteceğine inanarak 7 parçanın her birinden küçük birer parçayı ağızlarına atarlardı.

Zerdüşt Peygamber ve hatta bilinmeyen öncesinden bugüne Norûz arefesinde her İranlı'nın evinin en güzel köşesinde, yerden yüksek bir noktada kurulan ve 13 gün boyunca muhafaza edilen sofrayla bu kadim adet, Persepolis antik kentinin duvarlarındaki frizlerde de yer alıyor. 

7 Sheen'in öğeleri şunlardır:

1️⃣ Mum [ Sham ]: 🕯️🪔 Parlak ışıklı hayatlara sahip olmak.  Eski İran inanışına göre ışık ve ateş 🔥 Tanrı'nın yansımasıydı.

2️⃣ Süt [ Sheer ]: 🥛🐄 Bolluk ve Tanrı'nın nimetleriyle dolu bir hayata sahip olmak.  Sütün Tanrı'nın insana bahşettiği ilk yiyecek olduğuna inanıyorlar.

3️⃣ Şeker [ Shakar ]: 🍬 Yeni yıl boyunca tatlı şeylerin yaşanması.

4️⃣ TuzShooree ]: 🧂Günahsız, arınmış bir hayata sahip olmak.  Tuz, dezenfeksiyonun simgesiydi.

5️⃣ Şarap [ Sharahb ]: 🍷Gelecek yıl boyunca sevinç ve mutlu yaşamanın simgesidir.

6️⃣ Tere [ Shahee ]: 🌱 Bereketli ve keyifli bir doğaya sahip bir yıl geçirmek.  Terenin tüm sebzelerin kralı olduğuna inanıyorlardı.

7️⃣ Nektar [ Shehd ] : Nektarı sofrada doğanın tatlı bir özütü olarak kullandılar.  Bu, eskiden içtikleri gül suyu ve baldan yapılmış bir meyve suyudur.  Hayata böyle değer veriyorlardı.

Söylentiye göre Arap istilasından sonra Şarap yasaklanınca Haft Sheen sofrasında Şarap yerine Sirke kullanarak Haft Şin, Haft Sin yani yedi S'ye dönüşmüş. 

Haft Sîn, yani adları "S" ile başlayan yedi simgeyle kurulan sofranın adıdır.

Yedi simgenin birer anlamı ve sofraya konma nedeni var elbette ki.

1️⃣  Sîb 🍎 (Elma) : Güzelliği,

2️⃣  Sîr 🧄(Sarımsak) : Sağlığı ve insanların bilmeleri gereken haddi,

3️⃣ Sebze 🌱 (buğday filizi, yeşertilmiş buğday): Yeniden doğuşu, yeşil doğayı,

4️⃣ Serke (Sirke) : Karşılaşılacak nahoşluklara karşı dirayeti,

5️⃣ Somagh (Sumak) : Sabrı,

6️⃣ Senjed (İğde) : Aklı,

7️⃣ Sombol (Sümbül çiçeği) :Tazeliği, baharı simgeler.

Adları "S" ile başlamadığı halde bu sofrada, mutlak surette başka simgesel öğeler de bulundurulur:
Ayna 🪞, Mum 🕯️, kırmızı balık 🐟, boyanmış yumurta 🪺 ve kuruyemiş. Madeni para 🪙 da sofranın bereket simgelerinden biridir. 

Ayna güzel bahtın, mum aydınlığın, kırmızı balık doğurganlığın, madeni para zenginliğin sembolleridir. 

Renkli yumurta ise, hem Pers mitolojisindeki Güneş Tanrısı Mitra'nın doğuşunu 🌞, hem Avesta'da kainatın beyaz çatısı olarak zikredilen gökyüzünü hem de soyunun devamlılığı arzusunu simgeler. 

Son olarak kuruyemiş de kıtlık ve kuraklığa karşı şükrü ve bolluğu temsil eder.

Nevruz sembollerinin ayrıca dört element Ateş 🔥, Toprak 🪨, Hava 🌬️, Su 💦 unsurları ve üç yaşam formu, İnsan 🙋🏻‍♂️, Hayvan 🐟 ve Bitkiler  🌱 ile  ilişkili olduğunu  düşünülmektedir.

❄️❄️❄️
🌱🌱🌱
🐛🐛🐛
🦋🦋🦋
🌻🌻🌻
🟰🟰🟰
🌿🌿🌿
🍷🍷🍷
🌞🌞🌞
🌝🌝🌝