Bastırılan her zaman oradadır; semptomlarda ve diğer birçok olguda son derece açık bir şekilde ifade edilir."
Lacan’ın bu alıntısı, psikanaliz kuramı çerçevesinde bastırma (repression) ve bastırılanın geri dönüşü (return of the repressed) arasındaki ilişkiyi açıklamaktadır.
Lacan, Freud’un psikanalizine dayanarak, bilinçdışı süreçlerin insan psikolojisi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu ve bu etkilerin bireyin davranışları, semptomları ve daha geniş psiko-duygusal deneyimlerinde kendini gösterdiğini savunur.
Bastırma ve Bastırılanın Geri Dönüşü
Lacan, bastırmayı bilinçli zihnin, istenmeyen veya rahatsız edici düşünceleri, arzuları ve anıları bilinç dışına itme mekanizması olarak tanımlar.
Ancak, bastırılan bu içerikler bilinç dışına itildiklerinde yok olmazlar; aksine, bastırılmanın ardından bir "geri dönüş" gerçekleşir.
Bu geri dönüş, genellikle semptomlar, rüyalar, takıntılar, hatalar (Freud'un "Freud'ca hata" olarak tanımladığı durumlar) ve çeşitli psikolojik patolojiler yoluyla kendini gösterir. Lacan’a göre, bastırılan içerikler bilinç dışına itilse de, hiçbir zaman tamamen kaybolmazlar. Onlar, bireyin davranışlarında, düşüncelerinde ve hissiyatında başka şekillerde ortaya çıkar.
Bastırma ve Semptomlar
Lacan, semptomları bir anlamda "bastırılmış" içeriklerin bir ifadesi olarak görür. Semptomlar, bireyin bastırdığı arzularının, korkularının ve diğer bilinç dışı içeriklerin dışa vurumlarıdır. Örneğin, bir kişi, bilinçli olarak kabul edemediği bir arzusunu ya da korkusunu reddetmiş olabilir, ancak bu bastırma, kişiyi başka bir şekilde etkiler. Bu etki, somatik bir hastalık, psikolojik bir rahatsızlık veya davranışsal bir bozukluk gibi semptomlar aracılığıyla ortaya çıkabilir. Lacan, semptomların, bilinç dışı içeriğin (bastırılanın) "konuşma" biçimi olduğunu ve bireyin bilinçli olarak çözmekte zorlandığı duygusal ya da zihinsel çatışmalarının bir yansıması olduğunu savunur.
Bastırılanın Geri Dönüşü ve Dil
Lacan, dilin, bastırılan içeriklerin geri dönüşünde çok önemli bir rol oynadığını belirtir. Dil, bireyin bilinç dışındaki arzularını, travmalarını ve korkularını ifade etme biçimidir. Bastırılan içeriklerin geri dönüşü, dilin yapılarına ve sembollerine yansır. Örneğin, bir birey, bilincinde farkında olmadığı bir isteği veya korkuyu dile getirdiğinde, bu aslında bilinç dışındaki bir çatışmanın veya bastırılanın dışavurumudur. Dolayısıyla, semptomlar sadece bireyin psikolojik durumunun bir göstergesi değil, aynı zamanda bastırılan içeriklerin, sembolik bir dil aracılığıyla tekrar ortaya çıkma biçimidir.
Bastırma, Kimlik ve Tekrar Eden Çatışmalar
Lacan’a göre, bastırma ve bastırılanın geri dönüşü, bireyin kimlik gelişiminde önemli bir rol oynar.
Kimlik, bireyin bilinçli ve bilinç dışı içeriklerinin bir bütünüdür. Bastırma, kişinin kimliğini oluştururken, bazı içeriklerin reddedilmesi veya gizlenmesiyle ortaya çıkar.
Ancak bu gizlenmiş içerikler, kişinin bilinçli deneyimlerinin ve davranışlarının şekillenmesinde hala etkili olur. Bu etkiler, bireyin hayatında tekrar eden çatışmalar ve sorunlar olarak kendini gösterir. Bastırılan içerikler, bireyin yaşamındaki temel yönleri etkileyebilir, örneğin ilişkilerindeki zorluklar, kimlik bunalımları veya sürekli aynı hataların tekrarı gibi.
Sonuç olarak, Lacan’ın bu alıntısı, psikanalizde bastırmanın, bilinç dışı içeriklerin gizlenmesi değil, onların başka yollarla kendini gösterme biçimi olduğunu vurgulamaktadır.
Bastırma ve bastırılanın geri dönüşü, insan psikolojisinin karmaşıklığını ve bireylerin bilinç dışı süreçlerinin, onların bilinçli deneyimlerine nasıl etki ettiğini anlamada önemli bir araçtır. Bu dinamik, psikanalitik terapilerin de temel taşlarından biridir, çünkü bireylerin bastırılmış içeriklerini yüzeye çıkarıp bunlarla yüzleşmeleri sağlanarak daha sağlıklı bir psikolojik dengeye ulaşmaları hedeflenir.
Psikolog Carl Jung şöyle der: İnkâr ettiğiniz şey sizi bastırır. Kabul ettiğiniz şey ise sizi dönüştürür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder