Mammografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mammografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2015-11-23

Meme kanseri erken tanısı için neler yapabilirim?


Meme hastalıkları özellikle meme kanseri, kadınların yaşamında önemli bir yer tutmaktadır. Yaklaşık sekiz kadından biri yaşamı süresi içerisinde meme kanseri ile karşılaşmaktadır. İyi taraftan bakarsak sekiz kadından yedisi hiçbir zaman bu hastalık ile karşılaşmayacaktır. Kimin yakalanıp yakalanmayacağını önceden bilmenin kesin bir yöntemi bulunmamaktadır.  O yüzden sizin için bu kısa yazıyı hazırladım.

Kimler daha çok risk altındadır sorusunun yanıtını vermeden yaygın bir kanıya yanıt vermek gerekiyor. Risk faktörü sahibi olmak kişinin illa bir hastalığa yakalanacağı anlamında gelmediği gibi, risk faktörü olmayan kişinin yakalanmayacağı anlamına da gelmez.  Meme kanserinde bilinen risk faktörleri kadın olmak, yaş artışı, ailede meme kanseri öyküsü, kadının kendi salgıladığı veya dışarıdan alınan öströjen hormonuna daha çok ve daha uzun süre maruz kalmak, meme bölgesini içerecek şekilde radyoterapi geçirmiş olmak, sonucu temiz gelmiş olsa bile daha önce biyopsi yapılmış olması ve dens veya yoğun meme yapısıdır.

Meme kontrolleri için halen elimizde 4 yöntem bulunmakta.

A: Sertlik değerlendirmesi. KKMM dediğimiz Kendi Kendine Meme Muayenesi  ve hekim muayenesi bu gruba girmektedir.
B: Memenin X-ışını geçirgenliğine bakılması. Mamografi incelemesi  bu gruba girmektedir.
C: Memenin ses demetlerini yansıtmasını değerlendirme. Ultrasonografi ile yapılmaktadır.
D: Meme dokusunun manyetik rezonans özelliklerine bakılması.

Bunun dışında etkinlikleri ve fiyatları dengelendiği taktirde DNA ve RNA değerlendirmesi yapan testler gelecekte kullanıma girecektir. Günümüzde kullanımları özel durumlar ile sınırlıdır.
Sizin kullanabileceğiniz KKMM ve bizim size yardımcı olabileceğimiz görüntüleme yöntemleri ile ilgili kısa bilgiler sunacağız.

KKMM memede ağırlıklı olarak sertlik farkı aramak için kullanılan bir yöntem.  KKMM etkin olması için memenin aşırı büyük, sert ve çok pütürlü yapıda olmaması gerekir. Meme küçük ve iç yapısı yumuşak ise KKMM daha etkin olmaktadır. Meme büyük, sert ve pütürlü ise KKMM yapmayın demiyoruz, ancak etkinliğinin sınırlı olduğunu unutmamak gerekir.  Sertlik değerlendirmesinde gözden kaçan tüm lezyonlarda radyoloji ve meme görüntüleme yöntemleri bize iç yapıyı değerlendirmek için yardımcı olmaktadır.

Memenin X-ışını  geçirgenliğinin değerlendirmesinde  dört temel dansite söz konusudur. Daha geçirgen olan yerler siyah, az geçiren kısımlar beyaz çıkmaktadır. Hava, yağ, yumuşak doku ve metal dansiteleri mamografide ayırt edilen temel dansitelerdir.  Amerikan Radyoloji  Enstitüsü (ACR) yağ dokusu oranına göre meme iç yapılarının A, B, C, D şeklinde sınıflandırılmasını önermiştir. Yağlı doku ağırlıklı olan A grubu mamografiden en çok yarar gören gruptur.  Yağlı doku ağırlığı az olan gruplara  mamografinin yanısıra mutlaka ultrasonograf ile bakılmalıdır. C ve D grubunda olan yoğun meme yapısına sahip hastalarda ayrıca meme kanseri riskinin yüksek olduğu bildirilmiştir. Günümüzde kullanılan gelişmiş mamografi cihazları memenin tamamını kapsayan (tam saha) ve dijital olup, ağrının minimum düzeyde ve kısa sürede yaşanması için teknisyenler özel eğitim almalıdır.  

Ultrasonografi:  Ultrasonografi mamografinin göstermediği pek çok lezyonu  gösterebilmektedir.  Ancak sonografinin de kendine has sınırlamaları bulunmaktadır.  Sağlıklı bir sonografi zaman alıcıdır. Gerçek zamanlı değerlendirme için deneyimli, uzman bir hekime ihtiyaç bulunmaktadır. 

Meme MR : Meme MR özel durumlarda mamografi ve sonografiye ilave bilgi gerektiği zaman kullanılan bir inceleme yöntemidir. Meme MR ağırlıklı olarak kitlenin veya şüpheli bölgenin davranışını inceler. 

Hastanın hangi yaşta hangi kontrollere hangi aralıklarda kontrol edilmesi gerektiği konusu sık sorulan ve kişiye özel planlanması gereken bir sorudur.  

Kısaca özetlersek, sık görünen bu hastalığın tanısında yardımcı yöntemleri etkin ve verimli bir şekilde kullanmak bizim elimizde. 


2015-02-28

Mamografi taraması ve Kanada çalışmasının düşündürdükleri


Kanada’da 25 yıllık tarama programında 40-59 yaşında kadınlara yapılan yıllık mamografi taramasının yaşam süresini artırmadığı bildirilmiştir.  Kısaca tarama yapılan grup ile yapılmayan grup arasında yaşam süreleri açısından anlamlı bir fark saptanmadı. Link




Kanada çalışması 15 merkezde 90000 kadının 5 yıl süre ile taramasını içermiştir. Çalışmada tarama grubunda 666 meme kanseri saptanmış olup, kontrol grubunda ise 524 meme kanseri saptanmıştır. Ölüm oranlarına gelince mamografi grubunda 180 kadın meme kanserinden hayatını kaybetmiş olup, kontrol grubunda ise bu sayı 171 olarak bildirilmiştir.

15 yıllık takip süresinin bitiminde mamografi grubunda 3250 kadında meme kanseri saptanmış olup, kontrol grubunda meme kanseri gelişen kadın sayısı 3133 olarak bildirilmiştir. Mamografi grubunda meme kanserinden ölüm sayısı 500 olarak bildirilmişken kontrol grubunda bu sayı 505 olarak bildirilmiştir.

5 senelik tarama periyodunun sonunda mamografi grubunda fazladan 142  meme kanseri saptanmış olup, 15 yıllk takip periyodunun sonunda mamografi grubunda fazladan 117 meme kanseri saptanmıştır. Yazarlara göre mamografi grubunda fazladan görünen bu vakalar bize yalancı pozitifliği göstermektedir.

Söz konusu çalışma Amerikan Radyoloji Derneği ve Amerika Meme Görüntüleme Derneği'nden hızlı bir yanıt aldı. Her iki kuruluş mamografide saptanan meme kanseri sayısını oldukça düşük bulup bunu Kanada tarama çalışmasında kullanılan kötü kaliteli mamografi cihazlarına ve diğer faktörlere bağlamışlardır. Ayrıca dernekler çalışmada araştırmacıların mamografiden önce meme muayenesi yapmasının randomizasyon sürecini engellediğini bildirmiştir.

Çelişkili olan Kanadalı grubun mamografinin aşırı tanı konulmasına yol açtığını söylerken Amerikalı grup aksine bu çalışmada yeterli sayıda meme kanseri tanısı konulmadığından bahsetmektedir.



Amerikan Kanser Derneği’nden Richard Bender, Kanada çalışmasında randomizasyon işleminin düzgün yapılmamasının bazı hastaların dışlanmasına yol açtığını belirtmiştir.

Çalışmaya eşlik eden editoryal yazısında son yıllarda gözlenen mortalite düşüşünde gelişen tedavi yöntemlerinin daha etkin olduğunu belirtilmiştir. Farklı çalışmalar da farklı oranlar bildirilmesine karşın aşırı tanının hala bir problem oluşturduğundan bahsetmiştir.

Kanada çalışmasında bilinmesi gereken noktalardan biri karsinoma insitu ların analizlere kanser olarak dahil edilmediğidir.

Kalager ve arkadaşları tarama mamografilerin rasyonalitesi konusunda yeniden bir değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir.




ACR ve SBI yanıtlarında Kanada çalışmasını gerçekleştiren Miller’in hatalı veya yanıltıcı olduğunu söylemişlerdir.

Miller, mamografi kalitesini düşüklüğü iddiasına yanıt olarak çalışmaya katılan tüm merkezlerde çalışmanın yapıldığı seneye göre modern sayılan cihazlar kullanıldığını belirtmiştir. Çalışmaya katılan tüm personelin ise Kuzey Amerika'daki standartlara eşdeğer şekilde eğitildiğini ifade etmiştir.

Çalışmadaki randomizasyon eleştirisine gelince, randomizasyon sürecinin uluslararası tanınırlığı olan 2 epidemiyolog tarafından, bilinen standartlara uygun olarak yapıldığını bildirmiştir.

Geçici olan ilk analiz, çalışmadan 2 sene sonra yapılmış olup, uzun vadeli analiz ise yeterli sayıda ve istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edecek kadar büyük sayıda olduğu bildirilmiştir.

Miller ACR ve SBI’nin finansal olarak karmaşık yapılar olduğunu, bu kuruluşların görüşlerini değerlendirirken bu konunun dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.

ACS ve USPSTF yeniden toplanarak Miller çalışmasının sonuçlarını değerlendirecektir.

Bu çalışmanın yarattığı tartışmalar yanıtlanması gereken yeni sorular doğurdu.

Guideline veya rehber kitapçıklar yeniden sorgulanmalı mı?

Normalde rehberler bağımsız kişi ve kuruluşlar tarafından, özgür bir tartışma ortamı sağlanarak, güncel verilerin artıları ve eksileri değerlendirildikten sonra hazırlanmalıdır. Malesef başkalarına temel oluşturan bir bildirge hazırlamak kolay bir iş değildir. Çoğu zaman bu rehberler uzmanların çalıştığı meslek kuruluşları, mesleki dernekler tarafından hazırlanmaktadır.

Rehberlere uymak zorunlu mu?

Hekimler için rehberlere uymak bir zorunluluk olmasa bile yaygın kabul gören rehberler meslektaşlar arasında bir tür standart olarak kabul edilir. Guideline dışına çıkanlardan mesleki diyaloglarda bu kararlarını gerekçelendirmeleri beklenebilir. Yasal süreçlerde guideline dışında hareket etmek sıkıntılı sonuçlara yol açabilir. Sigortalar gibi ödeme sağlayıcı kuruluşlar, rehberlere uyularak yapılan harcamaları daha kolay ödemektedir.

Yayınlar ve rehberler arasında çelişki yaşandığına ne yapmalı?

Aslında eğitimini bitiren her hekim, bağımsız düşünebilen, kendi kararlarından sorumlu bir bireydir. Primum non-nocere, önce zarar verme prensibi ile hareket etmelidir. Tercihan derneği ve vicdanı arasında sıkışmamalıdır. Çoğu zaman rehberler ve kanıt arasında uyum sözkonusudur. Özellikle tartışmalı olan, bilginin hızlı değiştiği alanlarda derneklerin pozisyonu hastaların iyiliği doğrultusunda olmalıdır. Class of Recommendation önerinin gücü, Level of Evidence kanıt gücü ile orantılı olmalı. Dernekler hekimleri kanıta dayalı hekimlik ile rehbere dayalı hekimlik ikileminde bırakmamalıdır.

Kanıt derecesi ne demektir?

  • Ia - Randomize, kontrol grubu olan çalışmaların meta-analizi
  • Ib - En az bir Randomize, kontrol grubu olan çalışma desteği
  • IIa - En az bir randomize olmayan, iyi dizayn edilmiş kontrol grubu olan çalışma
  • IIb - En bir iyi dizayn edilmiş deneysel çalışma
  • III - Vakalar, karşılaştırmaları ve korelasyon bulguları
  • IV - Uzman paneli görüşleri

Öneri sınıflaması sistemi

  • Sınıf I öneri - Yarar >>> Zarar. Yararın büyüklüğü konusunda çalışmalar ve meslektaşlar hemfikir.
  • Sınıf II öneri - Kanıtlar ve uzman görüşleri arasında çelişkiler var.
    • Sınıf IIa öneri - Yarar > Risk. Daha büyük, ek çalışmalara gereksinim bulunmakta.
    • Sınıf IIb öner - Yarar ≥ Risk. Belki önerilebilir. Daha büyük, ek çalışmalara gereksinim bulunmakta.
  • Sınıf III öneri: Yararı yok
    • Yararı yok
    • Ek masraf
    • Hastaya zararlı

Number Need to Treat (NNT)

NNT bu ve bunun gibi soruları yanıtlamada kullanılabilecek en basit istatistiksel test olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirli süre sonunda istenilen bir sonuca varılmak isteniyor. A. Tedavi grubu, B: Kontrol grubu. A’da sonuca ulaşma oranı - B’de sonuca ulaşma oranı mutlak risk azalma olarak tanımlanıyor. NNT 1/(mutlak risk azalması) olarak tanımlanmaktarır.  


  Age 40–49   Age 50–69   Age 70–74

Kanada çalışmasının sonucu rehberleri değiştirmeli mi?

Bence Kanada çalışması rehberleri tekrar konuşmamız gerektiğinin bir göstergesidir. Bu kadar büyük sayıda, gelişmiş bir ülkede yapılmış olan bir çalışmaya yanlış deniliyorsa, gerçek ve doğru mamografi yapmanın, pratiklikten uzak derecede aşırı zor olduğu anlamı ortaya çıkabilir. Gelişmiş bir ülke doğru düzgün mamografi yapamadıysa biz gelişmekte olan ülkeler bu taramayı ülke genelinde, geniş çapta nasıl gerçekleştireceğiz. Biz şu anda ne yapmaktayız? Mamografi elit bir tarama mıdır? sorularını akla getiriyor.

Merak konusu olan onlarca soruya yanıt bekleniyor.

Bu soruları yanıtlayacak prospektif randomize çalışma sayısı maalesef oldukça az.

Mamografi meme kanserinden ölümleri azaltıyor mu?

Mamografi genel anlamda yaşam süresini uzatıyor mu?

Gelişen kemoterapi ve cerrahi teknikleri erken tanının önemini azalttı mı?

Elimizde erken tanı için başka seçenekler var mı?

Taramada görülen yalancı pozitiflikler hastaların yaşam süresini kısaltır mı?

Sadece yaş kriterini kullanarak mamografi taramasında yer alacak hastaları belirlemek doğru mu?

Bir ülke gibi büyük ve heterojen bir yapının tamamına mamografi önermek pratik olarak yararlı mıdır, yoksa mamografi sadece küçük butik merkezlerde yararlı olan bir tanısal yöntem midir?

Farklı görüşler



Mamografi olumlu diyenler:

Tarama yapmamak sonucu yaşanan gecikmiş tanılar,  meme kanserinden daha fazla ölüm ve sakatlık yaşanmasına yol açar hipotezini savunuyorlar.

Mamografi olumsuz diyenler:

Erken tanıdan kazanılan yaşam süreleri ile taramada saptanan yanlış pozitiflikler ve hiç bir zaman ilerlemeyecek olan gerçek pozitiflerin tedavisi sonucu yaşanan kayıpların tümünün karşılaştırılması gerektiğini savunurlar.

Daha fazla çalışma gerekli diyenler:

Tarama konusunda herkesin hemfikir olmadığı konusunda hemfikiriz. Farklı fikirler varsa bunun çözümü daha fazla çalışma yapmaktan veya mevcut çalışmaları sağlıklı ortamlarda değerlendirmeden geçer.

Mamografide seçici olmalıyız diyenler:

Taramaları kişiselleştirmeliyiz diyenler, herkese aynı şekilde tarama yapmanın verimli olmadığını düşünüyorlar.

Tarama kapsamına alınacak kişiler için sorulacak sorular şunlardır.

Kimi taramalıyız?
Ne zaman, ne sıklıkta taramalıyız?
Nasıl taramalıyız?
Taramadan ne beklemeliyiz?
Taramadan neleri beklememeliyiz?

Kişiselleştirmede kullanacağımız parametreler ne olmalıdır?

Yaş
Geçmiş muayene ve inceleme bulguları
Genetik miras ve aile öyküsü

Doğru zamanda, doğru kişi için doğru test.

Kişiselleştirmede hastayı değerlendiren hekim üzerinde daha fazla bir baskı oluşmaktadır. Toplumun tamamı gibi bir grup ele alındığında alt gruplamanın yararlılığını randomize şekilde sınamak daha zor olacaktır.

Guideline'lar kişiselleştirilmiş taramaya engel mi oluyor? Guideline'lar kişiselleştirilmiş taramaya engel değil. Ancak kişiselleştirilmiş bir tarama programı hastayı tanıma, karşılıklı diyalog gerektirir. Büyük halk kitleleri taramadan geçirilirken kişiselleştirilmiş tarama pratik bir yol değildir.

Kanada çalışmasında dikkate alınmayan faktörlerden biri meme dansitesidir. Wolfe tarafından önerilen, dansitesine göre sınıflama Miller çalışması başladığında bilinmiyordu. Wolfe dansite sınıflamasına göre prospektif bir çalışma henüz mevcut değildir.


Argüman:

Mamografi hastaya fazladan radyasyon veriyor.

Bugüne kadar yapılan çalışmalarda mamografinin meme kanserine yol açtığında dair bir çalışma yayınlanmadı. Yöntem oldukça eskidir, kamuoyu bu konuda dikkatlidir, kuvvetli bir ilişki varlığında saptanamaması veya gizlenmesi oldukça zordur.

Mamografinin yalancı negatifliği yüksek, saptama oranı düşük. .

Mamografinin yalancı negatifliği memenin dansitesi ile doğru orantılıdır. Yoğun memelerde mamorafide meme kanseri görülmeme olasılığı artmaktadır.

Taramada saptanan kanserlerin bir kısmı hiçbir zaman öldürücü boyuta ulaşmıyor.

Taramada yaşanan yalancı pozitifler hastanın yaşamını olumsuz etkiliyor.

ABD'de her sene benign (kanser değil) olarak raporlanan biyopsi sayısı 1.000.000 vaka olarak bildiriliyor. 

Tedaviler o kadar gelişti ki ileri evrede saptanan kanser hastaları da tedavi edilebiliyor.

80 li yıllarda yapılan çalışmalar mamografi cihazlarının eskiliği nedeniyle geçersizdir.

Büyük topluluklarda yapılan taramalarda kaliteyi aynı seviyede tutmak mümkün değildir.

Her hasta için tarama programı hekim ve hasta arasında yapılan, artılar ve eksiler konuşulduktan sonra belirlenmelidir.

Guideline'ları değiştirmek için henüz erken mi?.

Kendi kendine meme muayenesi veya hekim muayenesi ile saptanan kitleler her zaman geç tanı mıdır?

Ailede meme kanseri yoksa meme kanseri çıkar mı?

Meme kanseri vakalarının %20'si ailevi, %80'ı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ailede olmaması farkında olunmamasını gerektirmez.

Kontroller senede bir mi, iki senede bir mi yapılmalıdır?

Bununla ilgili çok bilimsel done olmamasına karşın uygulamaya baktığımızda Avrupada 2 senede bir tarama yaygın bir uygulama iken, ABD'de yaygın uygulama senelik tarama şeklindedir.

Başlama yaşı 40 mı, 50 mi olmalı?

Bitirme yaşı 70 mi, 75 mi olmalı?

Yüksek risk grubunda tarama önerileri nasıl farklılaşmalı?


 

2014-07-23

Meme dansitesi nedir? Yoğun meme yapısına sahip ne demek?


Meme dansitesi nedir?

Meme dokusu, bağ dokusu, süt salgı bezleri  ve yağ dokusu karışımından oluşur.  Bağ dokusu ve süt salgılayan bezlerin yağa oranı yüksek ise meme dens veya yoğun olarak kabul edilir. Meme dansitesi yaş ile beraber düşmektedir.  Ancak kısa vadede çoğu kadında değişiklik göstermez.

Yoğun meme yapısına sahip olduğumu nerden anlayabilirim? 

Meme dansitesi  mamografinizi değerlendiren radyolog tarafından belirlenir. Mamografiyi inceleyen radyoloji uzmanı meme yapısının A/B/C/D  (1/2/3/4) kategorilerinden hangisine ait olduğuna görüntüde yağ oranına göre görsel olarak karar verir.

A-1: Tamama yakın yağ dokusundan oluşmaktadır (%75-100 )
B-2: Yama tarzında seyrek fibroglandüler doku  (%50-75)
C-3: Heterojen yoğun (%25-50)
D-4: İleri derecede yoğun (%0-25)

Meme dansitesi neden önemli?

Yoğun meme yapısına sahip olma meme kanserine yakalanma riskini arttırmaktadır. Ayrıca yoğun meme yapısı  mamografi filminde meme kanserini saptamayı zorlaştırmaktadır.  Yoğun meme alanları mamografi üzerinde açık renk gözükmekte, selim ve habis kitleler benzer şekilde mamografide açık renkte izlenmektedir. Bu örtüşmeden dolayı beyaz üzerinde beyaz bir yapıyı saptamak güçleşmektedir.

Yoğun meme yapısına sahipsem hala mamografi çektirmelimiyim?

Mamografi incelemesi meme kanserinin ölümü azalttığı gösterilmiş tek incelemedir.  Pek çok kanser yoğun meme dokusuna sahip olsanız bile mamografide izlenebilir. Bu yüzden yoğun meme yapısına sahip olsanız bile mamografi çektirmeniz önerilir. Ancak bu inceleme ultrason ve muayene ile desteklenmelidir.

Yoğun memelerde mamografiden daha iyi olan inceleme yöntemi var mıdır?

Ultrason ve manyetik rezonans görüntülemede mamografide izlenmeyen bazı kitlelerin saptanabildiğini  bilmekteyiz. Tarama amaçlı ultrason ve MR incelemelerin maliyeti sigorta kuruluşları tarafından karşılanmayabilir.

Meme yapım yoğun değil ise ne yapmalıyım?

Meme yapınız yoğun olmasa bile hekimlerin önerisi ile ilave incelemeler gerekebilir. Pozitif aile öyküsü göğüs bölmesine yapılmış olan ışın tedavisi gibi faktörler riskinizi arttırabilir. Düşük risk grubunda olsanız bile kendi kendine meme muayenesi ile tüm kitleleri saptamanız olanaklı değildir. Meme yapısının büyük olması ve memenin sert olması kendi kendine meme muayenesi duyarlılığını düşürmektedir.  40 yaşından sonra tedbir amaçlı düzenli  muayene ve görüntüleme önerilir.

2014-04-16

Kontrastlı mamografi

Tıpta kullanılan teknolojiler hep üzerinde düşünülerek, uygulanarak geliştirilmiş veya vazgeçilmiştir.

Kontrastlı mamografi zaman zaman gündeme gelen ama uygulamaya geçirmediğim bir teknolojidir. Bana göre eksileri artılarından fazla olduğu için uygulama olanağı bulmak için zorlayıcı olmadım.

Kontrastlı mamografi, mamografi çekimi esnasında intravenöz bir kontrast madde vererek kitleleri daha iyi görüntülemeyi amaçlayan yöntem olarak tanımlanabilir. Bu şekilde tespit edilen lezyon, kontrast tutan odak, kontrast tutan alan gibi ifadeler ile tanımlanabilir.

Kontrast öncesi ve kontrast sonrası olmak üzere iki görüntü elde edilirse, digital substraction ile iki görüntü birbirinden çıkartılır, aradaki fark ortaya çıkar. Seri imajlar elde edildiği takdirde, belirli kontrast tutan alanların kontrast tutma eğrileri ortaya çıkarılır.

Kulağa hoş gelen bu durum pratikte bazı dezavantajlar içeriyor.  

Pratikte meme görüntülemeleri iki durumda gerçekleştiriliyor. Meme kanseri taranmasına, bilinen lezyonların ne olduğunun belirlenmesinde kullanılmaktadır. Kontrastlı mamografinin aşağıda daha iyi anlaşılacak nedenlerden dolayı taramada yeri yoktur.

Bilinen kitlesi olan, kitle şüphesi olan hastalarda kitlenin ilaç tutma karakteristiğini belirlemede mamografiye ek olarak kullanılabilir. Mamografiye ek olarak kullanılabilecek modaliteler içerisinde sonografi kitlenin iç yapısı hakkında bilgi verebilir. Sonografi ucuz ve her yerde ulaşabilirdir. Dezavantajı kullanıcıya bağımlı olmasıdır. Çoğu merkezde ilk kullanılan seçenektir. Meme MR olası kitlenin ilaç tutma davranışı konusunda bilgi verir. Kitlenin iç yapısı hakkında bilgi verir. Hedef ultrasonun yetersiz kaldığı yerlerde MR yerine kullanılacak yeni bir yöntem bulmak ise, kontrastlı mamografiyi meme MR’ı ile karşılaştırmalıyız.

Meme MR’da bir kez ilaç verildikten sonra her iki meme eşzamanlı incelenirken, kontrastlı mamografide her projeksiyon için ayrı ilaç vermek gerekir. Çekimin ayakta, yarı ayakta yapılan pozisyonundan dolayı, kontrast maddenin hasta üzerinde etkisinden dolayı oluşan hasta hareketleri görüntüyü olumsuz etkilerler.

Dinamik eğri istenildiği taktirde kontrast verilmesini takiben aralıklı birden fazla görüntü alınmalıdır. Bu durum çok fazla radyasyon içermese bile ışın dozu açısından dikkate alınması gereken bir husustur. Sadece önce sonra şeklinde bir görüntü alımı yapılacak ise ikinci görüntü için çekim zamanlaması optimum hale getirilmelidir.


MR
Kontrastlı mamografi
Kesitsel
Düzlemsel
Dinamik inceleme
Pre– post kontrast iki görüntü
Her iki meme
Tek meme
Multiplanar
Tek projeksiyon CC veya MLO

Alerji çok nadir
Alerji az
İntra torasik alan hakkında bilgi verir
İntra torasik bilgi vermez
Uzaysal çözünürlük düşük
Uzaysal çözünürlük yüksek
Kontrast çözünürlük yüksek
Kontrast çözünürlük düşük
Yüksek riski hasta taramaya uygun
Tarama amaçlı uygun değil



Yukarıda özetlenen artılar, eksiler bir arada bakıldığında, kontrast mamografi üzerinde durulacak, gelişme potansiyeli gösteren bir modalite olmaktan uzak görünmektedir. 

2014-01-31

Meme yoğunluğu veya Dansitesi


Meme dokusu, yağ dokusu, süt bezleri ve bağ dokusu karışımından oluşmaktadır. Meme içerisinde süt bezleri ve bağ dokusu ağırlıklı yapıyı oluşturmakta ise meme dokusu yoğun, yağ dokusu ağırlıklı ise yoğunluğu düşük kabul edilir. Meme yoğunluğu yaş ile beraber azalmaktadır, ancak kısa vadede yoğunluğu pek değişmez.

Meme yapısının yoğun olduğunu nasıl anlayabiliriz?

Meme dansitesine mamografi filmlerini değerlendiren radyoloji uzmanı karar vermektedir. Meme dansitesi a, b, c, d veya 1, 2, 3, 4 şeklinde dört kategoriye ayrılmaktadır. 1 veya A yoğunluğu düşük, 4 veya D yoğunluğu yüksek grubu temsil etmektedir. Yaştan bağımsız ortalama yoğunluk değerlerine bakıldığında hastaların %10’u yoğun grupta, %10’u yoğunluğu düşük grupta %80’i ise ikinci ve üçüncü grupta yer alırlar.

Meme dansitesi neden önemlidir?

Yoğun, yüksek dansiteli meme dokusu meme kanseri riskini arttırmaktadır. Ayrıca yoğun meme dokusu mamografide kitle saptamayı güçleştirmektedir. Yoğun meme dokuları mamografide beyaz renkte izlenmektedir. Kitleler, selim olsun habis olsun mamografide beyaz olarak izlenmektedir. Bu yüzden yoğun meme dokularında mamografi hassasiyeti düşmektedir.

Bende yoğun meme dokusu var, yine de mamografi çektirmeli miyim?

Mamografi şu anda tarama amacı ile onaylanmış tek yönetimdir. Yoğun meme dokusuna rağmen mamografide saptanabilen kanser çeşitleri bulunmaktadır. Öneri’de bulunan kuruluşlar halen yoğun meme dokusunda mamografi çektirmeyi öneriyorlar.

Yoğun memelerde mamografiden daha iyi tetkikler bulunuyor mu?

Deneyimlerimiz ultrason ve manyetik rezonans görüntülemenin mamografide görünmeyen bazı yapıları saptamada başarılı olduğunu göstermiştir. Ancak diğer yöntemler de olduğu gibi manyetik rezonans görüntüleme ve ultrasonun da yalancı pozitif ve yalancı negatif sonuçları olabilmektedir.

Yoğun meme dokusuna sahipsem ne yapmalıyım?

Yoğun meme dokusuna sahip bayanlarda hekimler, lezyonu görmeme riskine karşın ekstra incelemeler talep edebilirler. Bu aşamada tedirgin olmayın ve incelemelerin tamamlanmasını bekleyin.

Ben de meme yoğunluğu yok ne yapmalıyım?

Meme yoğun değil ve ekstra bir risk faktörünüz yoksa, meme kanserine yakalanma riskiniz yaşıtınız olan bayanlar ile eşittir. Bu durumda sizin için önerilen 40 yaşından sonra yıllık muayene aralıklarıdır.


Kişisel risk faktörleri ve önceki görüntüleme sonuçları sonucunda elde edilen bilgilere göre sizden ilave ve daha erken periyotlar ile kontrol istenebilir.

2014-01-29

Mamografi’ye giderken nasıl hazırlanmalıyım?

Mamografi’ye giderken nasıl hazırlanmalıyım?

  • Gebelik olmadığından emin olunması.  (Menstruasyonu takip eden haftalar)
  • Memelerde ağrı oluyor ise menstruasyonu takip eden haftada incelemenin yapılması
  • Duş yapılması, vücut temizliğine dikkat edilmesi. 
  • Deodorant – losyon – pudra ve benzerler maddelerin kullanılmaması
  • Rahat giyecekler giyilmesi
  • Eski filmlerin ve raporların, varsa ameliyat ve meme yönelik yapılmış işlem sonuçlarının birlikte getirilmesi.
  • Mamografi'den önce meme'de yeni sertlik olup olmadığının elle muayenesinin sağlanması. (Kendi kendine meme muayenesi veya hekim muayenesi )
  • Doktorun gerekli konularda önceden bilgilendirilmesi. (akıntı, sertlik, kızarıklık, ağrı ... )


2014-01-06

Meme kanserinden korunma

Gelecek sene ABD'de 230.000 kadın meme kanseri olduğunu öğrenecek. Önceki yıllarda meme kanseri tanısı alan 65.000 kadın gelecek sene bu hastalıktan dolayı yaşamını yitirecek. Korkmalı mıyız? Doktorlar bizi korkutmaya mı çalışıyorlar? Hastaları yüzyüze gören, onların mağduriyetini onlar ile beraber yaşayan hiç bir meslektaşımın bunu aklından geçirdiğini sanmıyorum. Zamanında bazı önlemler alınmasaydı araçiçi trafik kazalarında bugün yaşanan can kaybı, yaşadığımızın kat kat fazlası olurdu. Nedir bunlar? Güvenli cam ve emniyet kemeri. Temiz içme suyu, aşılama ve antibiyotikler olmasaydı bugün ortalama yaşam süremiz hala 40–50 yaş civarında seyrederdi.

Meme kanserinde toplumun bilinçlenmesini sağladığımız takdirde, meme kanserinden ölümün kader olmadığını, yakalanan her hastaya ağır tedaviler gerekmediğini görebiliyoruz.

Amaç gereksiz kaygı yaratmadan, hastanın ruh sağlığını bozmadan, gereksiz aşırı tedaviler ve gecikmeler yoluyla hastanın beden sağlığını riske atmadan iyilik halini korumak, hastanın sağlığını riske atmaksızın yakalananları hafif tedaviler ile eski sağlığına kavuşturmaktır.

Maalesef meme kanserinden korunma pasif bir eylem değildir. Birey bilgilenmeden, sorumluluk üstlenmeden korunma mümkün olmamaktadır.

Meme taramasına ne zaman başlanmalıdır gibi basit, doğal bir soru ile başlayalım. Erkeklerde ve genç kızlarda meme kanseri oldukça nadir görülmektedir ancak kızlarda ergenlikten bir kaç sene sonra bildirilen vakalara tıp literatüründe rastlamak mümkündür. Risk düşük olduğundan genç bayanlara önerilebilecek tek tarama yöntemi (KKMM) kendi kendine meme muayenesidir. Yakınma varlığında, gençlerde ilk kullanılacak tanı yöntemi ise ultrasonografi olmalıdır.

Kimlere tarama yapılmalı sorusuna vereceğimiz yanıt ergenlik sonrası tüm bayanlar olacaktır. En azından KKMM ile başlamalı, farkındalık oluşturulmalıdır. Hastalığın genç yaşlarda düşük sıklığı nedeniyle tıbbi görüntüleme ile tarama gerçekçi olmayan bir yaklaşım sayılır.

Sağlık kuruluşlarına gelmekte zorluk çekecek kadar yaşlı veya başka hastalıklardan dolayı düşkün olan bayanlar için yine en uygun kontrol yöntemi KKMM'dir.

Ailemizde mamografi ve taramayı reddeden bir birey bulunuyor. Tüm tanı ve tedavi yöntemleri ancak hasta kabul ederse mümkün olabilmektedir. Bu yakınımıza kendi kendine meme muayenesi (KKMM) anlatıldı. Bu sayede eline gelen sertliği farkedip tanısal yöntemler ile doğrulandıktan sonra ameliyat oldu. Şu anda hastalıksız geçirdiği yılların keyfini yaşıyor. Meme yapısını tanıdıktan sonra ele gelen her yeni sertlik yeni bir incelemeyi hakediyor. Her sertlik kanser değildir, ancak yeni sertliklerin kanser olmadığı uygun bir yöntem ile doğrulanmalıdır. Ben anlamıyorum, kaçırmaktan korkuyorum diyenleri duyar gibiyim. Tüm tanısal yöntemler gibi KKMM aşırı bir beklenti, yalancı bir güven yaratmamalıdır. Doğru bir benzetme olarak kabul ederseniz, trafikte karşıdan karşıya geçerken ne sağa solda bakmak, ne yaya ışığının yeşil oluşu bizi %100 korumaz, ancak yine de sağa sola bakmak iyi bir alışkanlıktır. Pratikte KKMM yeni tanı konulmuş hastaların %70'ini oluşturmaktadır. Bu oran meme büyüklüğü, kitlenin derin veya yüzeyel yerleşimi gibi faktörler ile değişiklik göstermektedir. Ele gelmeyen, sertlik olarak belirti vermeyen geri kalan kitleler için daha uzun aralıklar ile görüntüleme önerilir. KKMM avantajlarına bakacak olursak, başkasına ihtiyaç duyulmaması, ucuz olması (0 $), radyasyon içermemesi, istenilen sıklıkta tekrarlanabilir olması sayılabilir. Dezavantajlarına gelince zaman zaman gereksiz kaygılara yol açması, %100 koruyucu olmamasıdır. Diğer yöntemleri gözden geçirdiğimiz zaman bu dezavantajların pek çoğunun benzerlerini diğer yöntemlerde bulunduğunu görebiliriz. Böyle durumlarda kolaydan zora doğru, ucuzdan pahalıya doğru, tamamlayıcı yöntemler ile kaygılar giderilinceye kadar veya kesin bir kanaate varıncaya kadar bulgular incelenir.

KKMMsine erken başlama ve geç yaşa kadar sürdürme mamografinin önerildiği yaş aralığı dışında kalan tüm bayanları korumada yardımcı olur.

Elle muayenede ele gelen sertliğin kanser değil kist veya meme dokusu çıkması yalancı pozitifliktir. Kanser olduğu halde ele gelmemesi ise yalancı negatifliktir.

Mamografi ve ultrason ile ilgili kısa bir giriş yapmama izin verin. Her iki yöntemde tek başına %100 koruyucu değildir. İkisi arasında tarama amaçlı onaylanan yöntem mamografidir.

Elle muayenede kullandığımız parametre sertlik ise, mamografide kullanılan parametre doku yoğunluğudur. Mamografi'de yandan ve üstten çekilen ikişer görüntü elde edilir. Mamografi görüntüsü, camdan yapılmış bir nesnenin kağıt üzerindeki gölgesine benzetilebilir.
Kitleler mamografide kendini üç şekilde belli ederler. Yoğunluğu düşük yağlı doku zemininde yüksek yoğunluklu bir bölge. Önceki sene ile karşılaştırıldığında bölgesel yeni yoğunluk artışı ve karşı meme ile karşılaştırıldığında asimetrik yoğunluk artışı. Bunun dışında bazı kireçlenmeler kanser konusunda şüphe uyandırır.

Yalancı pozitifliğe yol açan sebep herhangi bir bölgesel yoğunluk artışı olabilir. İltihap ve enfeksiyonlar, selim kitleler zaman zaman yorum zorluklarına yol açabilirler.

Mamografide yalancı negatifliğe yol açan sebepler ise kitlenin çok küçük olması, görüntü alanına girmemesi, göründüğü halde yeterli kanser kriterleri taşımaması, memenin yoğun dokusu tarafından örtülüp gizlenmesidir.

Meme ultrasonunda, dokunun ses yansıtma özelliği değerlendirilmektedir. 15 dakika süren bir incelemede radyolog hekim yaklaşık 25.000 kare görüntüyü değerlendirmektedir. Prob veya transduser denilen parça doku ile teması sağlar. Transduser ve cihazın ayarları hekim tarafından yönetilmektedir. Ultrasonografi incelemesini karanlık bir odada fener ile belirli bir nesneyi aramaya benzetebiliriz. Bir seferde sadece fenerin aydınlattığı bölgeyi görebiliriz. Gördüğümüz bölgeyi net görürüz ancak odanın tamamının tarandığından emin olmak kolay değildir. Nesnemiz çevre ile benzer renkte ise gözen kaçabilir.

Sonografi sırasında oluşan dikkat dağıtıcı unsurlar, probun memenin tamamını taramaması, aranan yapının sesi çevre dokuya benzer şekilde yansıtması yalancı negatifliğin sebepleri arasındadır.

Yalancı pozitifliğin sebepleri arasında genelde bazı selim meme hastalıkları bulunmaktadır. Granülomlar, selim kitleler, enfeksiyonlar tanıda zorluk çıkaran durumlardır.

Çok yüksek riskli hastalar, mamografi ve ultrason ile kesin sonuca varılamayan hastalarda ilave inceleme olarak, meme MR kullanılmaktadır. Meme MR yalancı negatifliği düşük, yalancı pozitifliği yüksek bir inceleme yöntemidir.

MemeMR da dokuda protonların kuvvetli bir manyetik alanda radyofrekans dalgalarında salınımı incelenmektedir. Dışarıdan verilen bir ilaç ile meme dokusu içerisinde ilaç tutma alanları varlığı ve bunların ilaç tutma şekli incelenir. Uygun adet döneminde çekilen meme MR çoğunlukla az ilaç tutmakta, ilaç tutan kitle bu alanda yıldız gibi parlamaktadır. Bazen memenin tamamı yaygın ilaç tutmakta olup kitleyi bulmayı zorlaştırmaktadır. Kitleler 1,2,3 olarak adlandırılan şekillerde ilaç tutabilir. Tip bir tutulumların çoğu selim, tip üç tutanların çoğu habis, tip ikiler ise belirsiz, ortada kabul edilir. Diğer yöntemlerde olduğu gibi yalancı pozitif ve yalancı negatifler bu yöntemde de mevcut.

Yalancı pozitif ve yalancı negatifler ile başederken kansız yöntemler olarak sayabileceğimiz KKMM, mamografi, sonografi, MR elinizdeki silâhlardır. Bazen bu silahların tümü bizi gördüğümüz yapının temiz olduğuna inandırmak için yeterli olmayabilir. Bu durumda tanıya yardımcı olmak için biyopsi yöntemine başvuru gerekebilir.

Biyopsi meme incelemelerinde sona bıraktığımız ama zaman zaman kaçınılmaz olan bir inceleme yöntemidir. Hastaların çoğu biyopsi ile kanseri bir tutmakta, bu algıdan dolayı bazen kendi sağlıkları açısından riskli kararlar verebilmektedir. Bazı hastalar ise biyopsiyi gözünde fazla büyütmekte, aşırı kaygı yaşamaktadır.

Bu soruların yanıtını bir iki paragrafta arayalım. Birincisi biyopsi sadece kanserli hastaya yapılmaz. Kanser olasılığı %5 olan hastaya da önerilebilir, olasılık %95 olduğu zamanda önerilir. Riski düşük gruba önerilme sebebi gecikmeden doğabilecek risklere karşı koymaktır. Tanısı kesine yakın olan hastaya önerilme sebebi ise geri dönüşü olmayan cerrahi tedavilerden önce tanı doğruluğunu %95 ten %99.9a çıkarmaktır.

Biyopsi zorluğuna gelince sonuç çıkıncaya kadar geçen kaygılı süreyi saymazsak genelde ağrısız veya hafif ağrılı bir işlemdir.

Yazıyı buraya kadar okuduysanız meme kanseri ile mücadelenin hekim ve hasta için kolay olmadığını farketmişsinizdir. Yaşam boyu hiç bir zaman meme kanseri olmayacak 8 kadından yedisi için bu çabaların tümü boşa gider. Keşke herkes bu grupta olsa.

Meme kanseri tanısı konulduğu zaman genellikle hastaların morali aşırı şekilde bozulmakta, neden ben, şimdi ne yapmalıyım sorularının yanıtını aramaya başlamaktadırlar. Hastalığı küçümsemek için söylemiyoruz, ancak meme kanserli hastaların çoğunluğu tedavi edilmekte ve sıkıntılı geçen bir süreden sonra yaşamlarını kaldığı yerden sürdürmektedir. Bu süreçte karşılaşılan sorunların aşılmasında en büyük yardımı hekimlerden ve ailenizden alacaksınız.

Meme ile ilgili bir sorundan size bahsedildiğinde üç soru sormalısınız. Sorunum nedir? Bu aşamada ne yapmam gerekir? Yapmanın / yapmamanın, faydaları / riskleri nelerdir?

Yazının amacı genel bilgilendirme olduğundan tanı konulduktan sonra tedavi seçenekleri konusuna değinilmeyecektir. Şunu bilmek yeterli olacaktır: Daha küçük ve erken saptanan hastaların sahip oldukları seçenekler daha fazladır. Tedavilere olumlu yanıt verme şansları daha yüksektir.

Korunmak için yapabileceklerinizi hatırlatıp yazıyı sonlandıralım. KKMM ve bilinçlenme meme kanserinden korkmadan erken saptamanıza yardımcı olur. Yaşantınız sırasında düzenli fiziksel egzersizler yapmalı ve kiloyu normal sınırlar içerisinde
tutmaya çalışmalıyız. Hareketsizlik ve fazla
kilolar önlenebilir risk faktörleridir.

Önlenebilir risk faktörleri içerisinde dışarıdan ekstradan alınan dişilik hormonları ve benzeri kimyasallardır. Bunların tüketimini zorunlu haller ile sınırlamalıyız.

Az miktarda alkol tüketimi ile meme kanserinin bağlantısı bulunmamakta, ancak aşırı tüketim risk faktörleri arasında yer almaktadır.

Doğurganlık ve emzirme yine memeyi korumaya kısmen yardımcı olmaktadır.

Meme kanseri ile savaşım hem hekimler için hem bayanlar için uzun süren ve yorucu bir mücadeledir. Bu sırada enerjimizi ve moralimizi yüksek tutmalıyız. Para ve enerjimizi efektif harcamalıyız. Hastaların büyük bir kısmı tedavi edilebilmektedir. Amacımız erken tanı ile tedavi başarısını arttırmak, hastaların daha büyük bir oranına hafif tedavilerden yararlanma şansı yaratmaktır.

Sağlıklı ve mutlu günler dileği ile.